SERAP KONUK Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmen Şair-Yazar


ANADOLUM

ANADOLUM


ANADOLUM
Bir uçtan bir uca dolaştım Anadolu'yu
Nasıl unuturum Bitlis'in karını soğuğunu?
Sıcak bakışlı, yürek eriten öğrencilerim
Dağ laleleri hâlâ durur mu?
Kokar mı burcu burcu,bana haber iletin.

Pembe düşlerin ardına gizlenirdi gerçekler
Tezek yapıştırılmış kokulu duvarlar bir yandan
Bir yandan da kokulu menekşeler,
Zıtlaşırlar mı yine birbirleriyle?
Oyyy! Dağları karlı,yolları karlı memleketim
Anadolum,yüreğim,canım ciğerim...

Nasıl unuturum Rize'nin çay bahçelerini?
Yeşilin böylesine güzelleştiği, bütünleştiği
Kadınların makas tutan elleri
Yaşıyorsa acısını yorgunluğun
Ve bir kadın,sırtında küfesi
Çeşanının ucuyla siliyorsa gözyaşını
Kımıl kımıl,sevda dolu öğrencilerim
Hâlâ çalışır mı analarınız ıslaklığın ortasında?
Hâlâ gebe mi karanlık geceler gün ışığına
Bana haber iletin.

Kemençe sesleri coştururken insanları,
Atmacalar ,yağmur bulutlarıyla
Çılgınca dans ederken
Özgürlükten yoksun bırakılan kadınlarla
Eş değer mi?
Tutsak mı erkeğinin bileğine
Karadeniz'in hırçın dalgaları döverken kayalıkları
Yeşilin,alabildiğine yeşilin gizemli büyüsü
Böylesine  anlamlı, böylesine yorgun mu?

Kömür karalı, ak yürekli insanımın
Maden kokulu memleketi Zonguldak!
Hani girişte mahzun, devrik durursun ya
Hani evlerin, bahçelerin baca dumanı renginde
Aldırmam, bilesin.
Bedenin kara da olsa,yüreğin sevgi dolu
Sensin işçimin dirençli kolu.
Ya nasıl unuturum bastonlar diyarını?
Bir emektir dokunan, alın teridir
Türlü nakışlar oluşmuştur becerikli ellerden
Her bir nakışı, bir ezginin notaları
Kıvrak, fıkır fıkır dans eden
Yine en güzeli mi gümüş kakmalı bastonlar
Sergilerin?
Umuda mı bezenmiş sevgiler?
Yıkanmış mı Filyos  ırmağında Devrek'in kuşları?
Benden selâm iletin!

Kuşku ile doludur Siirt'in yolları...
Girişi olup da çıkışı olmayan bir tüneldir Pervari!
Acı...Keder....
Kokuşmuş sanki bütün bedenler.
Yoksulluk gördüm, umarsızlık gördüm.
Bir şey vardı ki yokluğa inat
Gizlenmişti Miran'ın bakışlarında.
Işkının tadını orada yeniledim,özlem giderdim
Ellerinde türlü türlü nakışlar
Çemçemli kızların dostluk türküsünü dinledim.
Ve ben, bir kez daha
Bir kez daha sevdayı yineledim.
Ölümü hissettim karanlık bir gecede
Ateş kusan roketlerin, silâhların gölgesinde
İlk kez nefreti, acımasızlığı duydum.
Sevdiklerimle bir yumak olup
İlk kez korktum.
Susuzluğa,açlığa,karanlığa,yokluğa
Duvar olmuş bakışlar.
Unutmak olası mı,unutur muyum sizleri
Karası kara, akı ak, bir kez kaldır da başını
Ağlayan bulutlara bak!
Gizlenmiş sevdalar toprak damlı evlerin ardına
Gizlenmiş iri gözlü,kara tenli çocuklar...
Ve ardımda bırakarak yılları
O sakin kente geldim,

Bilecik.
Sende bütünleşmiş güzellik.
İnsanları sıcak, cana yakın
Unutulmuşluğun ne denli kötü olduğunu
Sizlerle anladım.
Köyümle kucaklaşıp,
Sıcak tarhanaya kaşık salladım.
Ya öğrencilerim?
Böylesine güzel...Böylesine anlamlı...
Ayrılmanın verdiği hüzün, burukluk
Yürekten, içten bir yakınlaşma
Yalın ve yapmacıksız...
Bırakıyorum ardımdan tüm güzellikleri
Yıllar önce özlediğim yollara,
Bursa'nın çam kokulu dağlarına kavuşuyorum.

Oyyyy! Dağları karlı, yolları gül kokulu memleketim.
Anadolum, yüreğim, canım, ciğerim..
Sevdalısı öğrencilerim...
Sizleri hep sevdim.
Hep seveceğim!...