Paralardaki Portrelere Yakın Bir Bakış
13 yıldan beri tedavülde bulunan kâğıt paralarımızın arka yüzündeki yeni portrelere biraz da olsa görsel olarak aşinayız. Ön yüzünde malumlarınız olduğu üzere Cumhuriyetimizin banisi M. Kemal Atatürk’ün portresi bulunuyor. Arka yüzünde de milli, ilmi, manevi, tarihi şahsiyetlerden milletimize, devletimize hizmeti geçen figürlerin portreleri bulunuyor. İlk basıldığı anda bunlar kimlermiş diye daha çok merak edilir, sorulur, malumat edinilirdi. Bu girişimler bir ikisi kamuoyunda bilinir olsa bile genel olarak tarihimizde saklı kalmış değerli simaların öğrenilmesine, daha bilinir ve tanınır olmasına vesile olmuştur.
Şimdi bir kez daha ve topluca (tcmb.gov.tr sayfasından istifade ile) bu portrelere yakın bir bakış yapmak ve bakmaktan görmeye geçmek istedim.
5 liralardaki portre: Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı (1913-1993)
Kimmiş birkaç cümle ile bakalım. Siyah çerçeveli büyük camlı gözlükleri olan olgun yaşlarından bir portreye sahip İstanbul doğumlu bu zat, Atatürk’ün isteği üzerine girdiği Milli Eğitim bakanlığı yurt dışı bursunu kazanmış ve Amerika’ya yüksek tahsile gitmiş Harvard üniversitesinde doktorasını tamamlayarak 1943’te ülkemize dönmüş. Doktorası Bilim tarihi alanında dünyada ilk verilmiş doktora olarak biliniyor.
1946 yılında öğretim üyesi olarak başladığı A.Ü. DTCF’de 1983 yılına kadar hizmet vermiş. 1984’te Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Atatürk Kültür Merkezi’ne başkan olarak atanmış ve buradan 1993 yılında emekli olmuş. Muhtelif kültür ödülleri bulunan bu bilim adamımız özellikle Orta çağ Bilim tarihine ışık tutan eserleriyle tanınıyormuş. 80 yaşında aramızdan ayrılmış
10 liralardaki portre: Cahit Arf (1910-1997)
Selanik doğumlu ve milletçe para portreleri sayesinde tanıdığımız ünlü matematikçimiz, 1937’de Almanya’da doktorasını tamamlayarak önce İ.Ü fen Fakültesinde, daha sonra Robert kolejde, ODTÜ’de çalışmış, 1964’te Tübitak bilim kolu başkanı olmuş. 87 yaşında vefat eden bilim adamımız, Arf Değişmezi, Arf Halkaları ve Arf Kapanışı gibi matematik literatüründe kendi adıyla anılan çalışmalarıyla da tanınıyormuş.
20 liralardaki portre: Mimar Kemaleddin (1870-1927):
Pala, burma bıyıklı, esmer bu büyüğümüz bugünkü İTÜ’nün temeli sayılan (2.Abdülhamithan’ın kurdurduğu) Hendese-i Mülkiye mektebinde eğitim görmüş ve asistanlık yapmış. Osmanlı döneminde 1895’te 2 yıl Almanya Berlin’de mimarlık eğitimi almış. Osmanlı ve Alman mimarisinin belirgin özelliklerini sentezleyerek kendi alanında bir tarz oluşturmuş. İstanbul’da mimar olarak cami, okul, türbe, apartman ve han olarak değişik binalara imza atmış. Ankara’da projesini üstlendiği (Gazi Üni. rektörlük, Gazi Eğitim enstitüsü ile Devlet Demiryolları gibi) binaları onun eseriymiş.
50 liralardaki Fatma Aliye (1862-1936)
İlkemizin ilk kadın filozofu ve kadın romancılarından aynı zamanda roman çevirmeni İstanbul doğumlu Fatma Aliye, ilk romanı Muhadarat’ı 1892 yılında yayınlamış. Romanlarında çoğunlukla duygusal konulara ağırlık vermiş. Sosyal konularda da çalışmaları bulunan yazar kız kardeşi Emine Semiyye ile kadınları himaye (Şefkat-i Nisvan) derneğini kurarak onların eğitim ve üretim sürecine katılmalarına destek olmuş. Bir dönem sosyal medyada kızı ile alakalı acıklı hikayesi çok paylaşılan Fatma Aliye, bu yüzden en medyatik portre/sima haline geldi.
100 liralardaki Itri (Buhurizade Mustafa Efendi (1640-1712)
Bu sefer bir musiki üstadının portresini görüyoruz. Klasik Türk müziğinin kurucusu kabul edilen ve bestelerindeki melodi zenginliği ile tanınan Itri, Türk müziğinin hemen her formunda eser vermiş. Tasavvuf ve dini musiki alanında çok eseri bulunan üstadımız, bugün camilerden aşina olduğumuz Segâh makamında tekbir ve salat-ı Ümmiye ile de meşhurdur.
200 liralardaki Yunus Emre (1238-1320)
Şair, ozan, mutasavvıf, derviş, gezgin, bilge, Allah-Kur’an ve Peygamber aşığı Şeyhi Tapduk Emre’nin düşüncelerini halka anlatmak amacıyla Anadolu’da uzun süre seyahat ettiği bilinir. Yunus Emre kulağımıza küpe yüzlerce irşat edici beyitleriyle nefis terbiyemizi sağlamamıza hizmet ettiği gibi Türk diline hizmette öncü olan şairlerimizdendir.
Unesco kararı ile 1991 yılı, “Yunus Emre Sevgi Yılı”, 2021 yılı da Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evran ve Yunus Emre Yılı ilan edilmiş, şahsiyeti ve kültürümüze hizmetleri bir kez daha dikkate sunulmuştu.
Paralarımızın ekonomik alanda bir araç olmasının yanısıra bilim tarihçisi, matematikçi, mimar, filozof- roman yazarı-mütercimi, musiki üstadı ve mutasavvıf şair olarak kültürümüzden muhtelif simaları, hizmetleriyle tanıma ve örnek alınmasına hizmet etmesiyle de kültür aracımız haline gelmesi ne güzel.