27.04.2023 20:48:00

ÜLKEMİZDEKİ SON İNANÇ VE DİNDARLIK ARAŞTIRMASI

ÜLKEMİZDEKİ SON İNANÇ VE DİNDARLIK ARAŞTIRMASI

Ülkemizdeki Son İnanç ve Dindarlık Araştırması

Geçtiğimiz ay (24 Mart 2023) yayımlanan "Türkiye'de İnanç ve Dindarlık Raporu", ülkemizdeki en son inanç ve dindarlık durumunu gösteren bilimsel araştırma olarak hayli ilgimi çekti ve coğrafyamızın manevi durumuna yakından bakmaya çalıştım.

Türkiye İnanç ve Dindarlık Araştırması (TİDA), Uluslararası İslam Düşünce Enstitüsü (International Institute of Islamic Thought [IIIT]) ve Mahya Yayınları tarafından içinde akademisyen ve araştırmacıların bulunduğu ekip öncülüğünde yapılmış. 2018 yılında kararlaştırılan çalışmanın saha araştırmasının Aralık 2021 ve Mayıs 2022 tarihleri arasında yapıldığı belirtiliyor. Yayımlanan rapor, 12 bölgede (35 il) kır ve kent nüfusunu orantılı içerecek şekilde 18 yaş ve üzeri 1.942 kişiden elde edilen verileri içeriyor ve dini inanç, buna bağlı tutum ve davranışların farklı boyutlarının yetişkin nüfus içerisinde cinsiyet, yaş, eğitim ve yerleşim birimlerine göre grafikler, tablolar ve haritalar aracılığı ile açıklanıyor.

İlgili son araştırmadan dikkat çeken anket neticelerini -biraz uzun olsa da- özetleyerek paylaşmak istiyorum:

1.Allah inancı

Araştırma raporuna göre geleneksel olarak ifade edilen ‘%98’i müslüman bir ülke’ söylemi gerçeği yansıtmıyor. "Allah'a şüphesiz olarak inandıklarını" ifade edenlerin oranı %85,7 iken, "Allah'a inandıklarını ancak bazı şüpheleri olduklarını" belirtenlerin oranı %8,6 görülüyor. Allah inancı olmayanlar Türkiye nüfusunun %5,7'sini oluşturuyor. Bunun da %1,5'i ateistler, %2,5'i ise agnostikler geriye kalan %1,7’i de deizme yakın olanlardan oluşuyor. 
Eğitim seviyelerine göre inançsızlık artıyor
Rapora göre inançsızların oranı en yüksek, sırasıyla yüksek lisans veya doktora mezunu grubunda ve üniversite öğrencileri arasında yaygın. Yüksek lisans veya doktora mezunlarının %18'i "Allah inancı olmadığını", %82'si "Allah'a inandığını" bildirirken, üniversite öğrencilerinin %13'ü "Allah'a inanmadığını", %87'si "Allah'a inandığını" belirtiyor.

2.Dindarlık Algısı

Türkiye'de çoğunluk kendisini "dindar" olarak tanımlıyor. Katılımcıların yarısından fazlası (% 62) "dindar" ya da "çok dindar" olduklarını ifade ederken, "hiç dindar değilim" veya "dindar değilim" ifadesini seçen katılımcıların oranı %14 olarak gerçekleşmiş. Geriye kalanı ise (%24) ne dindar olduklarını ne de olmadıklarını beyan etmiş. 
Eğitim seviyesine göre dindarlık algısı düşüyor. Okur yazar olmayan katılımcılarda "dindar" veya "çok dindar" olduklarını ifade edenlerin oranı % 88, ilkokul mezunlarında % 80 iken bu oran, eğitim seviyesi arttıkça düşmeye devam ederek lise mezunlarında %68, yüksekokul mezunlarında ise % 63 olarak gözlemleniyor. Halihazırda üniversite eğitimine devam edenler arasında "dindar" veya "çok dindar" olduklarını söyleyenlerin oranı ancak %43 oranında gerçekleşti.
Üniversite mezunları ve yüksek lisans veya doktora mezunları arasında, üniversite öğrencilerine kıyasla, katılımcıların kendilerini "dindar" olarak tanımlama oranları daha yüksek görünüyor.
Üniversite mezunları arasında kendilerini dindar olarak tanımlayanların oranı tam olarak %50 iken, bu oran yüksek lisans veya doktora mezunları arasında %44'e düşüyor. Diğer taraftan, üniversite öğrencilerinin %24'ü, yüksek lisans veya doktora mezunlarının %23'ü ve üniversite mezunlarının %22'si "dindar olmadıklarını" veya "hiç dindar olmadıklarını" belirtiyor.
Üniversite öğrencilerinin ve yüksek lisans veya doktora mezunlarının %33'ü, üniversite mezunlarının ise %28'i "ne dindarım ne değilim" ifadesini kendi dindarlık algılarına en uygun kategori olarak seçmiş.
Deizme en yakın hissedenler üniversite öğrencileri
Tüm eğitim grupları içerisinde kendisini deist kimlik kategorisine en yakın hisseden grup yine üniversite öğrencileri (%15). Bu oran üniversite mezunlarında %12'ye, lisansüstü eğitim görmüş olanlar ve yüksekokul mezunlarında % 10'a kadar azalıyor.
Ateizme en yakın olanlar yüksek lisans ve doktora eğitimi görmüş olanlar
Kendisini ateist kimlik grubuna yakın hissedenlerin oranı yüksek lisans veya doktora mezunları arasında %11'e kadar çıkıyor. Bu oran üniversite öğrencileri arasında %5'e düşüyor. Okur yazar olmayanların içinde ise kendini ateist kimlik grubuna yakın hisseden kimse bulunmuyor (%0).

3.Namaz

Türkiye'de yetişkin bireyler arasında sık sık ya da her zaman, yani düzenli olarak, beş vakit namaz kılanların oranı %39. Bu oran 65 ve üstü yaş grubunda %68'e çıkarken, 18-24 yaş grubunda %20'ye kadar azalıyor.
Katılımcıların %39'u "sık sık" veya "her zaman", diğer bir deyişle "düzenli olarak namaz kıldıklarını"   ifade etti. Buna karşılık "hiçbir zaman namaz kılmadıklarını" veya “nadiren kıldıklarını" belirten katılımcıların oranı %41. "Ara sıra namaz kılan" katılımcıların oranı ise % 20 olarak gerçekleşti. 
Kadınlar arasında düzenli olarak namaz kılma oranı erkeklere kıyasla daha yüksek. Erkeklerin % 37'si "sık sık" veya "her zaman" namaz kıldığını ifade ederken, bu oran kadınlarda % 40'a yükseliyor.
Eğitim seviyesi artıkça namaz kılma sıklığı azalıyor. Düzenli olarak, yani "sık sık" veya "her zaman" namaz kıldığını belirten katılımcıların oranı okur yazar olmayan nüfus içerisinde %79.
Ancak bu oran ilkokul mezunlarında %63'e, lise mezunlarında %36'ya, halihazırda üniversite öğrencisi olanlar arasında ise % 20'ye kadar düşüyor.
Buna ek olarak, düzenli olarak namaz kılanların oranının üniversite mezunları arasında %32'ye, yüksek lisans veya doktora mezunları arasında ise % 33'e kadar yükseldiği gözlemlendi.

4.Oruç

Toplumun dörtte üçü (%75) ramazan aylarında düzenli olarak oruç tuttuğunu belirtiyor.  Oruç tutma sıklığı adına araştırma kapsamında katılımcılara ramazan ayında oruç tutma sıklıkları sorulmuş. Türkiye'de yaşayan her dört vatandaştan biri ramazan ayında düzenli olarak oruç tutuyor. Bu bağlamda katılımcıların %75'i ramazan ayında "sık sık" ve "her zaman" oruç tuttuğunu belirtti.
Buna karşılık, "hiçbir zaman" oruç tutmadığını veya "nadiren" oruç tuttuğunu belirten katılımcıların oranı %16. Türkiye'de ramazan ayında "ara sıra" oruç tuttuğunu dile getirenlerin oranı ise % 9. Türkiye'de kadınlar (%77), erkeklere kıyasla (%74) daha düzenli bir şekilde oruç tutuyor.
En az oruç tutan grup lisansüstü eğitimi olanlar:
Lise mezunu ve öncesini gösteren eğitim gruplarında ramazan ayında düzenli olarak oruç tutma sıklığı %76 ile %83 arasında değişiyor. Bu oran, üniversite mezunları arasında %70'e ve yüksek lisans veya doktora mezunları arasında %64'e düşüyor. Ayrıca, Türkiye genelinde ramazan ayında oruç tutmayanların oranı (%29) en fazla yüksek lisans veya doktora mezunları arasında.

5.Başörtüsü / Tesettür

Türkiye genelinde kadın katılımcıların % 48'i dışarı çıktıklarında sık sık veya her zaman başörtüsü takıyor. Türkiye'nin 11 bölgesinde başörtülü kadınların hakimlik veya savcılık görevleri yapmalarını destekleyen görüşe katılanların oranı %82 ile % 94 arasında değişiyor. Ege Bölgesi'nde yaşayan katılımcıların ise yalnızca %77'si başörtüsü takan kadınların hakimlik ya da savcılık yapabileceği fikrine destek veriyor.
Türkiye'de kadınların dörtte üçü bir şekilde başörtüsü takıyor. Türkiye'de yaşayan 18 yaş üstü kadın katılımcıların %73'ü -diğer bir deyişle neredeyse dörtte üçü- herhangi bir şekilde başörtüsü taktıklarını belirtiyor. Başörtüsü kullanmadığını ifade edenler: %27.
Kadın katılımcıların %48'i dışarıya çıkarken "sık sık" veya "her zaman" başörtüsü taktıklarını dile getirdi. Geriye kalan kadın katılımcıların %47'si ise dışarıya çıkarken "hiçbir zaman" başörtüsü takmadıklarını veya "nadiren" taktıklarını ifade etti. Kadın katılımcıların sadece %6'sı dışarıya çıkarken "ara sıra" başörtüsü taktıklarını söyledi.
Türkiye genelinde kadın katılımcıların yarısından fazlası (%58) evde başörtüsü takmadığını, %27'si ev içerisinde "sık sık" veya "her zaman" başörtüsü taktıklarını belirtirken, ev içerisinde "ara sıra" başını örtenlerin oranı ise %16 olarak kaydedildi.
Başörtüsü siyasi simge olarak görülmüyor
Katılımcıların çoğu (%74) "Başörtüsü siyasi bir semboldür” ifadesine  "katılmadığını"  veya  "kesinlikle katılmadığını" belirtti. Bu ifadeye "katılıyorum" veya "kesinlikle katılıyorum” diyenlerin oranı %14 iken, "ne katılıyorum ne katılmıyorum" diyenlerin oranı %12. 
Erkekler arasında başörtüsünü siyasi sembol olarak görmek kadınlara göre daha yaygın
Erkek katılımcıların %78'i kadın katılımcıların ise %71'i "başörtüsünü siyasi bir sembol olarak görmediklerini" belirtti. "Başörtüsü siyasi bir semboldür" ifadesine katılanların oranı erkeklerde %16, kadınlarda % 12 olarak gerçekleşti.

6.Laiklik

Türkiye genelinde katılımcıların yaklaşık olarak üçte biri (%73) "laik bir ülkede dinin rahatlıkla yaşanabileceği" fikrine katılıyor. Bu görüşe katılma oranı erkeklerde %70 iken kadınlarda %75 olarak kaydediliyor. 
Çoğunluk "devletin dini bir kimliği olması gerektiğine" inanmazken, Üniversite öğrencileri "laik bir ülkede dinin rahatlıkla yaşayabileceğini” en çok savunan grup olmuş.
Katılımcıların %73'ü "Laik bir ülkede dinin rahatlıkla yaşanabileceğini düşünüyorum" ifadesine "katıldığını" veya "kesinlikle katıldığını" ifade ederken genel bir uzlaşı olduğu göze çarpıyor.  Bu ifadeyi "katılmıyorum" veya "kesinlikle katılmıyorum" olarak cevaplayan katılımcı oranı ise sadece %13. Geriye kalan %14'lük oran ise bu fikre "ne katıldığını ne de katılmadığını" belirtmiş.
Buradan yola çıkarak Türkiye genelinde laik bir ülkede de dinin rahatlıkla yaşanabileceğine dair bir uzlaşı olduğu görülüyor.
Çoğunluk "devletin dini bir kimliği olması gerektiğini" düşünmüyor
Katılımcıların yaklaşık yarısı (%47) "Devletin dini bir kimliği olması gerektiğini düşünüyorum" ifadesine "katılmadığını" veya "kesinlikle katılmadığını" dile getirdi. Katılanlar % 38 iken, "ne katılıyorum ne katılmıyorum" diyenlerin oranı % 15.
"Anayasadaki hiçbir madde Kur'an ile çelişmemelidir" diyenler çoğunlukta
Katılımcıların yaklaşık yarısı (%47) "Anayasadaki hiçbir madde Kur'an ile çelişmemelidir" ifadesine "katıldığını" veya "kesinlikle katıldığını" belirtirken, buna 
"katılmayanların" veya "kesinlikle katılmayanların" oranı % 33 olarak kaydedildi.
Katılımcıların %21'i ise bu ifadeye "ne katıldığını ne de katılmadığını" belirtti.

7.Kimlik

Türkiye genelinde en yaygın kabul gören kimlik sırasıyla müslüman (%80), milliyetçi (%55), İslamcı (% 53), Atatürkçü (% 53), dindar (% 52) ve laik (% 52) kimliklerine çok yakın hissettiklerini ifade etti. Ayrıca, katılımcıların yarısı (% 50) kendilerini Sünni kimliğine yakın gördüklerini de belirtti.
Toplumun beşte biri kendini feminizme yakın görüyor
Katılımcıların yaklaşık yarısı (%42) kendisini hümanist, % 36'sı sağcı, % 35'i muhafazakâr ve % 33'ü de sosyalist kimlik kategorilerine kendilerini yakın gördüklerini dile getirdi. Kendisini solcu kimliğine yakın hissedenlerin oranı %22 olarak gerçekleşti. Ayrıca, her beş kişiden birinin (%20) kendisini feminist kimliğine yakın hissettiği de gözlemlendi. LGBT+ hakları savunuculuğuna kendini yakın hissedenlerin oranı ise %11. Kadınların % 33'ü kendilerini feminist kimliğine yakın hissettiğini ifade ederken, bu oran erkeklerde % 8'e geriliyor.
En az temsil edilen kimlikler
Farklı kimlik kategorileri arasında bireylerin en az yakınlık hissettikleri kimlik kategorileri de sırasıyla ateist (% 4), deist (% 8) ve Alevi (% 9) kimlikleridir.
Erkekler geleneksel kimlik kategorilerine daha yakın hissediyorlar:
Erkek katılımcılar milliyetçi (%59), Sünni (% 54), dindar (% 54), sağcı (% 39) ve muhafazakâr (% 37) kimlik kategorilerine kendilerini daha yakın gördüklerini ifade ederken, kadınlarda bu yakınlık, sırasıyla, % 50, % 45, % 51, % 32 ve % 34 oranlarına düşüyor.
Kendisini İslamcı kimlik kategorisine yakın gördüğünü belirten kadınların oranı (%55) erkeklerin oranından (% 52) biraz daha yüksek. 
"Türkiye'de kendinizi hangi mezhebe ait hissediyorsunuz?"
Türkiye'de yaşayan bireylerin yarısından fazlası (%62) kendilerini Hanefi, % 9 Şafii mezhebine ait hissettiklerini ifade ediyor. Katılımcıların %3,1'i kendilerini Alevi mezhebine ait hissettiklerini, % 1,2 de diğer herhangi bir mezhebe ait olduklarını ifade ediyor. Katılımcıların yaklaşık dörtte biri kendilerini "hiçbir mezhebe ait hissetmediklerini" (%15,1) veya "bu soruya cevap vermek istemediklerini” (% 9,6) ifade etti.
Sosyalizm de kadınlar arasında daha çok kabul görüyor:

8.Aile-Ev reisliği-nikahsız beraberlik

"Kadınlar ile erkekler farklı fıtrata sahiptir" fikrine katılanların oranı %70. Türkiye genelinde "Evin reisi erkektir" fikrine katılanların oranı (%40), katılmayanların oranından (%47). "Evin reisinin erkek olduğu" görüşüne en çok itiraz eden gruplardan birisi üniversite öğrencileri. Bu grup içerisinde "Evin reisi erkektir" ifadesine katılmayanların oranı %67. 
Türkiye genelinde, "bir kadın ve bir erkeğin nikahsız olarak birlikte yaşayabilecekleri" görüşüne itiraz edenlerin oranı %68. Ancak toplumun yaklaşık olarak beşte biri (%21) bu görüşe destek veriyor. Üniversite öğrencileri arasında bu oran %40'a kadar çıkıyor.

9.Hurafe, örf ve farklı inanç eğilimi

Öteyandan araştırmada bölgelere göre fal baktırma, kurşun döktürme, yoga, meditasyon, totem yapma, rüya yorumlatma, aşure dağıtma oranı, türbe ziyaretleri oranı, büyü bozdurma, uğur ve uğursuzluğa, karmaya ve burçlara inanmama oranları belirtilmiş.
Türkiye'nin yarısı mutlu olduğunu belirtiyor
Türkiye genelinde katılımcıların yaklaşık yarısı (%49) kendilerini "mutlu" ya da "çok mutlu" olarak tanımlarken, %17'si "mutlu olmadıklarını" veya "hiç mutlu olmadıklarını" belirtti. Geriye kalan %34 ise "ne mutlu olduklarını ne de mutsuz olduklarını" dile getirmiş.

Çalışma haritalarla desteklenerek elde edilen sonuçların bölgelere göre oranları da belirtilerek, hangi bölgenin hangi konuda önde veya sonda olduğu da görülebiliyor. 
Sözlü ve yazılı beyanlarda bu alanda fikirler dile getirilirken çoğu zaman abartılı ve atmasyona dayalı afaki ve tahmini rakamlar dile getirilmesi yerine böylesi bilimsel verilere dayanması ve toplum yapımıza ayna tutması açısından elbette önemlidir. Araştırma eksi ve artılarımızı göstermesi açısından kıymetli. Çalışma ne ‘öldük, bittik’ denilebilecek ve ne de ‘çok mükemmeliz’ denebilecek bir manzara arz ediyor.  Ancak milli ve manevi değerlerinden uzaklaşan nesiller gerçeği de üzerinde durulması gereken konu olduğu dikkat çekiyor.

(Kaynaklar: https://nsp.marmara.edu.tr/notice/dr-ogr-uyesi-zubeyir-nisancinin-sayilarla-turkiyede-inanc-ve-dindarlik-raporu-yayimlandi; https://www.indyturk.com/node/619071/yazarlar/türkiyede-inanç-ve-dindarlık-araştırması-yayımlandı-dindarlaştık-mı; NevzatÇiçek @nevzatcicek nevzat.cicek@independentturkish.com)