16.08.2022 17:05:00

MAHALLE OKULUMUZA ADI VERİLEN YAZAR

MAHALLE OKULUMUZA ADI VERİLEN YAZAR

Mahalle Okulumuza Adı Verilen Yazar

Mahallemizdeki İlköğretim Okulu’na biz doğmadan önce vefat etmiş gazeteci yazar Peyami Safa’nın  (1899-1961) adı verilmiş. Geçtiğimiz gün yeniden önünden geçerken biraz derin düşündüm.. İlk okuduğum Fatih-Harbiye romanı aklıma geldi. Muhafazkar bir büyüğümüz olarak hafızamda yer etmiş bu zatla neredeyse yarım asır öncesinde kulağımıza çalındığından beri bir aşinalığımız var ama isimde ve resimde kalmasın hafızamı tazeleyeyim dedim ve bir kez daha biyografisine ibretle baktım, ders alınacak çok sahneler yakaladım: 

Bir buçuk yaşında babasız kalmış

Şair kimliğiyle tanınan babası İsmail Safa’nın yakın arkadaşı Tevfik Fikret tarafından adı konulan Peyami ismi, farsça ‘haberle ilgili, haber veren demek ve son dönemde konulması azalan bir isim. Devrinin yazılı ürünlerine baktığımızda o devirde geçen bir çok ismin artık çok az kullanıldığını veya hiç konulmadığını ve kullanılmadığını görüyoruz.
Bir buçuk yaşında babasını kaybettiği için annesi (Server Bedia) ve abisi (İlhami Safa) ile sıkıntılı bir hayatı başlamış, okul döneminde de kolunun kesilme korkusunu yaşatan bir hastalığa yakalanmış, hatta yıllar sonra Dokuzuncu Hariciye Koğuşu eserinde buradan izler taşımaktadır.

Öğrenciyken yazarlığa adım atmış

İlk Hikayesi ‘Piyano Hocası’ adlı eserini onbir yaşında iken yazmış. Lisede (İdadi) ise ‘Sakın Bu Kitabı Almayın’ adlı hikayesini yazmış.
Birinci Cihan Harbi başlayınca aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla Posta Telgraf Nezaretinde çalışmaya başlamış.

Ondokuz Yaşında Gazeteci

1918’de abisiyle birlikte gazete (Yirminci Asır adlı) çıkarmaya başlamış, burada yayınladığı Asrın Hikayeleri ile dikkat çekmeye başlamış. Öteyandan Alemdar gazetesinin açtığı hikâye yarışmasında da dereceye girerek dikkat çekmiş ve şöhret bulmaya başlamış. 

İlk romanı Cumhuriyetle doğmuş

1923’te ilk romanı ‘Sözde Kızlar’da Mütareke İstanbul’unda kaybolan değerleri işler. Müteakip yıl üç romanı birden yayınlanır. (Süngülerin Gölgesinde, Mahşer, Bir Akşamdı) Bu ilk dönem romanlarında değerler çatışmasına yönelik sosyal meseleleri ele alır.

Takma adı Server Bedii

1925 sonrası ticari kaygılarla yazdığı (Cingöz Recai, Selma ve Gölgesi, Kartal İhsan, Çekirge Zehra, Tilki Leman gibi) eserlerinde/romanlarında kullandığı bir müstearı bulunmaktadır. Aklımda kalan bir başka özelliği de Server Bedii müstearını kullanmasıydı. (Annesinin ismi: Server Bedia, yani bu isimle kendini ona tabi, ona nisbet ettiği anlaşılıyor)
1930 Dokuzuncu Hariciye Koğuşu yayınlanır. 1931’de yayınladığı Fatih-Harbiye ki ilk okuduğum romanıdır. Kendi doğduğu ve değerlerine saygılı Doğu kültürüne haiz semt olan Fatih ile Batı kültürüne müheyya Harbiye semti arasındaki kültürel çatışmayı ve farklılığı işleyen bir romandı.
Onu 1933’te ‘Bir Tereddüdün Romanı, çalışması izler. Ardından 1937’de gazetede tefrika edilen ‘Biz İnsanlar’ takip eder. Bir müddet eserlerine ara verir. Ticari kaygılarla müstear adıyla eserlere geçiş yapar.
Son kitabından sonra uzun sayılabilecek dönemde bir romanı çıkmaz. Muhtemelen evlilik (1938-Nebahat Hanım), eşinin hastalığı ve felç geçirmesi vb. sebeplerden gazeteciliğe eğilmek zorunda kalır.

Ustalık Dönemi 

Ustalık dönemi eserleri evresi 1949 sonrası Matmazel Noralya’nın Koltuğu ve 1951’de Yalnızız romanları gösterilir.

Sabırla yoğrulmuş Velûd bir yazar

Görüldüğü gibi bebekken babasız kalması, kendi hastalığı, eğitimini bırakıp çalışmak zorunda kalışı ve eşinin rahatsızlığı gibi çok sayıda sıkıntılı süreç ve imtihanlardan geçen Peyami Safa, son yaşında da Yedek Subay askerlik yaparken vefat edişiyle evlat acısı yaşamış, oğlunun (Merve) vefatından üçbuçuk ay sonra da (ben doğmadan iki sen önce) 15 Haziran 1961’de 61 yaşında ardında birçok kıymetli eser bırakarak aramızdan ayrılmış.
İstanbul Edirnekapı Şehitliğinde medfun kültür dünyamızı aydınlatan önemli yazarlarımızdan olan Peyami Safa’yı en kısa zamanda mekânında ziyaret edecek, şimdi okulun önünden kendisini daha yakından tanıyıp biyografisine aşina bir kimse, eserlerine ve gayretlerine müteşekkir bir ruh olarak geçeceğim! Kabrinde veya adı verilen okulda vefa gereği bir Fatiha okumak nasip olursa kendimi bahtiyar hissedeceğim. 
Ruhu şad, mekanı Cennet olsun..