21.04.2010 18:28:11

BİZİM OĞLAN!...

BİZİM OĞLAN!...

Kendilerini ortaya koyamayan korkaklar, figüran kullanırlar. Ben oldum olası bu figüranlara acırım. Kullanılır, kullanılır, daha iyi, daha becerikli bir yeni figüran bulununca paçavra gibi çöpe atılırlar.

 

 

Kendilerini ortaya koyamayan korkaklar, figüran kullanırlar. Ben oldum olası bu figüranlara acırım. Kullanılır, kullanılır, daha iyi, daha becerikli bir yeni figüran bulununca paçavra gibi çöpe atılırlar.

İşte daha dün gazete dağıtıcılığı yapan biri, kendini birden bire bir gazetenin Yazı İşleri Müdürlüğü makamında bulunca, ilk iş olarak ‘Ben ne imişim?’ diyerek, kendisine servis edilen bir yazıyı gazetesinde yazarak, sağa sola saldırma utanmazlığını, edepsizliğini ve saygısızlığını göstermiş.

Şu kadarını söyleyeyim ki;

Ben, bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye?…

Sözleri, kelimeleri önemli yapan onları söyleyen ağızlardır.

Mevlana, ‘Adam olmayanın eline bir mal, bir mevki geçti mi, herkesten önce kendi rezilliğini dinleyen kendisi olur’ der.

Bir başka ifade ile Merdi kipti şecaat arz ederken, sirkatin söylermiş. (Gerçi bu yazdığımın manasını anlayacak kapasitede değildir bizim oğlan ama yazı yazmasını emreden Şeyh Çocuğu belki tercümesini yapar).

Doğrusu merak ediyorum, kendisini hiç mi hiç ilgilendirmeyen bir mesele için bir insan neden birden bire ortaya çıkar ve  bu konu üzerine yazmak ister.

Mantığımızı zorlarsak, bunu ancak iki nedenle açıklamak mümkündür.

Ya ölümüne kıskançlık, ihtiras ve çekememezlik var. Zaten yazının bir çok yerinde kıskançlık paranoyası kendisini açıkça gösteriyor.

Ya da bu oğlan, Şeyh Çocuğu tarafından satın alındı.  Bu yaptığı eğer kıskançlıktansa, bizim oğlana diyeceğim tek şey, önce adam olmasını öğrensin. Ve dahası, Türkiye çapında yapılan yarışmalarda üç ödül almış, sürekli sarı basın kartı taşıyan, bu mesleğe 34 yılını vermiş bir gazeteciye yazı yazarken de, haddini bilsin. Şunu da unutmamalı ki, Tavuk, Kaz’a özenip, Kaz’ın yumurtası kadar yumurta yapmaya kalkarsa, kıçını yırtar… Hiç kimse de sahip çıkmaz, ortada cız cıbıldak kalakalır.

Bu mesleğe saygınlığımdan dolayı ihtimal bile vermek istemiyorum ama eğer satın alındıysa, şerefsizlik, alçaklık ve namussuzluk yapmıştır. Bir insan tuvalet temizler ama onuruyla yaşar. Tabii, onur kelimesinin anlamını kavrayabilenler içindir bu sözlerim.

Şimdi, önce bu oğlana ve sonrada bu yazının yazılmasına izin veren gazete sahiplerine, yetkililerine soruyorum;

1- Be hey bizim oğlan, bundan bir kaç ay önce eşinle birlikte, küfür savurduğun insana, yani bana gelerek eşinin gazetemizde çalışması için müracaatta bulundun mu, bulunmadın mı? Daha sonra telefon açarak, “Ağabey eşimin özellikle sizinle çalışmasını istiyorum. Emin, güvenilir bir yerde çalışsın” diyerek, bir kaç kez de, “Ne oldu eleman aldın mı?” diye telefonla sordun mu, sormadın mı?..

Eğer ben, imza attığın o yazıda belirtilen karakterde biri isem, neden eşini benim yanımda çalıştırmak istedin? Bu karakterde olan birine, insan eşini emanet eder mi?

2- Şimdi de seni Yazı İşleri Müdürü yapan gazetenin sahiplerine soruyorum;  Firmanızın vergi numarasını neden değiştirdiniz? Hangi sebeplerden dolayı buna gerek duydunuz?... Kamuoyunu aydınlatmaya çalışan, halkın gözü, kulağı olan bir müessese, taşıdığı sorumluluğu açısından bunu açıklamak zorundadır.

3- Gazetenizin sahiplerinden biri, bir firma yetkilisine giderek “Belediye Başkanı ile olan sorununuzu çözmek için aracı olabilirim” dedi mi, demedi mi? Ortağınız bu işi hangi menfaat karşılığı yapacaktı?

4- Yine gazetenizin diğer bir ortağı, Park Otel İnegöl’de yemeğe davet ettiği bir Beldenin Belediye Başkanına, bir firmanın aldığı işi, aynı iş kolundaki bir başka firmaya vermesi için tavassutta bulundu mu, bulunmadı mı? Bu mizanseni ne amaçla hazırladınız. Eğer söz konusu istek kabul görseydi, adına hareket ettiğiniz firmadan ne gibi bir menfaatiniz olacaktı?.. Bu yaptığınız, basın ahlakıyla izah edilebilir mi?

Evet, sorular şimdilik bu kadar…

Umarım cevaplayabilirler…

Ey, bu yazıyı servis eden Şeyh Çocuğu, bir insanı kullanmak, kullandırmak kadar şerefsizce bir iş yoktur. Bugün adam kullananlar, mutlaka yarın kendilerini de kullanacak bir adamın çıkacağını bilmelidirler.

Yıldırım Gazetesi, öyle üç beş yıl değil tam 26 yıldan beri yayındadır. Alnımız ak, vicdanımız rahat… “Her Şey İnegöl İçin” diyerek hak bildiğimiz yolda, her türlü karalamalara, ön kesmelere, engellemelere, çelme takmalara rağmen yılmadan yolumuza devam ediyoruz.. Ve bu güne kadar da yukarıda yönelttiğim sorularda belirttiğim gibi, gazetecilikle uzaktan yakından ilişkisi olmayan, gazetecilik ahlakıyla bağdaşmayan, bırakın gazeteciliği insan haysiyetine yakışmayan benzer bir tek ahlaksız iş ne gazetemiz için ne benim için nede çalışan arkadaşlarım için söylenemez…

Hodri meydan; varsa, ispat etsinler bu mesleği ertesi gün bırakacağım… Sizde böyle bir iddia da bulunacak kadar cesur ve ak mısınız?

Benim veya personel arkadaşlarımdan bir tanesinin, herhangi bir kurum, kuruluş, firma veya kişiden, gayrimeşru ilişkiler çerçevesinde ilan, reklam ve benzeri, gazeteye direkt veya dolaylı yarar sağlayacak bir isteği olduğunu ispat eden olursa, yine bu mesleği bırakacağım…

Çamur atmak çok kolay… İnternet sayfanızda da kendiniz çalıp kendiniz oynuyorsunuz. Neden, aynı internet sayfasında vatandaşlardan gelen gerçek yazılara yer vermiyorsunuz?... Gazetecilikte, yalan haber yapmak, sanal kişilerle internet sayfalarında birilerini karalamak alçaklık, namussuzluk, şerefsizlik olarak değerlendirilmez mi?...

İhtimal vermesem de aklıma şu soruda geliyor; Sahi, Şeyh Çocuğundan, gazetecilik ahlakını ayaklar altına almayı göze alacak kadar büyük menfaat mi sağladınız?...

Değerli okuyucularım, böyle bir konuyla bu sütunları işgal ettiğim için sizlerden özür diliyorum.

Öyle ki, bu mesleğe yeni başlamış bir çaylağa, bu sütunlarda yer vermekte varmış kaderde… Ama bazen kulak çekmekte fayda var, yoksa kendilerini bir şey zannedip, toplumun başına bela olabilirler…

Yazımı Merhum Mehmet Akif’in şu dizeleri ile bitirmek istiyorum.

“Nasihatim sana; herze ile iştigali bırak

Adamlığın yolu neredeyse, bul da girmeye bak.

Adam mısın; ebediyen cihanda hürsün, gez

Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez

Adam değil misin, oğlum, gönüllüsün semere

Küfür savurma boyun kestiğin semercilere…”

Evet bizim oğlan, senin kapasiten bunu anlamaya yetmez… Her hafta beyin jimnastiği iyi gelir diye Kıssadan Hisse yazıyorum, sen de bunu bir Kıssada Hisse olarak kabul et ve beyin jimnastiğine başla... Ha, şunu da hatırlatayım, görüyorsun ki Kral Çıplak değil ama sen çıplak görmek istiyorsan, bu da senin bileceğin iş…

Ayrıca sana bir ağabeyi nasihati, ‘Başkasının ipiyle kuyuya inme...’