23.01.2022 10:20:00

ARKADAŞ

ARKADAŞ

ARKADAŞ..

Savaşın olabildiğine yoğun yaşandığı bir anda, siperdeki asker en yakın arkadaşının az ilerdeki kanlar içerisinde yere düştüğünü görür.

İnsanın başını bir saniye bile bulunduğu siperden dışarı çıkaramayacağı, adeta ateş yağmuru altındaydılar.

Asker, yanı başında bulunan teğmene “teğmenim bir koşu fırlayıp arkadaşımı alıp getirebilir miyim” diye sorar.

Teğmen “Oğlum bu şu anda mümkün mü, siperden başını çıkarsan hemen vurular seni, olacak iş mi bu” der.

Kaldı ki gitmeye değer mi, arkadaşın delik deşik olmuş, ruhunu çoktan teslim etmiştir. Bunun için kendi hayatını tehlikeye atma.

Asker boyun büker, yalvarırcasına teğmene bakar.

Teğmen, peki git o zaman der.

Bu söz üzerine siperinden ok gibi fırlayan asker, kurşun yağmuruna aldırmadan arkadaşının yanına ulaşır.

Siperde bulunan askerler şaşkınlık içerisindeler. Doğrusu bir mucize gerçekleşmişti.

Arkadaşını sırtına alarak aynı hızla geri dönmüştü.

Teğmen kanlar içindeki askeri muayene ettikten sonra, sana söylemiştim.

Hayatını tehlikeye atmaya, bu büyük riski göze almaya değmez diye.

Bak ben haklı çıktım. Asker ölmüş.

Asker ağlamaklı, bu riski göze almama değdi komutanım der.

Komutan nasıl değdi, bu adam ölmüş görmüyor musun?

Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına vardığımda henüz yaşıyordu.

Onun son sözlerini duymak benim için dünya ya bedeldi.

Arkadaşının son sözlerini ağlayarak ve de haykırarak tekrarladı.

“Geleceğini biliyordum benim güzel arkadaşım”, demişti.

Siz ce değmedi mi komutanım?

Kıssadan hisse; Bilhassa makam ve mevki sahipleri öyle birilerini arkadaş ve sırdaş seçmeli ki, yarın iktidardan düştüklerinde arkalarını dönüp gitmesinler, menfaatlenecekleri başka kapılar aramasınlar, en kötü günlerinde de yanlarında bulunsunlar.

Hayırlı pazarlar.