15.02.2022 10:48:00

ANLAT BİZİ

ANLAT BİZİ

 

ANLAT BİZİ

Zaman tüneline girme günüm bugün ve fotoğraf kutusu kucağımda Erzurum'dayım.

Siyah beyaz fotoğrafta Saim amcamlayız. Muhtemelen beyaz kurdeleli ablamı okuldan almışız, benim yaşım henüz 5. (Fotoğrafın tarihini yazmam:))

Aslında aradığım, amcamın köyümüzde çekilmiş at üstünde, gözünde güneş gözlüğü ile çok havalı, yakışıklı olduğu fotoğrafıydı, bulamadım, kesin ablam araklamıştır, onun siyah beyaz fotoğraflara, o fotoğrafların hatırlattıklarına merakı benden çok daha fazla. Amcama "bu fotoğrafta aynı Bruce Willis gibisin" demiştim, "o da kim oluyor benim yanımda yeğenim" diye gülmüştü.

Babamın köyüne, Erzurum Şenkaya Gözebaşı'na (eski adı Yukarı Hamas) giderken benim de at binmişliğim var. O yıllarda vergiler henüz yol, su, elektrik olarak dönmemiş bizim köye. Dedem tren istasyonuna at ile öküz koşulmuş kağnı gönderirdi bizi almaları için. Annem ve üç kızını... En son 1969 yılında gitmiştik. Neil Armstrong'un aya ayak bastığı gün; yolu, suyu, elektriği olmayan Yukarı Hamas köyündeydik, gülüş cümbüş izlemiştik, aya bakıp hayaller kurarak, hayretle ve kesinlikle inanmadan...

Çelik çomak oynayan, mandaların kuyruğunu çekiştiren masum çocuklardık...

Yıllar geçti, uzak kentlere taşındık, büyüdük, eksildik, çoğaldık. Uzakları yakın eden telefonlarla birbirimizi hayatlarımıza ortak etmeye çalıştık. Aramayı ihmal ettiğim zamanlar olurdu bazen, özür dilediğimde Saim amcam hiç sitem etmez, "sen arayınca ağabeyimin sesini duyar gibi oluyorum, ara sen beni, özletme" derdi. Bir de ne derdi; "mezarlığa git, onlara fatiha oku, benden selam söyle."

Son yolculuğuna uğurlayamadığım birinci babaannemin son çocuğu amcam; gidenler nereye gidiyor bilmiyorum, o gidilen yerde, eş, dost, akraba buluşuyor mu onu da bilmiyorum.

Bir umut; görüşürseniz anlat onlara beni, bizi...

Gülsema

14.02.2022