22.03.2010 18:28:27
KISSADAN HİSSE
KISSADAN HİSSE
Bektaşi’nin biri bir kasabadan diğer bir kasabaya giderken, karanlık bastırmış, bakmış ki karanlıkta daha fazla ilerleyemeyecek, yakınında ışıkları yanan bir kaç haneli bir yerde konaklamayı düşünmüş.
Konaklamayı düşündüğü yere gelir gelmez ilk gördüğü kapının tokmağına vurmuş.
Durumunu anlatmış ve “Misafir kabul eder misiniz?” diye sormuş.
Hane sahibi, “Ne demek baba erenler, sen bizim kapımızı şereflendirmişsin, kabul etmemek olur mu, buyur içeri” demiş.
Sofra kurulmuş, Allah ne verdiyse yemiş içmişler, bir dizi sohbetten sonra sıra yatmaya gelmiş.
Ev sahibi, “Baba erenler, bizim üç odamız var, birinde karı koca biz yatarız, ikincisi Bebek’in odası, üçüncü odamızda da ise mısır çuvalları var” deyince, Bektaşi ‘Bebek’in odasında yatsam, çocuk gecenin bir vakti uyanır, ağlar ve rahatsız olurum, uyuyamam’ düşüncesiyle çaresiz mısır çuvallarının bulunduğu odayı tercih etmiş.
Fakat mısırlar öylesine kokuyormuş ki, Bektaşi bir türlü uykuya dalamamış, sonunda yatağı yorganı kapıp dışarı çıkmış ve kapının önünde uyumaya karar vermiş.
Sabah erkenden kalkıp, hemen yanı başında bulunan çeşmede elini yüzünü yıkarken bir kız gelmiş, elindeki bakraçları doldurmaya başlamış. Kız, Bektaşi’ye göre bir içim su. Bektaşi, maksat muhabbet olsun düşüncesiyle, “Senin adın ne güzelim?” diye sormuş.
Kız, “Bebek” demiş.
Bektaşi şaşırıp kalmış, kendi kendine söylenmiş “Demek, Bebek buymuş”
Bu seferde kız sormuş, “Senin adın ne?”
Bektaşi, alık alık kızın yüzüne bakarak cevap vermiş;
“Seninki Bebek’se, benimki de Eşek”
Bu haftaki kıssadan hissemiz de bu…
Ben şu kadarını söyleyeyim, siz siz olun insanların adına, sıfatına, mevkiine ve makamına kanmayın ve hiçbir şeye de görmeden karar vermeyin…
İyi bir hafta dileklerimle, hoşça kalın…



