26.10.2009 18:28:37

ŞİMDİ İCRAAT ZAMANI

ŞİMDİ İCRAAT ZAMANI

Evet, açık ve net söylüyorum;

Evet, açık ve net söylüyorum; 

Bu ilçede yaşayan ve ilçenin kaderini belirleme noktasında  söz sahibi olan her makam ve mevki sahibi  insanı sorumlu davranmaya,  bu ilçe için çalışmaya, ilçe insanının sorunlarını çözmeye, özellikle de insanların en büyük sıkıntısı olan hava kirliliğine ve işsizliğe çözüm olabilecek projeler üretmeye davet ediyorum.

Sözüm, sorumluluk duygularıyla yüklü, İnegöl’ün ve İnegöllülerin sıkıntılarını yüreğinde hisseden, mevki, makam sahibi herkesedir.

Görüyorum ki, mevki ve makam sahibi olan kişilerin bir çoğu  ya bu ilçe adına yapılması gerekenleri yapmamakta ısrarlı yada benim, İnegöl ve İnegöllülerin yararına dile getirdiğim konuları  anlamamakta, kulak arkası etmektedirler.

En küçük bir dernek başkanından tutunda, oda başkanları, makam ve mevki sahipleri, herkes bu ilçenin geleceği için kendisini sorumlu hissetmeli ve o doğrultuda çalışmalıdır. İnegöl’ün kaderini belirleyecek olan kişilerden söz değil icraat bekliyoruz..

İnegöl’deki bazı oda başkanlarını, ‘Her Devrin Adamı’ olarak görüyoruz. Artık bu görüntülerden  bıktık. Her devrin adamı görüntüsündeki yöneticiler eğer oturdukları makamın hakkını gereği gibi yerine getirmiyorlarsa hemen çaresine bakılmalı,  bu şahıs seçimle gelmişse halk tarafından, dernek ve oda başkanı ise üyeler tarafından, devlet memuru bürokratsa siyasiler veya yüksek derecedeki amirleri tarafından icabına bakılmalı, kim olursa olsun  İnegöl ve İnegöllüler için çalışmayanlar,  bulundukları  makamlarda tutulmamalıdırlar. Her şeye rağmen bu tip yöneticiler koltuklarında oturabiliyorlarsa, onları o makamlarda tutanlar büyük vebal altındadırlar.

Bakınız, sorumsuzluklar İnegöl’e nelere mal oluyor; 

Bursa Valisi Nihat Canpolat’ın İnegöl’ü ziyareti sırasında  bir açık mektup yazmış, kendisinden İnegöl’ümüze bir Halk Eğitim Merkezi binası yapılmasını istemiştim. Sayın Valimiz yazımı okuduktan sonra yaptığı konuşmada, İnegöl’e Halk Eğitim Merkezi binasını yapacağına dair, her kesin yüzüne bakarak söz vermişti. Aradan bir kaç ay geçmişti, sayın Valimiz  İnegöl’e geldiğinde yanına yaklaştım, Halk Eğitimi Merkezi binası ile ilgili verdiği sözü hatırlatınca,  “Beni fazla sıkıştırma, söz verdik yapacağız “ dedi. Bu gelişmelerin üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Vali Canpolat’ın tayini çıktı ve Bursa’dan ayrıldı.

Soruyorum şimdi, hazır pişirip önünüze koyduğum bu işin takibini ben mi yapmalıydım,  yoksa bu İlçenin sorumluları mı?

Dönemin gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen’e de  İnegöl’e geldiğinde bir açık mektup yazmış ve kendisinden ilçemize bir Gümrük açılmasını talep etmiştim. Bakan Tüzmen’de kürsüden, bu sorunu çözeceğine dair söz verdi.  Aradan yıllar geçti, Bakan değişti ama  halen İnegöl  Gümrüğü  açılmadı. 

Yine soruyorum; Hazır pişirip önünüze koyduğum bu işin takibini ben mi yapmalıydım yoksa bu İlçenin sorumluları mı?

Yaklaşık iki yıldır, İnegöl’e  400 yataklı, tam teşekküllü, modern bir Hastane binası yapılması, İnegöl kamuoyunda tartışılıyor.  Bırakın yaptırılmasını, Hastanenin yerini bile tespit edemedik  Konu gündeme geldiğinde kısa süre içerisinde yer belirlenip, inşaat çalışmalarına başlansaydı eğer, bugün İnegöl’ümüzde modern bir hastane İnegöllülerin hizmetinde olacaktı. Maalesef ilgisizlik vede takipsizlik işi bu noktaya getirdi  bir arpa boyu dahi yol alınamadı ve halen  yer konusunda ‘Şurası mı uygun, burası mı’ diye vakit geçiriliyor. Peki, Hastane yerini ben mi bulmalıydım, yoksa bu ilçenin sorumluları mı?

Uludağ Üniversitesi Rektörlüğünce, İnegöl Meslek Yüksekokulu Yerleşkesi içerisinde, binası Belediye tarafından hazırlanan, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine bağlı olarak İnegöllülere hizmet verecek olan Tıp Fakültesi Poliklinikleri de ilgisizlik yüzünden elimizden kayıp gitti. Bu işin takibini ben mi yapmalıydım, yoksa bu ilçenin sorumluları mı?

YÖK’ten Bursa’da ikinci Üniversite kurulması için karar çıktı. Bu konuda İnegöl’deki sorumluları harekete geçirmek, ikinci Üniversiteyi İnegöl’e kazandırmak için günlerce yazılar yazdım. Maalesef yazdığım yazılar bile İnegöl’deki sorumluların  üzerindeki ölü toprağını kaldıramadı.  Sonunda, Üniversitenin  İnegöl’e  kazandırılmasını galiba  istemiyorlar diye düşünür oldum. Sadece sığ beyanatlarla,  “istiyoruz” demek yerine komiteler kurup, bir başkan seçip, planlı bir şekilde her kapıyı yoklamamız, derdimizi anlatmamız lazım. Bunu da ben mi yapmalıyım yoksa  İlçenin sorumluları mı?

Bu ilçede hava kirliliğini asgariye indirecek, işsizliği önleyecek, esnafın iş potansiyelini artıracak, ilçemizde yaşayan insanların hayat standartlarını yaşanabilir hale veya daha üst düzeylere getirecek çalışmaları, projeleri ben mi yapmalıyım yoksa İlçenin sorumluları mı?

Kötü alıştırdık galiba…

Mehmet Hanefi Yıldırım gidecek hayırsevere, altı ay yalvaracak, alt yapıyı hazırlayacak, kapısında günlerce nöbet tutacak, kimi zaman bu kapıdan üzüntüyle  sıkıntıyla umutsuzlukla ayrılacak, strese girecek  ve sonuçta hayırseveri ikna ederek,  İnegöl’e  Devlet Hastanesi bahçesinde bir Diyaliz Merkezi, Özel Eğitim Uygulama Okulu ve İş Merkezi (Özürlüler Okulu), Süleymaniye mahallesinde Hüseyin Özdilek Sağlık Ocağı, Nene Hatun Kız Meslek Lisesi ve Mediha-Hayri Çelik Fen Lisesinin kazandırılması konusunda öncülük edecek…

İlçenin sorumluları da bütün bu hizmetlerin oluşumunu kendilerine mal edip,   “İnegöl’e Özürlüler Okulu, Sağlık Ocağı, Kız Meslek Lisesi, Fen Lisesi kazandırdık”  veya “Benim zamanımda yapıldı”  diyecek.

“Armut piş, ağzıma düş” misali protokol imzalamak kolay…

Her zaman hazır lokma bulunmaz beyler, koşmak koşuşturmak ve emek sarf etmek lazım.. İşte yukarıda belirttiğim Halk Eğitimi Merkezi, Yeni Hastane Binası, İkinci Üniversite gibi  yatırımları da İnegöl’ümüze kazandırmak istiyoruz  ama her zaman ki gibi İlçemizin sorumlularını bu konu üzerine yeteri kadar eğilmiş göremiyor ve üzülüyoruz.

Tekrar ediyorum, üzerimizdeki ölü toprağını biran önce atmalı, uyuşukluktan kurtulmalı, çok çok acele etmeliyiz. Zaman kaybı  bize pahalıya patlıyor… Bu arada ‘Atı alan Üsküdar’ı geçiyor’

Bundan dolayı ben ‘Çok ve hatta çok çok acele edelim’ diyorum beyler…

Acele edelim, çünkü  insan ömrü çok kısa…

Evet ;

Her gün, “Bu akşam nerede yemek yiyelim”,  nefislerini tatmin  adına “Ne yapalım” diye birbirine  soran insanlar, bu ilçe insanının  dertlerine çare aramak için kafa yorsalar, kanaatimce hem bu dünyalarını hem de ahiretlerini kazanacaklar ...

Benden söylemesi..

Şimdi icraat zamanı…