3.12.2021 08:39:00
HUZUR/ AHMET HAMDİ TANPINAR
HUZUR/ AHMET HAMDİ TANPINAR
HUZUR/AHMET HAMDİ TANPINAR
Nihayet bitti. İtiraf etmeliyim okunması kolay bir roman değil ya da benim için öyle. Zorluğu daha çok eski kelimelerin fazla oluşundan, ( "uzviyet" sözcüğünü ne çok kullanmış.) sürekli Google hazretlerinin kapısını tıklattım.
Başa dönüp yeniden okumak zorunda bırakan yarım sayfalık cümleleri, uzun tasvirleri ile basit bir kitap değilim sakin, dinlenmiş bir kafa ile oku beni diyor.
Okurken; konusunu, karakterlerini olayları bir yana koydum diyebilirim. Tanpınar'ın kelimeleri kullanımındaki özenini, cümle yapısını, güzel Türkçesini takip ettim. Gün sonunu anlatışı örnek olsun kelimelerle oynamasına; "Akşam, geniş musiki faslına başlamıştı. Aydınlığın bütün sazları güneşin veda şarkısını söylemeğe hazırlanıyordu. Ve her şey aydınlığın sazıydı."
İstanbul, Boğaz, Nuran ile Mümtaz'ın aşkı, doğu-batı karşılaştırmaları, yeni bir hayat düzeni, iç çatışmalar ve musiki meşkleri...
Romanın yan etkisi(!) musiki dinlemelerimde ortaya çıktı, uzun sürer mi bilemem:))
Yer yer bitmeyen cümlelerle biraz daralsam da, günümüzde kolay, basit kitaplara alışmış, alıştırılmış okuyucular için okunması mümkün olmayan, neden dünya klasikleri arasında olmadığına şaşırdığım Huzur'u okumanızı öneririm.
Kitaptan alıntılar yazmadan olmaz.
"Görünmezsen ne çıkar, ben seni kendimde taşıyorum!"
"Tabiî şekilde ihtilâl, halkın ve hayatın, devleti geride bırakmasıyla olur. Bizde ise hayat ve halk, yani asıl kütle, devlete yetişmek mecburiyetinde. Hatta, çok defa münevver ve devlet adamı bile..."
"Çabuk vazgeçiyoruz. Müslüman şarkın en büyük hususiyeti budur. Şark vazgeçer. Sade güçlüğün karşısında değil, zamanın, tabiî zamanın karşısında vazgeçer."
"Her düşüşün altında bir başkası vardır. Ve herkes kendinin mezarıdır."



