İNEGÖL MOBİLYASI VE GERÇEKLER
Eski bir mobilyacı olarak, İnegöl’deki mobilyacıların gelecekleri adına ciddi endişelerim vardır.
Lütfen bu endişelerimi bir tavsiye olarak kabul edin.
Mobilyacı esnafı işin kolayına kaçıp öncelikle model çalmayacak, kopyacılık yapmayacak.
Her ne pahasına olursa olsun, verdiği sözde duracak, fiyat politikasında istikrarlı olacak, sipariş edilen malın sevkiyatını, söz verdiği günde eksiksiz ve tam yapacak.
Cebi üç kuruş gördüğünde, işletmesini geliştirip büyütmek yerine, kazancını başka mecralarda değerlendirmeyecek, arayış içerisinde olmayacak.
Komşusunun büyük emek ve para harcayarak hayata geçirdiği yeni modellerin kopyasını yaparak, ucuz yoldan para kazanma yolunu seçmeyecek, rekabet düşüncesiyle ürettiği malın fiyatını düşürmeyecek.
İşini geliştirmek isteyen, ani kararlardan kaçınacak, iyi bir piyasa araştırması yapacak, yeni modeller üretmek için emek sarf edecek, işinin ehli insanlarla çalışacak, günün şartlarına uygun, tüketici zevki göz ardı edilmeden üretim yapmanın yollarını arayacak.
Buna gücü yetmeyen küçük firmalar, egolarını bir kenara bırakarak birleşecek, kolektif akılla, üretim konusunda yeni modeller sunmak için kolları sıvayacak.
Mobilyacı esnafı adeta bir kuyumcu hassasiyetiyle , piyasadaki gelişmeleri takip edecek, yenilikleri sunmada gecikmeyecek..
Tüketicinin beklentileri doğrultusunda üretim bandını günün şartlarına uygun bir şekilde yenileyecek, geliştirecek.
Mobilya fuarlarına katılan firmaların teşhir ettiği ürünlere bakın lütfen, neredeyse aynı modeller ve birbirinin kopyası.
Bu durum ürünü ilk çıkaran firmaya karşı haksızlık, diğeri için de kıskançlık duygusuyla kopya ederek mal piyasaya sürdüğü ve rekabet yolunu seçtiği için az kazanç demektir.
Ve sonuçta telafi edilmeyecek kayıplara uğrayacak olan firma da kendisi olur.
Üretici her zaman yaptığı işin arkasında durmalı şikayetler dikkate alınmalı, yapılan şikayetlere bahane üretilmemeli, hatasını kabul edip derhal telafi yoluna gitmelidir. Müşteri memnuniyeti her şeyin üzerinde olduğunun bilincinde olmalıdır.
Bilinmeli ki bir müşteri istediğinde, çevresine olumlu veya olumsuz yönde anafor etkisi yapabilir.
Başımdan geçen iki misal vermek istiyorum.
Kardeşim için ünlü bir mobilyacıdan birkaç parça mobilya aldık. Mobilyalar Ankara’ya gittiğinde kardeşim kanepe ve koltukların resmini attı. Minderlerde çok ciddi dikiş hatası vardı. Firma sahibini aradım, Önce nakliye anında olmuş olabilir dedi, ısrar edince, şimdi ki trend bu, potluklar normaldir.
Ne demek kardeşim, ne zamandan beri dikiş hataları trend olmuş diye sordum.
Cevap, “abi öyle senin zamanındaki gibi müşteri kalem gibi bir koltuk aramıyor, biraz potluk olmalı” dedi.
Dünkü çocuk, açıkça tereciye tere satmaya başlamıştı,
Sonuçta ısrarlarım üzerine koltuk takımı değişti.
Hatanın ayan beyan ortada olduğu bir iş için tezgahtarlık yapmak, firma sahibine yakışmadı.
Bana böyle diyor ve beni ikna etmeye çalışıyorsa, kim bilir tanımadığı, bilmediği kişilere neler yapmıyorlar ki diye düşündüm.
Oysa İnegöl bu günlere nasıl gelmişti, ne emekler verilmişti, bunları düşünen yoktu.
Dış piyasada müşteri bulmuş olmanın verdiği şımarıklıkla, onun için iç piyasa çok ta önemli değildi.
Bu tutum devam ederse bilmeliler ki, bu değirmenin suyu bir gün biterse, zararı sadece kendilerine değil, bütün İnegöl’e olur.
Irak, Libya, Suriye gerçeği ortada.
İkinci örnek.
Mobilya sektöründe şimdilerde söz sahibi olan birinin babası, geçmiş tarihte koltuk üretimi yapmaktadır.
Havuz dediğimiz bir koltuk modeli çıkarmış ve piyasa tutmuştur.
Benim de Çanakkale’de çok kıymetli bir müşterim var, benden yüklü miktarda mal çekiyor.
Bu koltuklardan ona da gönderiyorum. Bir gün beni aradı, koltuğun döşemesinin iyi olmadığını söyledi.
Derhal aldırayım dedim. Hemen koltuğun imalatçısına durumu anlattım.
Çok iyi bir müşterim olduğunu söyledim. O da, abi koltuğun buraya gelmesine gerek yok. Masrafları karşılarsan gidip orada halledeyim dedi.
Hata onundu. masrafı benden istiyordu, önemli değil, yeter ki müşterim memnun olsun düşüncesiyle, elbette dedim kendisini Çanakkale'ye gönderdim.
Müşterime bu koltuğu kaça alıyorsun, ben bunun imalatçısıyım, Mehmet Bey benden alıyor.
Sana daha iyi şartlarda ve daha iyi fiyata verebilirim demiş.
Ve müşterim benimle ilişiğini kesti, ona döndü.
Bir müddet sonra da İnegöl’le hiç uğramadı, mobilya ihtiyacını başka şehirden karşılamaya başladı.
Yok mu çevrenizde böyle insanlar?
Hala aynı fırıldaklar dönmüyor mu?
İnsanda önce ahlak olacak. İnanın gerisi gelir.
Lütfen yanlış anlaşılmasın, İnegöl mobilyacı esnafının çoğunluğunu zan altında bırakmak istemiyorum.
Özetle söylemek istediğim şu;
Elma dolu kasada çürük bir elma olsa, zaman içinde ötekileri de bozar.
Zararı da hepimize olur.
Onun için önce Ahlak.