16.11.2009 18:28:36
KISSADAN HİSSE
KISSADAN HİSSE
Yıl 1924, Kars ve çevresinde deprem olur. Cumhurbaşkanı Atatürk Kars’a gider, Vali İbrahim Ethem Aykut’tur. Atatürk akşam yemeğinde Valiye deprem bölgesini gezip gezmediğini, kendisine aktarılan bu bilgileri nereden aldığını sorar.
Vali, bölgedeki sorumlu ve yetkili devlet memurlarından aldığını söyleyince, Atatürk’ün kaşları çatılır ve valiyi eleştirir.
Vali, karşısında kim olduğunu bilmektedir ama devlet bilinci onu cevap vermeye zorlar ve “Zat-ı devletleri, bir devlet Başkanı ve bunun üstünde büyük kurtarıcı bulunmanız dolayısıyla benim de derin hürmet ve bağlılığım vardır. Aldığım tedbirleri yeterli görmeyebilir, beni valilikten uzaklaştırırsınız. Ama beni, devleti ve sizi temsil ettiğim şu anda burada küçük düşüremezsiniz” der.
Sofradan soğuk bir hava ile kalkılır. Valinin hanımı Hacer hanımın kocasına, “Aferin Ethem, hiç tasa etme çamaşır yıkarım yine geçiniriz” dediği duyulur.
Şimdi, bir an olsun başımızı iki elimizin arasına alıp düşünelim, ülkemizde kaç tane böyle bürokrat ve kaç tane böyle bürokrat hanımı görebilirsiniz. Bir kaç tane çıkar mı, bilmem.
Şimdi diyeceksiniz ki, buraya kadar güzelde o valinin sonu ne oldu?
Evet, Atatürk’e bu sözleri söyleyen vali daha sonra sırasıyla Sinop, Urfa, Gümüşhane, Erzurum, Balıkesir, İzmir Valiliklerinde bulunur, Bakanlık Müsteşarlığı yapar.
İşte devleti, bu kafalar işletir, bu kafalar çalıştırır ve bu kafalar sayesinde ülke muasır medeniyet seviyesini yakalar.
Yoksa siyasilere yalakalık yaparak, mevki ve makamında tutunmaya çalışan bir kısım bürokratlarla, bu yalakalıktan hoşnut olup, ülke kalkınmasını hiçe sayarak, kişisel egosunu tatmin eden siyasilerle hiç bir yere varılamaz.
Bizim sürekli olarak uyardığımız bu tip bürokrat ve siyasilerin, bize kin ve nefretle bakmaya hakları olmaması gerektiğine inanıyorum.
Her zaman söylediğim sözü burada bir kez daha söyleyeyim;
Ef’al-i bozuk olanların aynaya kızmaya hakkı yoktur….



