SİZ NE DERSİNİZ?
Bugünkü yazıma İnegöl’ün sorunlarına çözüm noktasında, çok büyük faydaları olacağına inandığım iki kurumun kuruluş amaçlarından bahsetmek isterim.
İnegöl Kent Konseyi.
2014 yılında kurulmuş olup, yerel yönetimde halkın katılımını artırmayı, toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi ve kent kültürünü geliştirmeyi amaç edinmiştir. Bu çerçevede, sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamak için çeşitli alanlarda faaliyetlerini sürdürmektedir. Hazırladığı sosyal projeler, düzenlediği kültürel etkinlikler ve çevre bilincini artırmayı hedefleyen çalışmalarıyla, İnegöl’ün sosyal hayatına önemli katkılar sunmaktadır.
İnegöl Kent Gönüllüleri Derneği tüzüğü, madde 2.
İnegöl’ümüzün tarih içinde kazandığı değerlerinin korunması, kaybolan değerlerimizin tekrar kazanılması, mevcut olanların korunması, ekonomik, sosyal, kültürel ve beşeri alanlarda ihtiyaç duyulan problemlerin çözümü için kamu kuruluş ve temsilcileri, sivil toplum örgütleri, dernekler ve meslek odalarıyla işbirliği yaparak İnegöl’ümüzün bugünü ve geleceği hakkında projeler üretmek ve hayata geçirilmesi için faaliyet göstermek,
Kent Konseyi 2014 yılından bu yana gözle görülür, elle tutulur, bizlerin bildiği hiçbir hizmetin öncülüğünü yapmamıştır. İnegöl’e kazandırdığı bir eser yoktur.
Sanırım bu nedenlerden dolayıdır ki, İnegöl’e hizmet adına, Kent Konseyi’nin amaçları doğrultusunda çalışmadığı veya çalışmaların istenilen boyutta olmadığı gerekçesiyle 2021 yılında Sabri Yalın’ın kurucu başkanlığını yaptığı İnegöl Kent Gönüllüleri Derneği kuruldu.
Kent Konseyinin 2024 yılında yaptığı kongrede,
İnegöl’de etkili ve yetkili makamlarda bulunmasına rağmen hiçbir hizmetini görmediğimiz, kendisine sorarsak birçok işin altında imzasının olduğunu söyleyen Bülent Temelli, parti başkanlığı, başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Belediye başkanlığı ve milletvekili seçimlerinde aday adayı oldu.
Yeterli değil.
Aklınca çok hizmet vermiş olmalı ki, eksik kalan hizmetlerini tamamlamak adına 2024 yılında yapılacak olan kongre de Kent Konseyi başkanlığına talip oldu.
Yıllardır beraber siyaset yaptığı arkadaşları onun bu talebine itiraz etmedi, edemedi.
Bu zamana kadar ne yaptın ki şimdi ne yapacaksın diyen olmadı.
Nasıl olsa biz geleceğimiz yere geldik, mademki istiyorsun memnuniyetle dediler.
Temelli, kendisini asla yarı yolda bırakmayacak, güvendiği yakın arkadaş ve tanıdıklarını yanına aldı, 2024 yılının Eylül ayında Kent Konseyi Başkanı oldu.
Her başkan kendisiyle uyum içerisinde çalışacak insanı yanına alır.
Bu gayet doğal ve doğru bir harekettir.
Kent Konseyi seçimlerinden tam 8 ay sonra, Kent Gönüllüler Derneği kongreye gitme kararı aldı.
Kongrede Bülent Temelli’nin güvenerek listesine aldığı Bahadır Bayraktar, kendisi için bir başkanlık kapısının aralandığını görünce, oldun mu başkan olacaksın, yönetim kurulu üyeliği de neymiş diye düşünmüş olmalı ki, Kent Konseyindeki arkadaşlarına sırt çevirdi.
Arkadaş, dost, vefa nedir düşünmedi, gelen teklifi kabul etti, Kent Gönüllüler Derneğinin başkanı oldu.
Bülent Temelli’nin yönetim kurulunda üye olan Yusuf Şehitoğlu da Kent Gönüllüler Derneğinde yönetim kurulu üyesi oldu.
Her ikisi de Kent Konseyi yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmedi.
Yani bir yanda Kent Konseyi üyeliği, öte yanda Kent Gönüllüleri Derneği Başkan ve yönetim kurulu üyeliği, mübarekler bulunmaz Hint kumaşı.
Yeri gelmişken Bayraktar’a sormak isterim. Kent Konseyinde ne yapmak istediniz de karşılık bulmadı? Öyle ya bir insan aynı amaçları olan bir kurumda yönetim kurulu üyesi iken bir başka kuruma neden gider?
Sanırım bizleri inandıracak bir gerekçesi vardır.
Eğer bir sorun varsa, hala Kent Konseyi yönetim kurulu üyeliğini neden devam ettirir?
Bu durum sizce etik mi?
Bence olsa olsa kartvizit egosundan başka bir şey değildir.
Şehitoğlu için de aynı sözleri söylemek mümkün.
Oh ne ala memleket.
Kent Konseyi Başkanı Bülent Temelli yanına aldığı birkaç arkadaşıyla Ankara’ya gider, yanındakilerden biri Şehitoğlu.
Kent Gönüllüler Derneği Başkanı bir kurumu ziyarete eder yanlarında Şehitoğlu.
Bu durum sizce garip değil mi?
Karakter mi, mizaç mı, hesap kitap işi mi? Doğrusu şaşkınım
Ben buna bir ad koyamadım.
Siz ne dersiniz?