Bayram KAYA .................... Edebiyatçı- İlahiyatçı ve Yerel Araştırmacı

Tarih: 29.05.2023 17:57

570. YILDÖNÜMÜNDE İSTANBULUN FETHİ ÜZERİNE

Facebook Twitter Linked-in

570.yıldönümünde İstanbul’un Fethi üzerine

Her yıl 29 Mayıs’ta tarihimizin önemli dönüm noktalarından birini yaşıyoruz. Bu şehrin fethi sadece İstanbul’da yaşayanları değil, tüm Anadolu topraklarında ve hatta tüm İslam coğrafyasında hayat süren her soydan ve boydan müslümanlarca göz bebeği sembol bir şehirdir. Tarih, gönül ve inanç birliğinin merkezidir.

Medeniyet merkezlerimizden

Fethi Peygamber (as) müjdesine mazhar İstanbul’un, İslam’ın müntesibi tüm dünya müslümanlarının kalbinde ayrı bir yeri vardır. Ziyaret imkânı bulamasa da her müminin hissiyat dünyasında ve müktesebatında bir gönül bağı vardır. İstanbul deyince gözü nemlenir, İslam birliğinin kalbi bu şehir anılınca kalbi titrer.  Uzak diyarlardan özlem dolu hissiyat her ramazanda hırka-i şerif, selatin camileri, sahabe, evliya, ulema, ümera türbeleri, kutsal emanetler ziyaretleri vesilesiyle yeniden tazelenir. Evinde, işyerinde bu şehrin izleri ve hatıraları vardır.
Orta Asyadan, Balkanlardan hacca giden müminlerin de uğramadan geçmediği özel bir şehirdir. Çünkü orada kendinden bir ruh vardır. Evinde 6 ay Son Elçi’yi (sav) misafir eden Ebu Eyyüb El-Ensari (Halid bin Zeyd ra.) manevi bekçilik yapmaktadır. İslam’ın mührü Selatin camileri vardır.

Gençliğimizin idolü

İstanbul nasıl ilk görmeyi arzuladığımız şehir ise Sultan Fatih de gençliğimizin parmakla gösterilen örnek simalarından biriydi. Gençliğin azmi ve iradesinin numunesi ve rol modeli olmuştur. 19 yaşında tahta geçen Sultan 2. Mehmet hayatının baharında yedinci padişah. Fetih öncesi bir seneyi aşkın planlaması, çok ciddi askeri ve teknolojik hazırlıkları, Rumeli hisarının yapılması, 400 parçalık donanmanın kurulması, devrin en güçlü ve etkili (550 kg) güllelerini atan topların inşası kendisiyle alakalı anlatım ve konferanslardan hep kulaklarımızda. 26 Mart’ta Edirne’den hareket eden ordusuyla 11 gün sonra 6 nisanda şehri muhasara eden, şehrin teslim talebi reddedilince surları toplarla dövdüren, 54 gün süren kuşatmaya rağmen pes etmeyen, Ceneviz ve Venediklilerle anlaşma yapan, kıyamete kadar muhkem kalacağına inandıkları Bizans’ın kalesini zabteden sebatkar komutan.. 
Kültürümüzle özdeşleşmiş devrin ilim talebelerinin öğrendiği Arapça ve Farsça temel kültür dillerinin yanısıra Yunanca, Sırpça, Latince, İtalyanca, İbranice gibi 5 dile vukufiyeti, iyi eğitim alması, lalası (Zağanos paşa) ve dillere destan hocaları olan, Avni mahlaslı divanı bulunan bir şair, Rumeli ile Anadolu birliğine mani olan, …destekleyen, daha önce onlarca muhasara yapılmış bu güce karşı ‘Ya ben Bizansı alırım, ya Bizans beni, diyecek kadar kararlı ve iradeli, askeri orduya ilim ve irfan ordusuyla güç katan; azimde, cesarette, stratejide, çalışkanlıkta örnek bir devlet adamı. Fetih sonrası Anadolu’dan alim ve fazıl kişileri toplayarak, bu şehri ilim merkezi yapması, şehir halkına ve din adamlarına hoşgörülü yaklaşımı, meşhur fetihnamesinde defalarca Kur’an’dan ayetleri referans göstermesi ve mütevazilik örneği sunması, 49 yıllık ömrüne 25 sefer-i hümayun sığdırması ve daha yüzlercesi…

Batı medeniyetinin de gözdesi

İstanbul’u eski adıyla anmaları, muhtelif zamanlarda ve farklı yetkili zevat tarafından Ayasofya’nın tekrar kiliseye döndürülmesi veya müze yapılması talepleri, 1453’ün rakamsal toplamı 13 yaptığı için bu rakamı uğursuz sayılması hikayesi, 1.Cihan harbinde (İngiliz, Fransız, İtalyan vs) müttefik güçlerin İstanbul’u işgal girişimleri ve işgal günlerindeki tutumları batı, özellikle Hristiyan dünyası için bu şehrin yerini hatırlatan birkaç örnektir. Çünkü tarihin akışını değiştiren fetih, tüm dünya tarihini etkiledi. Fetih, orta çağın kapanıp yeni bir çağın ve bizim için ayrıca yükselme devrinin başlangıcıdır.

Zulüm 1453’te mi başladı

Milli değerlerimize ve kendine ‘yabancı’ bazı millet evladının muhalif sesler çıkartarak, farklı görüntüler ortaya koyarak batı kültürünün sözcülüğü yapmaları ve ‘Zulüm 1453’te başladı’ pankartı açmaları da son derece manidardır. Bizim insanımız kendi özünden adalet medeniyeti hikayelerini de zulmün ne demek olduğunu batı ve haçlı zihniyetinin ve en son işgal yıllarından dinlediği acı hatıralardan çok iyi bilir. 
Her devrin kültür emperyalizminin dayattığı değerler çatışmasına maruz nesilleri, ‘derya içredir deryayı bilmez’ fertleri vardır.

Medeniyetimizin teşekkül merkezi

İstanbul, türkçesiyle, mimarisiyle, musikisiyle, edebiyat ve sanatıyla ruhunu Medine’den alan 6 asırlık medeniyet merkezimizdir. Coğrafi, ticari, kültürel ve tarihi özellikleriyle manevi güzelliklerini cem eden bu güzel şehir, çok sayıda sahabe mezar ve makamları, 29 padişah kabri, binlerce ulema, evliya ve ümeranın medfun olduğu tarih yazan bu ‘Aziz İstanbul’, bu ‘belde-i tayyibe’ bu muhitten efendiliğini kazanan bizlerin gözbebeğimiz olmaya devam edecektir. 
Bu dinin, bu memleketin, bu devletin ve bu medeniyetin oluşmasında emeği geçen tüm din ve devlet büyüklerimizi, şehitlerimiz ve gazilerimizi rahmetle anmak vefa borcumuzdur. Cümlesinin ruhları şad, makamları cennet olsun. Ne mutlu fetih ruhunu anlayıp şuuruna vakıf olabilenlere.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —