Bayram KAYA .................... Edebiyatçı- İlahiyatçı ve Yerel Araştırmacı

Tarih: 26.04.2022 19:18

BAYRAM MÜLAHAZALARI

Facebook Twitter Linked-in

Bayram mülahazaları
Millet olarak kenetlendiğimiz, sevinç ve sürur kaynağımız olan bayramlarımız, bizi biz yapan değerlerimiz arasındadır. Hemen her milletin bu kabil günleri olduğu gibi şükürler olsun, bizim de milli ve dini bayramlarımız bulunmaktadır.

Ferdi, ailevi, beşeri ve ictimai hayatımıza dengeler ve bereketler getiren, kendimizi yenileme, nefsi muhasebe, ikramlaşma ve paylaşma mevsimi Ramazan-ı Şerifin ardından gelen, sevinç ve sürurumuzu doruğa çıkaran Ramazan bayramımıza da ramak kaldı.

Bereketli zaman dilimi Üçayların başından itibaren peygamber (sav) duasıyla ‘bizleri ayların efendisine ulaştır’ diye dua eden müminler, bu aya girince de  kendine, topluma, rabbine karşı vecibelerini yerine getirip vicdan huzuruyla annesinden doğmuş gibi tertemiz çıkabilme yarışı ardından bayram neşvesine ulaştırması için dua etmeye başlar.

Bu mübarek hazine değerindeki fırsat zamanını ‘merhaba , hoş geldin ya şehr-i ramazan’ diyerek sevinçle karşılayan inananlar, gaflet ve nefsine esaretle bu nimetten mahrumların anlayamayacağı bu sevincin en büyüğünü bu vecibelerin ahiret mükafatını aldığı zamandaki sevinci olacağı inancıyla dolar, Ramazanlarını bayramlaştırır. Hatta günler öncesinden başlayan ramazan hazırlıklarıyla ruhen girdiği atmosferle bayramı yaşamaya başlamışlardır. Daha bu kutlu ayın bidayetinde haneler şenlenir, sokaklar, çarşılar adeta bayram yaşar.

Camilerimiz de en mutlu günlerini Ramazanlarda geçirir. Cemaatle namazlar, mukabeleler, sohbetler, teravihler, çocuklar, kadınlar mabetlerimize bayramlardan farksız bir tat katarlar. 

Öncesinde nafile oruçlar tutan ve farz olmasıyla ömründe dokuz ramazan yaşayan Peygamberimizin (as) ilk Ramazan Bayramı’nı hicretin 2. Senesinde Medine’de yaptığını biliyoruz. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere herkesin bayram namazına gelmelerini istedi. Mescit herkesi almadığı için büyükçe bir meydanda bayram namazını kıldırdı. Tekbirler, zikirler, şükürlerle namaz ikamesinden sonra neredeyse tüm Medine halkının dinlediği bayram hutbesi irat etti. Fitre, zekat, fidye, sadaka gibi infak vecibeleriyle birlikte ramazan yaşayan tüm toplum katmanlarının birlikte bayram etmesine önem verdi. 

Kültürümüzde, Efendimizden (sav) miras yeni alınan bayramlıklarla gidilen bayram namazları vardı. Ramazanın gidişinin burukluğu bayrama ulaşmanın sevincine karışırdı. Birlikte ramazan eden millet birlikte bayram etmeye başlardı. Bayram yerleri vardı şehirlerimizde eskiden, Bursa Pınarbaşı meydanı gibi. Eşini, çoluk çocuğunu kapan gelir, bayram şenliklerine ortak olur, neşvesinden payını alırdı. Dostlarla karşılaşmalar, bayramlaşmalar vuku bulduğu gibi, ikramlaşmalar da gerçekleşirdi. Son etkinliklerine yetişebildiğimiz Bayram eğlenceleri eski görüntülerinden de anlaşılacağı üzere bayram günlerindeki esnasında muhtelif satıcılar bulunur;  çeşitli ürünlerini satar, temaşacılar birbirinden farklı hünerlerini sergilerlerdi. 

İslam aleminin sıkıntılı coğrafyaları sebebiyle buruk ramazan ve bayram yaşayan müminler, bir yandan onlara kardeşlik vazifesiyle el uzatır, diğer yandan birlikte aynı ruhla yaşayacakları ramazan ve bayramların özlemini duyar.

Bizde bayram tatil değil, toplumsal dayanışma ve ruhsal terapi günlerimizdir. Aile büyüklerimiz, ustalarımız, hocalarımız, öğretmenlerimiz, hastalarımız ve hatta ölülerimize ahde vefa kabilinden yaptığımız ziyaretlerle süslediğimiz bir şehrayindir.  Ziyaretlerimiz sadece onlara hürmet değil, belki daha fazlasıyla bize dokunan, tatlı bir telaş ve yorgunlukla taçlanan bir iç huzurdur.

Medeniyetimizde ‘günahsız geçen her gün’ bayram kabul edilmiş, en büyük bayramın da güzel kulluk sonrası kazanılan ‘ahiret bayramı’ olacağı dile getirilmiştir. İki cihan saadeti ve bayramlarına erişmek niyazlarımla şimdiden hayırlı bayramlar!


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —