25.05.2023 22:20:00
MAHŞERİN ARDINDAN
MAHŞERİN ARDINDAN
MAHŞERİN ARDINDAN
6 şubat depreminin izlerini görmek, yapılan çalışmaları yerinde izlemek amacıyla Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın daveti üzerine 8 Mart’ta Basın mensubu arkadaşlarımla Nur Dağı, Hassa ve Hatay’ ı görme imkanımız olmuştu.
Bursa’ya döndüğümde 10 Mart günü “Mahşeri gördüm,” 11 Mart tarihinde de “Mahşer yerinden “ başlığı ile iki yazı kaleme almıştım.
Aradan 2,5 ay geçti. Başkan Aktaş’ın davetiyle arama kurtarma ekiplerinin temsilcileri ve meslektaşlarımızla birlikte tekrar Hatay’a gittik.
Bu kez “mahşerin ardından” başlığı ile gördüklerimi ve duyduklarımı anlatmak istiyorum.
Uçağımız Adana’ya varır varmaz, bizleri bekleyen araçla Hatay’a hareket ettik. Yol boyunca kamyonların üzerinde taşınan konteynerleri gördüm. Bu da hala konteynere ihtiyaç olduğuna işaret ediyor.
Hatay’a geldiğimizde, aradan geçen süre içerisinde gözle görülür bazı çalışmaların olduğunu gözlemledim, gezip gördüğümüz yerlerde en azından insanlar barınabileceği, başlarını sokabileceği konteynerlere sahipler. Çadırlar nerede ise yok denecek kadar azalmıştı.
Enkaz çalışmaları yetersiz olduğundan olsa gerek, şehrin bir bölümünde moloz yığınlarını görmek mümkün. Yıkılmayı bekleyen ağır ve orta hasarlı binalar kaderine terk edilmiş durumda. Bazı yerlerde esnaf dükkanlarını açmış rızıklarını bekliyor.
Bir yandan şehir turu yapıyor öte yandan konteyner kentleri geziyoruz.
Yarınımızın teminatı olan çocuklara, yaşamış oldukları travmayı bir nebze olsun unutturmak adına çocuk psikolojisi eğitimi almış gençler tarafından açılan psiko destek birimlerinde yarışmalar ve çeşitli etkinliklerin düzenlendiğine şahit olduk.
Alt yapısını Bursa Büyükşehir Belediyesinin hazırladığı, Çilek mobilyanın kurduğu kontenyer kente, Hatay’ın emniyet ve güvenliğinden sorumlu personel yerleştirilmiş.
HİÇ BİR İYİLİK KARŞILIKSIZ KALMIYOR
Konteyner kentleri dolaştığımızda gerek çocuklardan ve gerekse anne ve babalarından Alinur Aktaş’a gösterilen ilgi çok yoğundu.
Yapılan iyilik hiçbir zaman unutulmuyor, karşılıksız kalmıyor.
Aktaş’ı gören çocuklar “Alinur amca, Alinur amca” diye Aktaşın etrafında sevgi halesi oluşturdu, anne babaları ise sıkıntılarını dile getirdi.
Kimi yaşamını sürdürmek zorunda kaldığı konteynerine klima istiyor, kimi televizyon, kimi internet .
Engelli bir ailenin hanımının isteği dikkat çekiciydi. Dişlerinin yapılması için bir miktar paraya ihtiyaçları olduğunu söyledi. Aktaş söz verdi.
Kuvayı Milliyeci olduğunu söyleyen biri, kamasıyla kılıcıyla başındaki kalpağıyla Alinur Aktaş’ a hoş geldin Başkanım diyerek, kendisinden içerisinde simit satacağı küçük bir kulübe talebinde bulundu. Bu istek de karşılıksız kalmadı.
Aktaş’a gösterilen teveccühe baktığımda, gerçekten Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak Hatay’da çok büyük hizmetlere imza attıklarına şahit oldum.
Gezimiz sırasında Gazipaşa ilkokulunun öğrencilerine ziyaret vardı. Kentin kayalık bölgesinde kurulan okul depreme inat dimdik ayakta duruyordu. Aktaş öğrencilerle sohbet etti, onlara nasihatte bulundu. Hediyelerini dağıttığı andaki sevinci, coşkuyu, okul bahçesine inerek bizleri alkışlarla uğurlamaları ve Başkan Aktaş’a olan sevgileri tek kelime ile harikaydı.
Aktaş’ın görevlendirmesi neticesi Bursa Büyükşehir Belediyesi personeli Hatay’da bulunduğu süre içerisinde büyük bir özveri ile, dur durak bilmeden canla başla çalışarak bir çok konteyner kentin su, kanalizasyon zemin düzeltme, elektrik, parke taş, hülasa alt yapı ile ilgili ne varsa tamamını yaptı.
Depremin olduğu ertesi günden bu güne açmış oldukları aş evleri ile birçok depremzedenin yeme içme ihtiyaçlarını karşıladı, karşılamaya da devam ediyor.
Bugüne kadar Bursa Büyükşehir Belediyesinin Hatay bölgesine yapmış olduğu hizmetlerinin toplamı 150 milyon lirayı geçmiş.
Yerel yönetimlerin yapması gereken işleri Aktaş tan talep eden vatandaşlara, “bu konuyu Hatay Belediye Başkanı ile görüşün” demesi üzerine, birçok vatandaşın Başkanım, Hatay’ın belediye başkanının yüzünü dahi göremiyoruz, ne olur seçimlerde adaylığınızı Hatay dan koyun, bizim belediye başkanımız olun dediklerini duyduk. Tebessüm ettik.
BURSA ULU CAMİ’YE KARDEŞ CAMİ
Memlüklüler tarafından 18. Yüzyılda Selçuklu mimari özelliklerini gösteren Hatay’ın en eski ve en büyük camisi olan ulu cami depremde tamamen yıkıldı.
Alinur Aktaş büyük bir duyarlılık göstererek Bursa’daki ulu cami ile aynı ismi taşıyan bu caminin yeniden ibadete açılması için çalışma başlattı. Geçtiğimiz gün Bursa Büyükşehir Belediye meclisinin oturumuna sunulan restorasyon kararı kabul edildi. Röleve ve restrüktsiyon projelerinin hazırlanma aşamasında olduğunu, en kısa zamanda caminin yapımına başlanacağının müjdesini verdi..
Yaklaşık 100 milyon lirayı bulacak inşaatın çok kısa zamanda ibadete açılması ve hep birlikte bu camide saf tutmak için sabırsızlandığını söyledi.
Sonuç olarak bu geziden edindiğim intiba, Hatay da belki de Bursa Büyükşehir belediyesi kadar hizmet yapmayan ama şehrin dört bir tarafında reklamı olan Konya Büyükşehir Belediyesi kendilerini tanıtma, yaptıklarını anlatma adına Bursa dan çok önde.
Unutulmamalı ki yapılan hizmet anlatılmaz, yeteri kadar duyurulmazsa kendimiz çalıp kendimiz oynarız bu böyle biline.
Gecikmeli de olsa Hatay havaalanından İstanbul Sabiha Gökçene hareket ettik. Uçakta iki depremzede ile tanıştım, yolculuk sırasında dertleştik. Biri İskenderun da diğeri ise Hatay da ikamet ediyor. Her ikisi de yakınlarını enkaz altında kaybetmiş. Dertli ve üzüntülü idiler. Biri söze üç gün Devlet yanımızda değildi, bizi unuttular dedi ve yakındı. Kendisine yakınıyorsunuz ama birinci turda en yüksek oyu Cumhur ittifakına verdiniz bu nasıl iş diye sordum. Aldığım cevap çok manidardı. Daha iyisi var mı, Millet ittifakının adayı bize güven vermedi. Her şeye rağmen yaparsa AK Parti yapar diyerek daha iyisi çıkana kadar Erdoğan demek zorundayız dedi.



