Lafın Sırası’ ve Örnek Bir Gazetecinin Anıları
Otuz yıla yakın bir tanışıklığımız olan ve 8 yıl basın sektöründe meslektaş olma fırsatını yakaladığım duayen gazetecilerimizden Mehmet Hanefi Yıldırım abimizin hayat hikayesinden kesitler sunduğu hazırlık aşamasındaki eserini tensipleriyle baskıya girmeden okutmak lütfunda bulundu ve bana da geçtiğimiz hafta en ince ayrıntısına kadar okumak nasip oldu.
‘Lafın Sırası-Bir Gazetecinin Notları’ adıyla basılacak eserindeki başlık (Lafın Sırası) abimizin yıllarca emek ve fikir mahsulü yazılarını paylaştığı kendi gazetesindeki sütununun adı oluyor.
Tanıdım sanıyordum
Benden 11 yaş büyüklüğü de olduğu için kısaca Hanefi abi diye hitap ettiğim Mehmet Hanefi Yıldırım’ı yüzeysel tanıdığımı fark ettim. Kendisiyle tanış olduğumuz yıllarda 40’lı yaşlarının başındaydı. Oraya kadar olan hayat hikayesini ve aynı sektördeki beraberliğimizin ardından ayrı kaldığımız dönemdeki yaşanmışlıklarına tam vakıf değilmişim; onu fark ettim.
Medya Yıldırım adlı bu platformun da sahibi ve yöneticisi olan abimiz, gazetesini devretmiş olmasına rağmen hizmetlerine Kent Konseyinde, Bursa ve İnegöl yerel basınında devam ediyor.
Hayatı mücadelelerle dolu
Eserde gençlik yıllarından başlayan azim dolu mücadeleci ruhuna ait örnekler görüyorsunuz. Eserini okudukça kendisinin ticarette, basın yayın sektöründe ve siyasette ne derin mücadelelerin içinde kalmış ve dik duruşun örneklerini sergilemiş, hayranlıkla izliyorsunuz. Mücadeleler onu daha da pişirmiş, olgunluk dolu dünyasının kemaline vesile olmuş daha net görüyorsunuz.
Hedefi hep hizmet odaklı
Konumunun hakkını veren, kirli ilişkilerden uzak istismar ve menfaat odaklı çabalara kapalı bir büyüğümüz olarak tanıdık. Emek verdiği hayatın her alanında halkın ve hakkın menfaatini ön plana aldığını biliyoruz. Bu eser onun bir kez daha yazılı tescili. Gazetesinde halkın sorunlarını dikkate sunması, ısrarla gündemde tutması ve takip etmesi, onlarca sosyal sorumluluk projelerine imza atması onun hizmetlerinden sadece bir kaçı.
Vatanına, devletine ve milletine hizmetten başka bir şey düşünmeyen meşru ve helal kazanç peşinde koşan, bildiği ve inandığı doğrulardan taviz vermeyen erdemli bir kişilik sahibi bir insan. Adam gibi bir adam.
Ticarette de Siyasette de Güzel Ahlak abidesi
Gazetecilik hayatındaki dürüstlüğünden başka ticari ve siyasi çalışmalar kulvarında da erdemli duruşundan ödün vermeyen bir sima Hanefi abi. Siyasi görüşlerine katılmasam da bulunduğu fikri ve siyasi yapıların tamamında o inandığı değer ve prensipleri hayata geçirmeyi düşündüğünden hiç şüphem yok. Zarar etme pahasına dürüst ticaretten ayrılmadığı biliyorum. Samimiyet, iyi niyet, dürüst çalışma en beğendiği hasletler. Kaypaklığa, yalancılık, ikiyüzlülüğe, sahtekarlık ve dolandırıcılığa tahammülü yok. Bazen kalemini kılıç olarak kullanır, keskin tarafıyla haddi aşanlara ‘günlerini göstermekten’ geri durmaz. Ticaret ve siyasette aldığı darbeler, onun azmini daha da artırmış, hayata küsmemiş ve köşesine çekilme kolaylığını seçmemiş.
Çok geniş çevresi var
Aileden, ticaretten, basın yayın hayatından, siyasetten, bürokrasiden, ilim ve kültür dünyamızdan diyalog kurduğu çok geniş çevresi olduğunu anlıyorum. Birçoklarıyla konuşmuş, fikri müzakereler yapmış, yaptığı söyleşilerle fikri kazanımlar elde etmiş, okumuş, dinlemiş, var olan asil hüviyetine ve kültürel alt yapısına yeni katkılar sağlamış.
Birkaç noktada hayatlarımız kesişmiş
Abimizle tanışmadan önce safahatında bilmediğim birkaç platformda da beraber olmuşuz; onu farkettim. Okuma vesilesiyle yeniden o hatıralarımızı da konuştuk. İnsan kendi mizaç ve karakterine uygun olanlarla daha çok ünsiyet kesbedermiş. Ona sevgi ve hürmet beslememin çok sebebi varmış. Fıtratlarımızın birbirine yakın olduğunu bir kez daha keşfettim.
Yazıyı Onu övmek için yazmadım
Bu yazıyı onu methüsenası için yazmadım. Övmek değil, örnek alınması için düşüncelerimi dile getirdim. Kültürümüzde yüze karşı övmenin yeri yok, onun buna ihtiyacı da yok. Yaptığım tamamen ‘yiğidin hakkını verme’ ve takdir meselesi. Onun gelecek nesiller tarafından örnek alınası bu tavrı ne kadar da tebriğe layık. Kalemini ve gazetesini millet ve devletinin hizmetine amade kılmış, yaptığı yayınlarla halkın ve hakkın sesi olmuş, kalemini ve benliğini satmamış bir insan tebrik edilmez ve kıymetleri bilinmezse vefasızlık olur. O millet kaybeder.
Biyografi yazım geleneğimizin önemi
Kitabı okuyunca Biyografi ve Hatırat yazım geleneğimizin ne kadar da önemli olduğunu anlıyorsunuz. Yazarımızın şahsında kısmen bizim de yaşadığımız 70’li yıllardaki anarşizmin ülkemize yaşattığı badıreleri, kirli planları, maddi ve manevi kayıpları, bürokraside, okullarda, ordudaki çatışma ve bölünmüşlükleri, sağduyulu Anadolu insanının dik duruş mücadelelerini, hizmet ve inandıkları dava için fedakârlık ve ferağat örneklerini yakinen görüyorsunuz.
Bazen kendileri tarafından bazen bir yakını ve kişiliğini takdir eden ve gün yüzüne çıkarılmasının önemine inanan bir ilim ve fikir insanı tarafından yazılıyor. Kişilik ve kimlik sahibi bu kabil adamlara hayatın her safhasında her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Müteşekkiriz
Mesleğini insanlığa hizmet için kullanan, durmak bilmeyen bir gayretle okuyan, gezen (dile kolay 43 ülke), düşünen, dinleyen, araştıran ve yazan Hanefi abi dört yıldan beri fırsat buldukça hazırlamaya çalıştığı eserini nihayet baskıya veriyor. Hayatımıza anlam katan düstur, ‘ne kadar yaşadığımızda değil, nasıl yaşadığımızda’ olduğunu canlı olarak gösteriyor. ‘Nasıl bozmadan ve bozulmadan hizmet ve dava adamı olunur’un örneğini defalarca verdiği için kendisine çok minnettarız, şükran borçluyuz. Yolun açık, ömrün uzun, kitabın vatan-millet için hayırlı, hizmetlerin kaim, eserlerin daim olsun abicim!