Depremi iyi okuyabilmek
Deprem yerküre üzerinde yüzyıllardır yaşanan kaçınılamaz tabi bir afettir. İbret ve ders alıp tedbirler kuşanmamızı, hazırlıklı olmamızı öğütleyen bir afet. Çünkü deprem ülkesiyiz ve her daim yaşıyoruz. Son 10 yılın deprem aktivitesi en düşük yılı olarak kayda geçen 2022 yılında bile 5 ve 5'ten büyük 15 deprem yaşadık.
(https://www.aa.com.tr/tr/gundem/turkiyede-2022-10-yilda-deprem-aktivitesi-en-dusuk-yil-olarak-kayitlara-gecti/2801201)
Hadiselerin ibret dili vardır ve her olay gibi deprem gerçeğini de iyi okumak gerekir. Bu yazı bir okuma ve anlama çabasıdır. Kanaatimce deprem Jeoloji ilmini ve doğa kanunlarını (bizce sünnetullahı) iyi okumaktır. Sığınma ve korunma sünnetine bağlanmaktır. Tarihi ve arşivi okumaktır. Sosyolojiyi anlamak ve psikolojiyi iyi analiz etmektir aynı zamanda.
Deprem gerçeği ve duyarlılığımız
10 ilimizi kapsayan ve asrın felaketleri arasında yer alan ülke olarak yaşadığımız bu deprem sonrası duyarlılık milletimizin şanına yaraşır doğrusu. Hem şiddeti hem alanı büyük depremde depremzedelere kan vereninden, ayni ve nakdi bağış yapanına, akrabalarının ve vatandaşların bu sıkıntılı günlerinde yardıma koşanından, gönüllü seferberlik ilan edenine kadar içimizi ısıtan manzaralar yaşadık. Bizi millet yapan değerlerimizin en başında gelen bu dayanışma ve paylaşma ruhunu iyi okumak, alkışlamak ve iftihar etmek durumundayız.
Depreme hazırlık ve tedbirlerde de duyarlı olsak keşke
Deprem fay hatları / kuşağı üzerinde bir ülkeyiz. Yerkürenin asırlardır devam eden fıtri bir süreci ama hazırlıklı olma anlamında yapan müteahhidinden alıp satanına kadar çoğumuzun ısrarlı uyarılara rağmen maalesef aynı duyarlılığı gösteremediğimizi de bu hadiseden iyi okuyabilmek ve görebilmek de gerekir. 1999 yılında meydana gelen büyük Marmara depreminden 24 sene sonra gelen bu büyük afet, çok daha büyük çapta zuhur etti. ‘Deprem değil, tedbirsizlik öldürür’ ikazını iyi anlamak babında binalarımızı deprem mevzuatına uygun inşa etmekten, depreme yakalanmadan önce yapılacak iç hazırlıklardan, deprem esnasında yapılması gerekenlerden hasarlı binalara mesafeli duruşa kadar tedbir en önemli silahımız olmalıdır.
Sosyal depremlere de aynı duyarlılık gerekmez mi?
Devlet ve millet olarak yaşadığımız bu yıkım, bazen değerlerimiz ve sosyal hayatımızda da sarsıntı ve yıkımlara sebep oluyor. Uyuşturucu kullanımın artması, aile içi sorunların yükselmesi, hayvanlara şiddet, arsızlık ve hırsızlıkların cemiyet hayatında illallah dedirtecek boyutlara varması da huzurumuza vurulan bir deprem sayılır. Manevi sarsıntı, yara ve yıkımları onaracak eller arasında da seferberlik ruhuyla hareket edilebilse ne kadar anlamlı olur. Zira insaniyetini ve İslamiyetini yitiren canlara karşı görünmez depremler malum depremlerden daha az yıkıcı değildir.
Afetler bitmez
Afetler istenmez tabiiki ama karşı da konulamaz gerçekler. Heyelan, kıtlık, sel, salgın hastalık gibi onlarca afet ve musibet gibi deprem de kaçınılamaz gerçekler. ‘En az zararla nasıl atlatabiliriz’in derdiyle hepsinden yeni dersler çıkarmak ve hazırlıklarla yolumuza bakmak zaruriyeti vardır.
Suistimalcilere de İbret olsun
AFAD, TDV vb. gibi hayır kurumlarının adını kullanarak sahte hesap açan sahtekarlara, bu sıkıntılı günleri hırsızlık planlarıyla hainane emellerine alet eden soysuzlara ne demeli? Fırsatçılara, fahiş fiyatçılara, müşterisini aldatan sahtekarlara, anne babaya, komşusuna, akrabasına hainlik yapanlara, vatanına kastedenlere, milletine gadredenlere yerin altını da gösteren, hırs ve tama ile ‘eline servetler de geçirsen mal esasen senin değil, emanetçisin’ mesajını anlamak nasip olsa keşke. En büyük şerefin şu kubbe altında hoş bir sada bırakmak, itibar ve itimat olduğunu anlayabilmek ne büyük azizliktir.
'Büyük Deprem'i hatırlamak
Yeryüzü depremleri bize Yüce Kitabımızın kavlince ‘Arz/Yeryüzü o sarsıntıyla sarsıldığı zaman’ diye başlayan Zilzali (99.sûre) kıyamet depremini de hatırlatmalı. Depremi okumak biraz da yerin altıyla yüzleşebilmek, hesap aynasında kendini görebilmek, mizan terazisinde kendini tartabilmektir. İyi olan ve iyi ölebilen böylesi bahtiyarlara ne mutlu.