28.11.2022 18:55:00
BİR ÖMRE KAÇ KİTAP SIĞAR
BİR ÖRE KAÇ KİTAP SIĞAR
Bir ömre kaç kitap sığar?
Eskilerin velûd yazar diye nitelediği doğurgan, çok üretken yazarlarımıza hayran olmamak mümkün değil. Sıkıntılı çağlara ve zamanlara rağmen neredeyse durmadan yazan yazar ve kültür adamlarımızı duydukça önce kendimize hayıflanıyor, aşka ve şevke geliyoruz sonra da çalışkanlıklarına hayran kalıyoruz. Eserlerinin muhteviyatı bir tarafa sadece bu özverili gayretleriyle bile insanlığa hizmet ediyor ve okurundan yazarına bir motivasyon kaynağı haline geliyorlar.
Hem dış dünyadan hem kendi kültürümüzden fark etmez, yazın aleminden örnek simalara bakmak bana ayrı bir haz veriyor. İlk etapta hatırımıza geliveren dış ve iç dünyadan ömründe aklımızı zorlayacak kadar kitap yazmayı sığdıran bazı zevat.
600 kitap yazan yazar
Araştırmacı yazar müzisyen bir kardeşimiz, merak ettiği en çok kitap yazan kişileri işlediği kısa videosunda 200’ün üzerinde eseri bulunan Stephan King, 506 eserle Isaac Asimov, 722 kitabı olduğu belirtilen Barbara Cartland gibi 8-10 yazardan bahsederek hayretini ifade ediyor, bizim de şaşkınlığımızı artırıyor. (Yazar, neyzen Hakan Mengüç’ün 600 kitap yazan yazar başlıklı Youtube videosu)
13 bin 500 kitap yazanı da varmış?
Bir başka yazar da bir yazısında (Edip Emil Öymen, 25 Şubat 2013 Pazartesi, https://www.dunya.com/kose-yazisi/113500-kitap-yazan-adam/15767) 113 bin 500 kitap yazan bir adamdan ve şirketten bahsediyor. Adı Philip M. Parker olan yazar, Pazarlama konusunda Profesörmüş. Geliştirdiği bir program sayesinde tek başına veya bir ortağıyla bu kadar hatta bundan daha fazla (200-900 bin arası tahmin ediliyor) kitap yazmış!
Özetle şöyle diyor: Philip M. Parker, uluslararası iş yönetimi uzmanlık okulu sayesinde şirketlerin bilanço raporlarındaki tekdüzelik ile, bilgisayarın “kafasının çalışması” (algoritma) arasındaki benzerliği paraya çevirmeyi başarmış. Bunun için, bazı tür kitapları “yazabilecek” bir bilgisayar programı geliştirdi. Kurduğu şirketiyle, birkaç saat gibi pek kısa sürelerde devasa bilanço raporları, piyasa araştırma raporları, basın bültenleri hazırlamaya başladı. Şirket, veriyi sağlar, Parker’in programı rakamları ve eşlik edecek açıklamaları “raporlama uzmanı gibi düşünüp” metin haline getirir, ciltlenir. İsteğe ve siparişe göre araştırma konularını da bilgisayar hazırlar kişiye ulaştırılır. İşin içinde insan emeği olmadığı için maliyet pek az. Kazanç pek çok.
Adam, dil öğrenimine destek olmak için örneğin, soruları İspanyolca ama cevapları Fransızca bulmaca kitapları yayınlıyor. Ya da soruları İngilizce, yanıtları Portekizce... Parker’ın tıbbî konularda kitapları da varmış. Örneğin, Akdeniz Anemisi alanında çalışan araştırmacıların bibliyografyalarını içeren kitap. 100 bini aşkın listede özlü sözler kataloğundan sözlüklere, ders kitapları, akla gelmeyecek tuhaf konularda uçuk “veri” kitapları da adamın eserleri arasındaymış!
Bizim medeniyetimizden yansıyanlar
Bırakalım dış dünyayı, içimize ve kendi kültür dünyamıza bakalım; hayretimize tavan yaptıracak kadar durmadan çalışan, yazan, yazdıran (eskiden bir usuldü talebelerine yazdırmak) alimlerimize çokça rastlamak mümkün. Adamların yazdığı eserlerin sayfa sayısı güne vurulduğunda küçük bir risale çıkacak kadar üretken değerlerimizle zengin bir kültüre sahibiz.
Örneğin benim üzerinde lisans tezi hazırladığım allame Celaleddin es-Suyuti’nin hemen hemen ilmin her alanında 500’ün üzerinde eseriyle karşılaşınca çok şaşırmış ve hayran olmuştum. İyi ki yazmışlar ve bizlere ulaştırmışlar.
Yine 500’e yakın eseri olduğu bilinen ancak 100’e yakını bize ulaşan İmam-ı Gazzali de kültür dünyamızın parlayan bir yıldızıydı. Said Nursi gibi alimlerin yüzün üzerinde risale yazdığını ve halen muhtelif yayın evlerince hem de birkaç değişik dünya dillerinde baskısı yapıldığını görüyoruz. Yazı makinesi olarak bilinen, birçok yazara tarihi sevdiren Ahmet Mithat Efendinin 200 kadar kitap yayınladığını biliyoruz.
Külliyatı bulunan ve eserleri yayınlanan çok sayıda yazarlarımızı hatırlamadan geçmemeliyiz. Sâmiha Ayverdi, Münevver Ayaşlı, Yavuz Bahadıroğlu, Ömer Seyfettin, Necip Fazıl Kısakürek, Muzaffer İzgü, Cemil Meriç, Nurettin Topçu, Sezai Karakoç, Tarık Buğra, Mehmet Niyazi Özdemir, Bahtiyar Vahapzade, Cengiz Dağcı, Cengiz Abdullayev, Muhammed Şirazi, Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Said Havva, Kemalettin Tuğcu, Ahmet Hamdi Akseki, Ömer Nasuhi Bilmen, İsmail Çetin, Kadir Mısıroğlu, Ahmet Mahmut Ünlü, Nurettin Yıldız, İhsan Şenocak Ahmet Lütfi Kazancı, Adnan Demircan, İhsan Süreyya Sırma, Ahmet Akgündüz, Hayrettin Karaman, İlber Ortaylı, İskender Pala, Ekrem Buğra Ekinci, İsmet Özel, Ahmet Günbay Yıldız, Rasim Özdenören, Abdurrahman Dilipak, Sadık Albayrak, Sevim Asımgil vb. onlarca hatta aralarında yüzlerce esere imza atan hocalarımız bulunuyor. İlk aklıma gelenlere hatırladıkça yüzlercesi daha eklenebilir.
Tek başına bir kütüphane ilim adamlarımız
İlim ve kültür tarihimizde nice deha seviyesinde ulemamız vardır. Bir ikisini yazdığıma ilave bir örnek daha: ‘Fuat Sezgin'in hayatı boyunca birçok eseri olduğunu öğrenince yine şaşıyorsunuz: İslam, bilim, düşünce, fizik, tıp, astronomi ve diğer alanlarda kaleme aldığı bu eserleri raflara dizildiğinde 1300 ciltlik bir esere imza atmış. Neredeyse tek başına çaplı bir kütüphane. Sezgin'in yurtdışında kalan eserlerinin de getirilmesiyle daha da zenginleşmiş olmalı.’ (https://www.aa.com.tr/tr/gunun-basliklari/cumhurbaskani-erdogan-2019u-fuat-sezgin-yili-ilan-ediyoruz/1192128) (1.7.2018)
İrfan çağlayanı ve ilim deryası zevatın çoğu öte aleme göçtüler ama eserleri hala hayatta ve hizmet ediyor. Kendileri yıllar hatta asırlar önce göçmüş olsalar bile miraslarıyla bizimle yaşıyor. Milletine, medeniyetine kalıcı eserler bırakabilmek servet ve zenginliklerin en büyüğü olmalı.
İlmi ve kültürel miras bırakmak çok güzel ancak bu mirasa sahip çıkmak ve yeni eserler ortaya koymak çok daha güzel. Geçmiş değerlerimizin farkına varırken bir de şöyle düşünelim: Onlar bu kadar kültürel miras bırakıyor, ömürlerinde bu kadar eser yazabiliyor da biz ne kadar istifade edebiliyor, okuyabiliyor ve idrak edebiliyoruz?



