MARŞ MARŞ
Yaptığım iş, işlevi aynı olan iki kurumda yönetim kurulu üyeliği yapmak etik midir diye sormuşum.
Neymiş efendim İşini bırakıp zamanını sosyal işlere ayıran kişileri nasıl eleştirirmişim, onlar hakkında nasıl yazarmışım.
Böyle gazetecilik olur muymuş, bu hakkı bana kim veriyormuş gibi eleştirilerle karşı karşıya kaldım.
Bu kişiler ne yapıyorlarmış?
Zamanlarını sosyal işlere ayırıyorlarmış.
Yaptıkları iş, bol bol ziyaret, resim çektirmek sosyal medyadaki sayfalarına koymak.
Egolarını tatmin etmek.
Başka ne iş yapar bu muhteremler?
Toplantılarda boy gösterirler, İnegöl’e çok büyük hizmet yapıyorlarmış gibi bir kahraman edasıyla dolaşırlar.
İşlerine gelmeyen, aklı fikri İnegöl’e hizmet olan kişileri eleştirmekten zevk alırlar.
Bilip bilmediği konulara balıklama atlarlar.
İnegöl’ün menfaatini değil, dostlukları ön plana alırlar.
İnegöl’ün çözüm bekleyen sorunları varmış, inanın umurlarında bile değildir.
Ve ne gariptir ki, bazıları da üzerlerindeki etiketi kendi lehlerine kullanır, menfaat elde etmenin yolarını ararlar.
Başarılı olurlarda.
Peki, her daim ağızlarından düşürmedikleri İnegöl için ne yaparlar?
Yetmiyor mu? Laf yaparlar, iş yapmak isteyen kişileri eleştirirler, şöyle yaptık böyle yaptık derler.
Elle tutulur gözle görülür yaptıkları hiçbir şey yoktur.
Biraz daha irdelersen işimizi gücümüzü bırakıyoruz sosyal işler yapıyoruz der işin içinden çıkarlar.
Ve ne gariptir ki bu arkadaşlar İnegöllü, ben ise yabancı.
Çok hoşuma giden bir söz vardır, derler ki;
Kartalın ufukta gördüğünü, gelip de kümesteki tavuklara anlatamazsın.
Herkes işine baksın. Marş marş.