9.04.2023 20:42:00

RAMAZAN VE İRADE EĞİTİMİ

RAMAZAN VE İRADE EĞİTİMİ

Ramazan ve İrade Eğitimi

Kızımın kütüphanesinde gördüğüm ve okumak üzere emanet aldığım bir kitabı okumakla meşgulüm. Neredeyse altını çizmekten yorulduğum bu eser, Fransız eğitimci ve pedagog Jules Payot’a (ö.1940) ait ‘İrade Terbiyesi’ (Spesifik yay. Seda Yekeler tercümesi) adlı kıymetli bir çalışma.

Ünlü sosyolog ve büyük mütefekkir ‘Bu Ülke-Umrandan Uygarlığa-Kırk Ambar’ vb. gibi birbirinden güzel eserlerin sahibi Cemil Meriç’in (ö.1987) ‘Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim’ dediği bu kitabı okumam büyük bir tevafukla mübarek Ramazan’la da buluştu. Bu güzide ay içinde de yol arkadaşım oldu.  

Eser büyük çabaya çağırıyor

Kitap, dört kitap içinde farklı bölümlere ayrılmış. İlk kitapta irade eğitiminde üstesinden gelinecek düşmanları tanıtarak başlıyor, takip edilecek amaç izah ediliyor, cesaret kırıcı ve yanlış bilinen teoriler anlatılıyor. İkinci kitapta düşüncelerin iradede oynadığı rolün önemi, insan iradesinde duygusal hallerimizin rolü ve aklın saltanatı bölümlerine ayrılmış. Üçüncü kitap içsel tedbirlere atıf yapılıyor, bu bağlamda tefekkür ve eylem konusu ile fiziksel hijyenin etkisi işleniyor. Dördüncü ve son bölümde savaşılacak düşmanlar olarak duygusal gündüz düşleri ve şehvet konusunun ardından 203 sayfalık eser sonuç bölümüyle nihayete eriyor.

Bu kutlu ay Ramazan’ın en güzel iki özelliğinden biri oruç diğeri de Kur’an ayı olmasıdır. Hem Kelam-ı Kadim’i okurken ve hem de oruç tutarken ne kadar irademizi terbiyeye katkı sağladıklarını hatırlayarak, ilgili eserin hedef bütünlüğü açısından bu aya denk düşmesi ve örtüşmesi de mutluluğumu artıran unsur oldu.

İrade zayıflığı başa bela

İrade isteme, arzu etme, dileme manasında arapça bir kelimedir. Akıl gibi büyük bir nimetle donatılan insan, iradesi sayesinde yapma veya yapmama kararını belirler. Kişi öz ve özgür iradesiyle yönünü tayin eder, tercihlerini denetler, istikametini ayarlar. Müsbet veya menfi yaptığı tercihlerin sorumluluğuna ve sonucuna katlanır.
Tembellikten tutun da kötü alışkanlıklara müptelalık, heyecanla başladığımız iyi hasletleri devam ettirememe, başarıya ulaştıracak disipline alışamama güçlü bir irade gösterememekten kaynaklanıyor. Nasıl güçlü bir iradeye sahip olacağı konusu şüphesiz her aklı başında olan kişinin muhasebe ve muhakemesine girmesi gereken bir konudur.

İradenin eğitilmesi herkese lazım

İrade eğitimi ve terbiyesi her insana elzem. Polisinden doktoruna, mühendisinden memuruna, patronundan işçisine, öğretmeninden öğrencisine, komutanından askerine her iş ve durumda sağlıklı karar, sebatla yürüme, faydaları devşirmeyi beraberinde getirecektir. Zayıf irademize yenik düşme hepimiz için bir handikap niteliği taşıyor.


Dini öğretiler de irade eğitimi sağlıyor

Her başarı bir çaba, eğitim, özveri gerektirir. Kelamullah da hırs, tembellik, acelecilik, sabırsızlık gibi hasletlere mücadeleyi öngörür, dünya ve ahiret yolculuğumuzda bize ışık tutan erdemli vasıflara bürünmek için nefsi terbiye tezkiyeyi öğütler.

Dinin emir, yasak, teklif ve tavsiyelerinde kişinin sakin, temkinli, sabırlı, sebatlı olmasını gerektiren değerler bulunur. İslam’ın hangi ibadetini, hangi emir ve yasağını ele alırsak alalım, en başta bize lazım gelenin sağlam bir irade olduğunu ya da zayıf irademizi güçlendirdiğini görürüz. Namaz, oruç, hac, ilim, infak vb. emirleri güçlü bir iradeyi gerektirdiği gibi zaaflarımızı onaran ve takviye eden düsturlarla doludur. Hata, isyan, hadsizlik, haksızlık vb. yapmamak için de irademizin kuvvetli olması gerekir. İnsani ilişkilerde ve sosyal münasebetlerde sağlam bir duruş sergileyebilmek de irade terbiyesinin tam olmasına bağlıdır.

İlahi düsturlardan ilhamını alan mümin, nefsini terbiye ve tezkiye etmesini en önemli kulluk görevlerinden sayar. Fiiliyatını işlerken nefsi istikametinde değil, bilinçli bir tercihle rabbinin meşru kıldığı dairede hoşnutluğu ve rızası yönünde irade göstermeye gayret eder; ferdi, ailevi, ictimaî maksatlarla iki cihan saadeti adına sebat eder, sabır ve metanetle hedefine ve ahlaki erdemlere ulaşmaya/alışmaya çalışır. Nefsini itminana ulaştıran kişi nefsinin arzu ve isteklerini terbiyeden aldığı gücü, aklı ve izanı nispetinde kabul veya reddeder.
Tasavvufa gönül veren kişi de nefsini tezkiye ve arındırmaya adamış ‘mürid’dir. Yani kendisi irade eden, isteyendir.

Şu satırlar kitabın sonuç bölümünden: ‘Karakterimizi değiştirebiliriz, irademizi eğitebiliriz, zamanın ve doğamızın (fıtratımızın) kanunlarıyla ilgili bilgimizle kendimize hükmetme sanatında yüksek bir mertebeye erişebiliriz’

Zaferin güçlü irade sahiplerinin olduğunu tarih bize defaatle gösterdiğini ve insanlar arasında en büyük farkın iradeleri olduğunu unutmayalım.
Ne mutlu kendisini terbiye edip iradesine hâkim olabilen ve nice muvaffakiyetlere yelken açabilenlere.