Gençlik haftasının çağrıştırdıkları
Orta okul ve Lise yıllarımızda (80 öncesi) her genç gibi biz de adımıza ayrılan günü, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını bilirdik. Bu günler yaklaşınca genellikle aylar öncesinden okullarda kültür fizik hareketlerine çalışılır, yapılan hazırlıklar sonrasında seçilen arkadaşlar genel gösteriye katılırdı. 19 Mayıs günü stadyumlarda farklı okullardan gelen öğrencilerle aynı sportif hareketler yapılarak geçirilir, konuşmalar ve törenlerle kutlanırdı. Kızlı erkekli hareketler ve bir dönem biraz da kızların ölçüyü aşan giyim tarzları sebebiyle büyük eleştiriler de yapılır, hatta kızların da katıldığı bu etkinlikler maneviyat savunucuları tarafından ahlaka mugayir görülür, bugünü kendince protesto edip ‘Baldır Bacak Bayramı’ yakıştırmasıyla eleştirenler de çıkardı.
Nasıl başladı?
İlk defa ne zaman başladığını merak ettim, ararken şu bilgiyle karşılaştım: ‘Gençlik ve Spor Bayramı ilk defa 1926 yılında Gazi Günü adı altında Samsun'da kutlanmış, 24 Mayıs 1935'te Atatürk Günü adı altında resmiyet kazanmıştır. Beşiktaş'ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı'nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir. Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi'nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni, kutlanan Atatürk Günü'nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için "19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı" adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir. Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk'ün de onayıyla yasalaşmıştır. 20 Haziran 1938 tarihli kanunla "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesi'nden (1980) sonra "Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı" adını almıştır.’
(https://www.haberturk.com/19-mayis-nedir-ne-oldu-19-mayis-ataturk-u-anma-genclik-ve-spor-bayrami-nin-anlami-onemi-ve-tarihi-3442233/3)
Ne zaman haftaya dönüştü?
Hafta olarak ilanı konusundaki bir başka bilgide şu kayıt yer alıyor: ‘Bakanlar Kurulunun 1983 yılındaki resmi kararı ile gençlerin serbest zamanlarında yapmış oldukları sanatsal, kültürel ve sportif faaliyetlerini aktif olarak sergilemelerini, milli değerler etrafında toplumla bütünleşmelerini, görev ve sorumluluk duygularını geliştirmelerini sağlamak amacıyla her yıl 19-25 Mayıs tarihleri arasında kutlanmaktadır. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı gençlerin sadece stadyum veya okullarda kutlanmaması gereğinden hareketle Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından ayrıca bir Gençlik Haftası düzenlenmiştir.’
(https://resmitatiller.net/genclik-haftasi-hangi-gun-ne-zaman)
Gençlerle Başbaşa çağrışımı
Orta öğrenime başladığımız 70’li yılların başında köyden Bursa’ya yeni gelmiş bir talebe olarak Üniversite okuyan bir abimiz bana bir kitap hediye etmişti. Belki de Ortaokula başlarken ilk okuduğum kitap oydu. Adı ‘Gençlerle Başbaşa’, yazarı Hukuk, felsefe ve siyaset bilimleri üzerine iyi bir eğitim almış A.Fuat Başgil (1893-1967). Yıllar sonra kızımın kütüphanesinde görünce o yıllar hatırımdan geçti ve alıp bir kez daha inceledim. Yazarın gençlere verdiği muhtelif seminerleri geliştirdiği kendi küçük tavsiyeleri büyük bu kitap başarılı olmanın önündeki engelleri yanı sıra mesut ve muvaffak olmanın şartlarını üzerine basa basa anlatıyor. Tembelliği bırakıp planlı çalışmayı, arkadaş çevresini iyi seçmeyi, akıldan ziyade irade eğitiminin önemine değiniyor. Motive edici, gayret aşılayıcı notlar bütünü bizlere gençliğin vücut ve sağlık açısından güç olması gerektiğine ilaveten akıl ve irade eğitiminin lüzumuna, talim ve terbiyenin birlikteliğine çalışmak gerektiğini anlatıyor da diyebiliriz.
Her fikir ve dava gençleri sever
Kültür tarihimizde beklenen ve özlenen gençliği ifade ederken nesl-i âti, Asım’ın nesli, altın nesil, ümit nesli, diriliş nesli, nesl-i cedid (yeni nesil), milli-imanlı-ahlaklı-erdemli vb.nesil gibi sıfatlarla tanımlanmıştır. Değerleri olan, mesuliyetini müdrik, şahsiyeti oturmuş gençler yetiştirmek devlet-millet seferberliği vurgulanmıştır. Biz de Atatürk’ün ve Necip Fazıl’ın Gençliğe hitabesiyle, M.Akif’in Asım’ın nesli şiirleriyle büyüdük. Bunlar kimlik ve duruş aşılayan sözler ve şiirlerdi. Bize kimlik aşılayan öğretmenlerimiz ve hocalarımızın yanı sıra onlarca yazar ve şairimize minnettarız.
Peygamberler silsilesinin son halkası Son Elçi ve Kutlu Nebi de (sav) Cahiliye devri kültürü ile mücadelesinde yanında yer alan öncülerin çoğunun gençler oldu. ‘Hz. Ali (10 yaş), Zeyd bin Harise, Talha (15-17), Abdurrahman bin Avf (17), Sa’d bin Ebi Vakkas (17), Abdullah bin Mesud (15), Abdullah bin Ömer (13), Zübeyr bin Avvam (16), Mus’ab bin Umeyr (18-20), Osman bin Afvan (24), Ebu Huzeyfe (30 ), Ebu Udeybe bin Cerrah (31) gibi isimler yer alıyordu. Genç erkekler gibi genç kız ve hanımlar da İslam’ı ilk seçenler ve Peygamber Efendimiz’in ilim ve irfan halkasına katılanlar arasında yer alıyorlardı. Fatıma binti Hattab -Hz. Ömer’in kardeşi-, Hz. Ebubekir’in kızları Esma ve Âişe bunların başında gelir.’
Hülasa bizler de bir taraftan okullarımızdan aklımızın ziyasını alırken, diğer taraftan kalbimizin gıdasını, sosyalleşmemizi, milli ve manevi değerlerimizi, her biri ayrı bir okul olan gönül dünyamızı şekillendiren tavsiye ve etkinliklerle dolu gençlik teşekküllerinden aldık. Zülcenaheyn / İki kanatlı olarak inanç ve medeniyet değerleri üzerinde kalarak gençliğin etrafına örülü tuzaklardan böylelikle korunduğumuza inanıyorum.
Her zaman olduğu gibi bugün de yarını kendilerine emanet edeceğimiz gençler yetiştirmede hepimize iş düşüyor. Sadece bilgisiyle değil, iradesiyle de güçlü nesiller yetiştirmede en büyük misyonun ailede olduğuna inanıyorum.
Ortaokul yıllarımda hoşuma giden ve beni motive eden Faruk Nafiz Çamlıbel’in (1898-1973) Han Duvarları’nda geçen şu beyitleriyle bitireyim:
Gençlik tutulmaz elle
Geçirme boş emelle
Sen bunu böyle belle
Güzel kızım can kızım
(Siz de ben sonunu, Güzel oğlum can oğlum’a çevirdim)