Aylin PEDAL


TATLI HUZUR MU ARIYORSUN?

TATLI HUZUR MU ARIYORSUN?


TATLI HUZUR MU ARIYORSUN?

 

Yaşam eğitiminin temelleri, aile içinde anne ve baba tarafından rol modeli kimlikleriyle atılır, çevre faktörü başlığı altında; arkadaş grubu, okul yaşantısı ile geliştirilir, uygulama sahası olarak isimlendirebileceğimiz varlık sahasında da pekiştirilir. Doğru, dürüst, düzgün insanın olmazsa olmazı olan erdem ilkeleri ise eşlik eder her cana kendini bulma yolunda. Birikimler, kişilikle karakterle doğru orantılı olup, ip uçları kitaplarda yazsa da, hafızlanıp öğrenilecek türden değildir. Herkesin sütten çıkmış ak kaşık olduğunu zannettiği güya şu düzeni bozuk yalan dünyada salt doğru/gerçek tek ise, HAK, hukuk peşinde koşan, adaletin izini süren kimdir?

  Gelgelelim boş zamanlarını iki laklakla değerlendirme yetisine sahip leylek kardeşlerimiz, günlük yaşantılarında dost meclislerinde iki sohbetten birinin ‘doğal akış gereği’ kılığına bürünen ‘Çekiştirelim, Rahatlayalım’ üst başlıklı, güya sohbet temalı, bol yargı iş birliği ile yakın/uzak gelecekte zor zamanlara yelken açacakları çölün ortasına kendi elleriyle diken tohumlarını ekmektedirler de yola çıkmış olası negatif misafirciklerin bir zaman sonra kapılarını çaldıklarında şok yaşamalarına bir türlü anlam veremezler. Ah bi bilseler, sözün ağızdan çıkarak başlayan yolculuğunun bumerang etkisiyle kendilerine geri döneceğini!

   ‘Kötü söz sahibinindir’ düsturunun ata kodlarımızla genlerimize kazınmış dünün küçüğü bugünün büyüğü bireyler olarak sözü gümüş bildik, sükutu altın. Ne kaybettiğinin ne kazandığının hesabını tutmak isteyen olursa diye mini bir hatırlatma yapmakta fayda var. Vicdan süzgecinden geçirerek ektiklerini gözlemleyerek, nefesin yetebiliyorsa, ruhunun diplerine dal bi, bul önce kendini, aşağılarda vurgun yemeyip gelebiliyorsan kendine tekrar, aç gözünü bak bakalım etrafına, seni geçici aşkla sevmeyen kaç kişi var. Sözüm; görmeden, bilmeden, işitmeden, sezmeden ön yargılarıyla ağızlara bal çaldığını zanneden kendi yazıp kendi oynayan çalçenelere.

   Katılırsınız ya da katılmazsınız, yoruma açıktır her söz, ancak vurgusunu içinde barındırır. Yazının ince fikrine erişmek isteyenler için kısa yol atayım hemen buraya. ‘Kişisel veri dayanağı olmadan, gözlem metoduyla deneye yanıla erişilebilen, yargıdan uzak, ister deneyim deyin adına ister yazılım, şifreyi kıranların kapıyı açtıktan sonra çıkacakları, aslında yolun da olmadığı hoş bir sedadayız hepimiz. Nihayetinde teorik ve uygulamalı derslerle dolu yaşam kitabının olmazsa olmaz kazanımları ile ilgili yazdığım bir kompozisyondan öte değil bu karalamalarım da.

     x+y+Z =?  Her halükârda tam sayı olan sonuç, 1’e bölündüğünde yine kendisini vereceğinden, tüm kötü sözler ve davranışların sahiplerine iadesiyle, herkesin koluna taktığı kendi sepetiyle, kendi yolunda olduğu bu yolculuğun amacının idraki nasip olmuş kişiler için, ‘Ne olursan ol, yine gel’ döneminin hoşluğudur aslolan.

   Siz siz olun size yapılmasını istemediklerinizi siz de başkalarına yapmayın. Gerçek sevgililerinizle, sevgiyle, sevgide kalın değerli yürekler..

A.P