28.03.2026 17:28:00
Bir Nevruz’un Ardından
Bir Nevruz’un Ardından
Bir Nevruz’un Ardından
Çocukluğumda Ramazan ve Kurban bayramı dışında dini motif taşıyan bir de Mayıs ayında kutlanan Hıdırellez vardı. Baharın gelişi kırlara çıkarak şölen havasında kutlanırdı. Üniversite sonrası yıllarımızda bir de Nevruz bayramımız olduğunu, hatta Osmanlı döneminde de kutlanmasına, şairlerin nevruziye şiirleri kaleme almasına rağmen sonraki yıllarda unutulmaya yüz tuttuğunu öğrendik.
90’lı yılların başlarında PKK ve sempatizanları bu günü direniş/diriliş malzemesi olarak kullanmaya başlayınca yeniden gündemimize geldi ve bizim cenahın da aslında bunun kendi tarihimizin mirası olduğunu belirterek kutlamaya, ateşten atlamaya, örste demir dövmeye başladıklarını hatırlıyorum.
Nevruz (Yeni Gün) Türklerde de Kadim bir Gelenek
Farsca Nev (yeni) ve ruz (gün) kelimelerinin birleşmesiyle oluşan nevruz, baharın gelişini belirtir ve bir nevi yılbaşıdır. Kültür Bakanlığı sayfasında (https://yakegm.ktb.gov.tr/TR-12646/nevruz-nedir.html) tanıtımı yapılırken Orta Asya'dan Balkanlardaki uluslara kadar çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz’un, ‘her ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü itibariyle baharın gelişinin kutlandığı coşkuyla karşılandığı bir gün’ olduğu belirtilerek şöyle deniyor:
'Gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart'ta güneş göçmen kuşlar gibi kuzey yarımküreye yönelir. 21 Mart ile birlikte havalar ısınmaya, karlar erimeye, ağaçlar çiçeklenmeye, toprak yeşermeye, göçmen kuşlar yuvalarına dönmeye başlar.
Bu nedenle 21 Mart bütün varlıklar için uyanış, diriliş ve yaradılış günü olarak kabul edilerek, bayramı adıyla kutlanır.' ‘Nevruz-i Sultani, Sultan Nevruz, Sultan Navrız, Navrız, Mart Dokuzu gibi adlarla da anılmaktadır.
Oniki Hayvanlı Türk Takviminde görüldüğü üzere Türklerde de çok eskiden beri bilinmekte ve törenlerle kutlanmaktadır. Türklerde Nevruz hakkında başlıca rivayet, bugünün bir kurtuluş günü olarak kabul edilmesidir. Yani Ergenekon'dan çıkıştır. İşte bu nedenle bugün Türklerde Nevruz, yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilmiş ve günümüze kadar bayramlarda kutlanagelmiştir. Orta Asya'daki Türk topluluklarından Azeri, Kazak, Kırgız, Türkmen, Özbek, Tatar, Uygur Türkleri, Anadolu Türkleri ve Balkan Türkleri Nevruz geleneğini canlı olarak günümüze kadar yaşatmışlardır.'
2013’ten bir anekdot
2013 yılı 21 Mart’ında günlüğüme şu notları düşmüşüm: Bugün Nevruz ve Türkiye’de Kürt sorunu denilen aslında ayrımcı kürtçülük sorununun çözüme kavuşması, kalıcı kardeşlilk ve barış sürecinin başlaması adına daha coşkulu kutlandığı bir gün. Bu arada barış süreci için heyetler İmralı-Kandil-Avrupa ile görüşmelere devam ediyor. 30 yıllık PKK belası nihayet bulacak diye ümitlerimiz yeşermeye başladı. 1 milyon kişinin katılımıyla Diyarbakır’da düzenlenen nevruz kutlamaları barış umutlarının artmasına vesile oldu.
Nevruz ardından (25 Mart Pazartesi) barış süreci ve İsrail’in Mavi Marmara sonrası özür dileyip tazminat ödemeyi kabul etmesi ile moral bulan piyasalar ise iş hayatında doping etkisi meydana getirdi. Türk dünyasında kutlanan bu bayram ülkemizde de resmen kutlanması maksadıyla girişimler başladı.
Ortak Bayram ilan Edildi
Uzun bir dönem ülkemizde unutulsa, Türk Cumhuriyetlerinde, bölge ülkelerinde kutlanan Nevruz, geçtiğimiz yıl Türk Dünyasının ortak bayramı ilan edildi ve ülkemizde de resmen kutlamalara katıldı.
At yarışı, ok atma , güreş gibi müsabakaların yanı sıra oyun, sirk vb. gösteri sanatlarının tarih içinde bu günde icra edildiği ve hatta Türklerin Ergenekon’dan çıkış günü olarak anıldığı, Hunlardan beri kutlanageldiği, Demir dövme geleneğinin de Göktürklerden kalma bir adet olduğu, Oğuz Kağan destanında Oğuz’un doğumunda ağaçların yeşermesi ve baharın başlaması nedeniyle yapılan şenlikler sebebiyle bugüne Oğuz günü bile denildiği gibi hususlar bilim adamlarınca dile getirilerek, Selçuklu ve Osmanlıda da bu geleneğin canlılığını sürdürdüğü, Kayı Boyu'na mensup Karakeçili aşiretinin 21 Mart tarihinde Ertuğrul Gazi'nin türbesi etrafında toplanarak burada bayram yaptıkları, padişahların nevruz törenlerine katıldıkları tarihçiler tarafından dikkat çekiliyor.
(https://www.trthaber.com/haber/turk-dunyasi/turk-dunyasinin-ortak-bayrami-nevruz-938521.html)
Muarızları da yok değil
Nevruz kutlamalarının dinimize aykırı olduğunu söyleyen alimlerimiz olduğu gibi milli bir vasfa büründüğünü kabulle kutlanmasında mahzur görmeyenler de bulunuyor. Mahzurlu görenlere göre Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) Medine’ye hicretinde nevruz ve mihrican adıyla 2 bayram geleneğini gördüğü, bu günlerin ne olduğunu sorunca halkın ‘Biz, câhiliye devrinden beri bu günlerde eğleniriz’ şeklinde cevap verdi. Bunun üzerine peygamberimizin ‘Şüphesiz Allah size, o iki günün yerine daha hayırlı olan iki bayramı (Kurban Bayramı ile Ramazan Bayramı) vermiştir’ (Ebu Davud- 1134. Nesai-1556) dediğini beyan ediyorlar ve bu iki bayramın kaldırıldığını söylüyorlar.
Nevruz’u ‘mahlûkatın bayramı’ olarak gören Bediuzzaman gibi zatların da olduğu bu günde kıra çıktığı, sevindiği ve iştirakde bir mahzur görmeyen alimlerimiz de vardır. (https://www.zaferdergisi.com/makale/15579-mahlukatin-bayrami-bediuzzamandan-bir-hatira.html)
Nevruzu Siyasileştirme ve İsrail bayrağı
Bölgemizde bugünü kutlayan kürt vatandaşlarımız içinde ölçüyü taşıran tahrik edici bazı kimselerin çıkması üzücüdür. Bazı Avrupa ülkelerinde PKK sempatizanlarınca nevruz şenliklerinde hele İsrail bayrağı taşımaları ve ‘Biji Netanyahu’ sloganlarının atılması güne, gündeme ve barış ortamına leke düşüren davranışlar olarak kayda geçti.
Başta yeni bir baharın müjdesi şahsi tefekküre ve şükre vesile olması, toplumsal hayatta da barışa, kardeşliğe, dayanışmaya, birlik ve dirliğe vesile olması gerekirken Nevruz’un çatışmaya malzeme kılınması, hele bölgenin ve dünyanın çıbanbaşı İsrail’in bayrağının dalgalandığı güne dönüşmesi tabii ki kabul edilemez. Lokal olarak kalması ve bir daha tekerrür etmemesi en büyük temennimizdir.
Bin yıldır kardeşane yaşadığımız bu topraklarda kardeşliğimiz kaim, birliğimiz daim be bütün iklim-i cihana örnek olsun.



