Olmakla Ölmek Arasında Hayat
Bir gece maddi değil, hayat muhasebesi yaparken tefekküre dalmışım. En büyük kazanç iklimine yelken açmış, benliğimin farkına varmıştım. Bize uzun gibi görünen hayat, oldu ile öldü arasında ne kısa bir çizgi imiş bir kez daha müşahede ettim.
Oldu ve öldü. Lisanımızdan iki kelime. Çağrışımı derin ve geniş. Yan yana iki kelime yan yana iki nokta ile ne kadar farklılaşıyor zihin dünyamızda. Olmak ve ölmek!
Hayat serüveni içerisinde bebek oldu, çocuk oldu, abi-abla oldu. Sünnet oldu. Gelin-damat oldu. Anne-baba oldu. Amca-dayı, hala-teyze oldu. Genç oldu, ihtiyar oldu. Dede-nine oldu; torunları oldu.
Sosyal statüler dünyasında asker oldu, şehit oldu, gazi oldu. Mezun oldu; bir baltaya sap oldu. İşçi- memur oldu, emekli oldu, işveren-patron oldu. Zengin oldu, fakir oldu.
Daha neler oldu neler..Hasta oldu, ameliyat oldu, tedavi oldu, taburcu oldu.
Bazen alim bazen cahil oldu. Bazen arif bazen gafil oldu. Derken hayatının sonu oldu. Kefeni oldu- tabutu oldu, Mezarı oldu, kabri oldu. toprağı oldu. Er kişi oldu- hatun kişi oldu
Tüm ‘oldu’lar dört noktalı oldu. ‘Oldu’lar ‘Öldü’ye inkılap oldu. Hayat yarımdı; şimdi tam oldu. Asıl soru: Ya şimdi ne oldu?
Halbuki nice oluşlarda ölüşler gizli. Kişi olduğunu zannettiği anda çoktan ölmüştü, belki kelimelerin farkında kendinin farkında değildi..
Maddi-fiziksel-bilimsel oluşlar yanında soyut metafizik oluşlara da gebeydi insanlık.
Gerçek olmak, olmanın gerçeğine vukuf değil midir aslında?
Olmak, olgunluk insanı kendine getirendir.
Olmak içindeki şeytani dürtüleri öldürmektir. Haksızlığı ve zulmü adalet, kin ve öfkeyi sabır, cehaleti ilmü irfan, yalanı dolanı hakikat, enaniyet, gurur ve kibiri tevazu silahıyla öldürebilmek. Önündeki en büyük manialarla olmak ne mümkün.
‘Kem âlât (kötü araçlar-aletler) ile kemâlât olmaz’ diyenleri duymak ve anlamak bu olmalı.
Eksi ve eksikleriyle Kâmil (olgun) insan mükemmel (kemalini tamamlamış) olunamaz. Olmak dolmak gerektirir. Tam olamayan, dolamayan, kendini tamamlayamayan yarım kalmış adam nasıl oldum diyebilir ki?
İşçi memur amir zengin meşhur vs. olmak nasıl mücadele gerektiriyorsa hakiki olmak için de hep gayret ve sebat gerektirir. Mücadelesinde mağlubiyet oldurmaz insanı.
‘Ölüm bize ne uzak ne yakın bize ölüm.. Ölümsüzlüğü tattık, ne yapsın bize ölüm’ diyebilenler,
‘Hamdım, yandım, piştim’ çizgisinde yürüyebilenler,
‘İlim ilim bilmektir İlim kendin(i) bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır’ sırrına erenler,
‘Adamın oğluna: Ben sana (....) olamazsın demedim; adam olamazsın dedim’ nüktesini kavrayabilenler gerçekten olabilenlerdir.
Ruhun ölmesini cesedin ölmesinden daha tehlike görenleri anlayabilenler,
Beni bende demen, bende değilem. Bir ben vardır bende benden içeru’ diyen öz benliğinin/kendinin farkına varabilenler ölmezler. Cesedlerinin ölümlerine üzülmezler.
Oldu bittilerle hayat tüketmekten uzak, olurken ölebilmeyi, ölürken de dirilebilmeyi başarabilenlere ne mutlu!