8.10.2022 20:56:00

FRANSIZCA DİLİMİZDE NEDEN BU KADAR ETKİN

FRANSIZCA DİLİMİZDE NEDEN BU KADAR ETKİN

Fransızca Dilimizde Neden Bu Kadar Etkin?

Ahmet Rasim’in ‘Şehir Mektupları’ adlı kitabında (33. mektupta) Osmanlı Türkçesini iyi bilmek için temel olarak Arapça ve Farsçayı bilmek ve medeniyetin ortak dili olarak Fransızcayı da öğrenmek gerektiğinden bahsediliyor. 

Bir dönemin yazarlarının hemen hepsinde makale ve eserlerinde özenti midir, entelektüel görünme çabası mıdır, yoksa bilinç dışı bir etkilenme midir bilemem Fransızca kelimeler, deyimler, şiirler ve cümleler çok kullanıldığını okuyoruz. Kültür emperyalizmine maruz kalan bir millet olarak bu vesileyle Fransız yazar ve gazetelerinden, adet ve örflerinden aktarımlarda bulunulduğuna da çok şahit oluyoruz.

Dilimizde Arapçadan hemen sonra en çok yabancı kelime giren dil Fransızca olduğu dikkate alındığında bir kez daha düşündüm. Arapça ve Farsçayı ortak tarih ve kültürümüz olması sebebiyle anlıyorum da niçin dilimizde Fransızca bu kadar etkin ve yaygın sorusuna günlerce cevap aradım. 

Tarihi kayıtlara, araştırmalar baktığımızda görüyoruz ki 19.yy’a kadar yabancı dil bilenler çoğunlukla Osmanlının gayri müslim tebaası arasından çıkıyor, bu sebeple devlet nezdinde mütercim kadrolarında istihdam ediliyorlardı. Bazı sakıncalarını bertaraf etmek ve bu ihtiyacı gidermek üzere Müslüman Türk elemanlar yetiştirmek için çalışmalar yapılmaya başlanıyor. Bu cümleden olarak 1821’de Tercüme Odası kurulmuş, yurt dışına Avrupa’ya öğrenciler gönderilmiş, Tanzimat’tan (1839) sonra bir çok okulun müfredatına yabancı dil özellikle de Fransızca konulmaya başlanmış. Hatta yabancı dil eğitimi veren Lisan Mektebi (1864) ve Fransızca eğitim veren Mekteb-i Sultanî (1868) kurulmuş. Yeni çıkan Maarif-i Umûmiye Nizamnamesi (1869) ile eğitim sistemine yabancı dil dersi olarak Arapça ve Farsça’nın yanısıra Fransızca da konulmuş, Cumhuriyetin kuruluşuna kadar da tek batı dili Fransızca uygulamasının devam ettirilmiş. Tabi az da olsa özellikle askeri okullarda Almanca, İngilizce ve Rusça eğitimler de bulunuyormuş.

Neden Fransızca?

İngilizcenin revaçta olduğu dönemlerde eğitim-öğretim gördüğümüz için nedenini merak ettim. Baktım ki devrin en yaygın batı dilinin Fransızca olması ve Diplomaside siyaset dili olarak kabül görmesi Osmanlı’da yabancı dilde Fransızca tercihine sebep olmuş.  Öte yandan okumuş kesim tarafından Fransızcanın medeniyet dili olarak algılanması, güçlü edebiyatçılarının olması da bu dili dünya gündeminde tutulmasında etken olmuş diyebiliriz.

‘20. yüzyılın başlarına kadar İngiltere, İspanya, Portekiz ve Fransa’nın büyük imparatorlukları vardı, bu da Afrika, Amerika ve Asya’daki ülkelerin kendi egemenliklerine girdiği anlamına geliyordu.’
(https://www.eduvizyon.com/dunyada-fransizca-konusulan-ulkeler/) Bu yüzden dünyanın dört bir yanında en çok kolonisi olan ülke Fransa’nın olması ve aynı kaynağın belirttiğine göre Frankafon ülkelerin kendi aralarında dört yılda bir düzenlediği spor ve sanat oyunlarına 55 ülkenin katıldığını duyunca olayı iyice kavrıyorsunuz.

Son dönemde Topraklarında Güneş Batmayan İmparatorluğun dünya ticaret ve siyasetinde ön plana çıkması sonucu Fransızca geri planda kalmış, İngilizce revaç bulmaya başlayacaktır.

Arapça’dan sonra en fazla kelime Fransızca’dan

Fransızca etkisine girdiğimiz günlerden bizlere Türkçemize beş binden fazla Fransızca kökenli kelime girmiş. Yaklaşık 14 bin yabancı kelimeden 6467’si Arapça, 5253’si Fransızca imiş. Ardından Farsça 1359, İngilizce 485, Rumca 400 kelime ile bu dilleri takip ediyormuş.

Dilimize geçen Fransızca kelimeler listesine bir baktım. Çok şaşırdım doğrusu! Mesela 
Sağlık alanında doktor, antibiyotik, aspirin, diyet, depresyon, serum; 
İş aleminde büro, monitör, ekran; 
Ulaşım alanında benzin, direksiyon, bagaj, bisiklet, vapur, tren, taksi, viraj; 
Konut sektöründe apartman, asansör, kombi, küvet, klozet, duş, şofben, aksesuar, abajur, ampul, balkon, anten, garaj, gardırop, kanepe, korniş, telefon, televizyon, radyo, tuvalet;
Giyim sektöründe ceket, kasket, kaşkol, kazak, eşofman, pijama, bluz, triko, penye, kaban, korse, krampon, kravat, palto, pardösü, pantolon, manto, maske; 
Gıda alanında bisküvi, gofret, kraker gibi kelimeler beş bin küsur Fransızca kelimeden sadece birkaçı.
(https://seyyahil.medium.com/fransızcanın-türkçe-üzerindeki-etkileri-)

Dil eğitimi sadece lisan öğrenme değilmiş

Yabancı dil öğrenmek güzel hatta ilim, ticaret, siyaset ve turizmde lüzumlu ama istesek de istemesek de etkileşime sebep oluyor. Müfredattaki dil eğitiminin yanısıra ülkemizde açılan Yabancı okullar, yabancı eğitmenler ve çoğu misyoner Fransız mürebbiyelerle etkilenmenin daha da zirveye çıktığı görülüyor.  Yabancı dil eğitimi aynı zamanda kültür empozesi demekmiş onu daha iyi öğrendik. Görülüyor ki geri kalmış veya gelişmekte olan ülkeler, güçlü devletlerin hegemonyasından ve kültürel mirasından kaçamaz hale geliyor. 
Güzel ülkemiz, Türkiye’miz güçlendikçe dünyada Türkçe’ye de ilginin arttığı ifade ediliyor. Gerek eğitim için ülkemize gelen öğrenciler gerek Türk Cumhuriyetlerle artan ilişkiler gerekse yurt dışında artan ilgi sonucu çoğu Yunus Emre Enstitüsü tarafından açılan kurslarla dilimiz de en çok konuşulan dünya dilleri sıralamasında beklenen yerini alıyor.