1445
Böyle bir rakam okuduğunuzda bu nedir acaba diye meraka kapılmanız son derece normaldir. Bir tarih mi, acaba o tarihte neler oldu, bir hesap mı, bedel mi öğrenmek istersiniz. Başlıktaki bu rakam 18 Temmuz 2023 itibariyle ilk gününü yaşadığımız yeni girdiğimiz Hicri yılımızdır. Bugün itibariyle yeni yıla girmiş bulunuyoruz. Öncelikle hayırlı olsun.
Atalarımız tarih boyunca değişik takvimler kullanmışlar, ay ve yıllarını muhtelif kelimeler ve sembollarle anmışlar. İslama dehalet sonrası Hicri takvim kullanılmaya başlanmış ve asırlardır kullanılagelmektedir.
Peki Hicri takvim nedir?
Peygamber efendimizin (sav) Medine’ye hicretini başlangıç kabul ettiği için Hicrî takvim adını almış ve ay hareketlerine göre düzenlenmiş 12 ay 354 günlük bir takvimdir. Hicri takvime arapça ay demek olan kamer kelimesine izafeten Kamerî takvim (ay takvimi), bir çok mübarek gün gece, ayı belirlemede esas olduğu için İslami takvim de denilmektedir. Hicri/Kameri takvim, miladi takvimden 11 gün daha eksik olduğundan her yıl 11 gün daha erken başlar ve bütün mevsimleri dolaşır.
Miladi takvimin Ocak, Şubat diye devam eden ayları bulunurken Hicri takvimin ayları Muharrem, Safer, Rebiülevvel, Rebiülahir, Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce’den oluşmaktadır. Hicri tarih yazımında ayların rakamla ifadesi yerine her ayın başında veya sonunda geçen sembol bir harfle (Muharrem’in M harfi, Safer’in S, Receb’in B, Şevval’in L gibi) kullanılması yaygınlık kazanmıştır.
19 Temmuz itibariyle yeni hicri yıla 1445. Yıla girmiş olduk. Bu takvimin ilk ayı Muharrem 4 haram / harem /hürmetli aydan biridir ki hac dönüşüne rastlar. Bu ay, cidal, kıtalin yasaklandığı, güvenlik ve emniyet ve huzurun tesis edildiği ay demektir.
Kullanmakta olduğumuz Miladi takvim ise Hz. İsa as’ın miladını/doğumunu esas alan, güneş etrafında dünyanın hareketine göre tanzim edilmiş 12 ay, 4 mevsim ve 365 günden müteşekkil bir takvim. Arapça güneş anlamına gelen Şems’e izafeten Şemsî takvim de deniyor.
Hz. Ömer döneminde resmiyet kazandı
Sahabe efendilerimiz arasında ilk dönem hadiseler anılırken başlangıç olarak meşhur bir zatın doğum veya ölümü, fil olayı, Peygamberimizin doğumu, peygamber olarak görevlendirilişi (yani bisetten önce-sonra gibi), Hz. Peygamberin hicreti vb. olaylarla hesaplanıyordu.
Hicri takvim, 2. Halife Hz. Ömer devrinde 4. Halife Hz.Ali’nin (ra) teklifiyle kabul edildi ve resmiyet kazandı. O günden beri tüm islam aleminde kullanılmaktadır.
Takibi bizim için neden lüzumlu?
Mübarek üç aylar, hac-kurban gün ve aylar bu yıla göre belirlendiği için Müslümanlar olarak hicri takvimi de takip etmek durumundayız. Örneğin orucumuz bu takvimin bir ayı olan ramazan ayında, Kurban ve Haccımız Zihiccededir. Kandil diye anılan mübarek geceler (mevlid kandili, regaip, beraat, miraç, kadir) harem ayları öğrenebilmek ve faziletinden istifade edebilmek için takip ediyoruz.
Osmanlıda asırlarca tek takvim Hicri takvim Osmanlı Dönemi yazışmalarında, edebî, tarihî metinler ve arşiv kayıtlarında uzun yıllar kullanıldı ve resmi olarak Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar kullanımı sürdü.
Rumi ve Miladi Takvime geçiş Osmanlıda Tanzimat’a kadar Hicri takvim kullanılır ve 1 Muharrem yılbaşı kabul edilirken, 13 Mart 1840 tarihi 1 Mart 1256 Rumi yılın başlangıcı kabul edildi. Bu tarihten sonra belgelerde iki tarihin birlikte kullanıldığını görüyoruz.
Özellikle mâliye ile ilgili işlemlerde ve mevsimlerin hep aynı döneme denk gelmesini sağlamak amacıyla yazışmalarda güneş esaslı (şemsi) Rumî (Mâlî) takvim de kullanıldı. Miladi rumi arasındaki fark da 1918 yılında giderildi ve denkleştirme yapıldı.
Ülkemizde miladi takvime geçiş ise 1925 yılı sonunda çıkan kanunla (26 Aralık) gerçekleşip “Takvimde Tarih Mebdeinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun” ve “Günün 24 Saate Taksimi Hakkında Kanun” adlı iki ayrı yasa olarak 1 Ocak 1926 tarihinden itibaren kullanılmaya başlandı.
Hicri tarih/takvim bugün resmi olarak kullanılmasa bile İslam medeniyetinin teşekkülünde önemli bir dönüm noktası olması, cahiliyye ve şirk düzeninin hakimiyetinden kurtuluşun simgesi haline gelmesi, kendi milli ve manevi değerlerimize dönüşün sembolü olması sebebiyle kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olarak İslam ümmetinin ortak takvimi haline gelmiştir.
1445 yeni hicri yıl ülkemiz ve İslam alemi için hayırlı olsun. Cenab-ı Hak, sıhhat, afiyet, iyilik ve bereketlerimizin artmasına, bela ve musibetlerin menhiyat ve münkeratların defi ve refine vesile eylesin.