29.07.2023 19:48:00

SU GİBİ AZİZ OLMAK

SU GİBİ AZİZ OLMAK

Su gibi aziz olmak

Çocukluğumuzda su ikram ettiğimiz büyüklerimiz o gün tam anlamını bilemesek de bize ‘Su gibi aziz ol’ diye mukabelede bulunurlardı. Bunun bir de ‘su gibi ol azizim’ versiyonu bulunuyor.
Su veren kişiye, ikram ettiğin hayatın vazgeçilmez nimeti gibi yüce, kıymetli ve değerli ol temennisi sakinin nezaketine denk ne kadar ince bir davranış.

Su, dilimizde Farsçadan geçme âb, Arapçadan kültürümüze girmiş mâ olarak da kullandığımız ilahi bir nimettir. Uzmanlarca onsuz sadece bir hafta kadar bir hayat sürebiliyoruz. Diğer canlılar da bitkiler ve hayvanların hayatı da ona bağlı. Verene, bahşedene şükür.

Son dönemdeki kavurucu sıcaklardan sonra hayat iksirimiz, ab-ı hayatımız, mâ-u lezizimiz olan suyun azizliğini bir kez daha anlamış olmalıyız. Bir bardak serinletici suyun kıymeti neye değer idrak etmiş olmalıyız. Elince su şişeleriyle dolaşan, ıslak mendilleriyle serinlemeye çalışan, deniz ve havuz kenarlarında hararetlerini düşürmeye gayret eden binlerce milyonlarca insan ve suyunu arayan hayvanlar.

Rahmani bir nimet

Rabbimiz, yarattığı su nimetinin kadru kıymetine yönelik muhtelif işaretlerde bulunur kerim kitabımızda. Su, yağmur, kuyu, deniz, nehir, pınar gibi türlerle onlarca ayette zikredilmiştir. Suyu ve canlıları sudan yarattığını, insan, hayvan ve bitkiler için hayati öneme haiz bu nimet adına ibretle düşünülmesini defaatle anlatır, (Kehf:18/41, Müminun 23/18-19, Ankebut 29/63, Rum 30/24, Zuhruf 43/11, Vakıa 56/68-70, Mülk 67/30 vs.) bu aziz nimeti Aziz olan zatın katından kendisinin yağdırdığını ve gökten indirdiğini, mahzenlerde depoladığını beyan eder ve ‘su kaynaklarınızı kurutsa size kim su verecek?’ mealindeki sorusuyla bizleri tefekküre davet eder.
Hz.Peygamber de su kaynaklarının kirletilmemesi ve israf edilmemesini tekrar tekrar öğütler. Ondan aldığımız terbiye ile suyu besmele ile sağ elle, içine üflemeden, üç solukla içmeyi, ardından elhamdülillah demeyi bu nimete saygıyı ve şükrü öğrendik. İnsana olsun hayvanlara olsun su ikram etmenin faziletini, su hizmeti (çeşme-köprü vs. gibi eserlerle) daimi sadaka yollarını yine bize O (sav) göstermişti.

Şifa kaynağımız

İnsan vücudunun %70’inin su olduğu, tüm organlarımızın (kas, cilt, ciğer, beyin, sindirim sistemi, böbrek vs.)  enerjimizi artıran ab-ı hayat mucizesiyle kaim olduğunu da ilmen biliyoruz. Abdest ve guslümüzün görünen vücut temizliği yanında teskin eden, rahatlatan terapi olduğunu da. Ne yazık ki beşeriz, şaşıyoruz; temiz ve temizleyen hayat kaynağı suyumuzun değerini mahrum kalınca anlıyoruz. Mesele mahrumiyet yaşamadan kadru kıymetini kavrayabilmek ve bunu başarabilmektir.
Kaplıcalarıyla, içmeceleriyle, denizleri ve gölleriyle hem temizlik, hem gıda ve hem de içerdikleriyle besin ve şifa kaynaklarımızdır.

Tarihimizde suya değer

Su kanalları/yolları/kemerleri, köprüler, hamamlar/Kaplıcalar, çeşmeler, şadırvanlar, havuzlar, sarnıçlar, maksimler, sebiller inşa eden mimari eserlerle donatan ecdadımız su kaynaklarının temini, korunması ve ulaşımı konusunda su vakıfları bile kurmuşlar. Su medeniyeti oluşturmuşlar. Yağmura ‘rahmet’ adı verilmiş kültürümüzde. Çeşmelere ‘vecealnâ mine’l-mâi külle şeyin hayy- Biz her canlıyı sudan yarattık’ ayeti (Enbiya 21/30 ayeti veya aynı manadaki Nur 24/45)  veyahutta ve sekahum rabbuhüm şeraben tahura- Rabbleri onlara tertemiz içki içirmiştir (İnsan 76/21) yazılarak değerler eğitimine Allahın nimetinin farkındalığı oluşturulmaya çalışılmıştır.
(Bu arada ayette geçen şarap kelimesi alkollü içkiyi değil, içilen her nesneyi ifade eder, meşrubat, şurup hatta şurba/şorba/çorba da aynı kökten gelir. Maalesef şarap alkollü bir içki çeşidine isim olmuştur.)

Su zengini değiliz

Uzmanlar bizi uyarıyor ve bilinenin aksine su zengini olmadığımızı vurguluyorlar. Dünya yüzeyinin %71’inin su olmasına karşın kullanılabilir su kaynakları bakımından fakirliğimizi beyan eder ve 
3. dünya savaşının petrol yüzünden değil, su yüzünden çıkacağına işaret ederler.

Su'lu deyim ve atasözlerimiz ne kadar da çok

Birazcık kafa yorduğumuzda ve kayıtlara baktığımızda gerek atasözü gerekse deyim olarak su içeren neredeyse yüze yakın kullanımımız olduğunu farkediyoruz. ‘Suyun başını tutanları, ‘İşi sulandırmaya çalışanları, ‘pişmiş aşa su katanlar’ı, ‘arasından su szımayanları’ hatırlıyor, ‘zamanın su gibi akıp gittiğini’ anlıyoruz.
Edebiyatımızda suyu edebi ürünlerinin isimlerinde, şiirlerinde kullanan edip ve şairlerimiz geçiyor hafızalarımızdan. Eserleriyle ‘gönlümüze su serpen’ edip ve mütefekkirlerimizle onur duyuyoruz. Ülkemizin milletimizin ’bir içim su’ kadar güzelliklerini hayalen temaşa ediyoruz.

‘Su gibi aziz olmak’ biraz da suyun azizliğini kavramakla yakından alakalıdır. ‘Bir damla sudan’ meydana geldiğimiz gibi ölürken de bir damla suyla hayat veda ediyoruz. Su ile gasledilerek öte âleme yolcu ediliyor bizim medeniyetimizde insan. 
Tüm canlıların ortak paydası can damarımız suya vefalı, verene sevdalı nesillerden olabilmek niyazıyla..