Bizde Bayramlar Önceden Başlar
Ülkemiz ve İslam alemi bir buruk bayram sevincine daha merhaba demek üzere. Merhaba Ya Şehr-i Rahmet / Merhaba ey Şehr-i Ğufran’ diye başladığımız mübarek ay nihayete ermek üzere. Neler neler bitmedi ki o bitmesin. Her başlayan gibi o da sona eriyor. Ancak kadru kıymetini bilenler ramazanlaşanlar için Ramazan ruhu dünyada, ücreti ahirette devam ediyor.
Önümüz Bayram lakin 6 Şubat’ta yaşadığımız 11 ili kapsayan asrın felaketi deprem sebebiyle sınırlı bir mutlulukla yaşayacağız. Mutluluğumuzu azaltan bir diğer saik de her ramazanda olduğu gibi üç kutsal beldemizden biri olan ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’da / Kudüs’te yaşanan zulümlerdi şüphesiz.
Öncesinden başlar, ramazanda büyür, bayramla taçlanır
Kültürümüzde Bayramımız ta Ramazan öncesinden başlar bizim. Müjdecisi Üçaylar girişinden itibaren dualarımızı süsleyen ‘Bizleri ramazana ulaştır’ nidalarıyla havasını yaklaştırır, daha Ramazan hazırlıklarımız ve planlarımızda bayram sevincini yaşarız. Biliriz ki teşrifiyle gelen bu ay, ayların sultanıdır. Sevinmek imandandır, ukbaya uzanan çizgide ahiret azığıdır. İftarda, infakta, sahurda, mukabelede, teravihte bayram coşkusu yaşar, camide çocuk cıvıltılarında, mukabele terennümlerinde, itikaf esintilerinde bayram sevincini tadarız. Orucumuz ayrı bir bayram, iftarımız ayrı bir bayram, sahurumuz ayrı, infakımız ayrı bir bayram olur.
Bir diğer bayramımız Kurban da ondan aşağı değildir. Aylar öncesinden yapılan hazırlıklarla bizi ruhen bayram havasına sokar. Paylaşımın ve fedakarlığın sembolü bu bayram, gönüllere dokunmanın sevinci ve teşrik tekbirleriyle manevi coşkumuzu sokaklara, sosyal hayata taşıyan ayrı bir unsura dönüşür.
Başkalarına da bayram ettirebilme Bayramı
Ramazan’ı kendisini olduğu gibi en yakınlardan başlayarak mağdur ve muhtaçları da düşünmek onların da bayram sevinçlerine kıyısından köşesinden katkı sunmak da güzel hasletlerimizden. Fitre, fidye, zekât gibi ibadetlerle toplumun her katmanına yayılması istenen mutluluk paylaşımının esas alınması ne güzel ve ne ulvi bir değerdir. Ramazanlaştıkça, kurbanlaştıkça bayramlaşmamız da öncesi ve sonrasıyla katmerlenir adeta. Müslümanın bayramı bir anlamda inanç coğrafyamızdaki tüm canların mutluluğu ve huzurudur aynı zamanda.
Bayram ziyaret demektir
Son dönemde yaygınlık kazandığı gibi Bayramlar tatildi ama tatil yapmak demek değildi. Sıla-i rahim, akraba, aile büyüklerine ziyaret günleriydi. Sevgi, saygı, ilgiyle bereketlenen bayram ziyaretleri buluşma ve kaynaşma mevsimine dönüşürdü. Ziyaret takvimi öncesinden planlanır, en yakın aile büyükleri ilk halkayı teşkil eder, sonra imkanlar ölçüsünde halka genişletilirdi. Ziyaret eden, edilen, iştirak eden çocuklar hepsi bu huzur mayasından nasibini alırdı. Bu Anadolu ruhu ve kültürünü muhafazaya çalışanlar olsa da teknolojik imkanların artışıyla sosyal medya aracılığıyla ziyaret imkânı olanlara bile sesli-sözlü toplu mesajlarla iktifaya dönüşme modası hepimizi etkilemiş durumda.
Ahiret bayramları ümidi
En büyük bayram sevincimiz de hürmet, şefkat ve mübarek ayı ihya zenginliğiyle huzurullaha (cc) vardığımızda alacağımız rabbimizin hoşnutluğudur. Bu ise bayramların en büyüğüdür. Ramazanıyla, bayramıyla şenlenen gönüllerin en büyük iştiyakı Rıza-yı Bâri (cc) adına yapılan tazimlerle aynı zamanda bu makama erebilme ümidiyle sürur duymaktır.
Alvarlı Efe hazretleri olarak anılan Alvarlı Muhammed Lütfi (Budak) Efendi’nin (1868-1956) meşhur bayram şiirinden birkaç beyit ile konuyu hitama erdirelim ve hayırlı bayramlar dileyelim:
Can bula cananını / Bayram o bayram ola / Kul bula sultanını / Bayram o bayram ola.
*
Hüzn-ü keder defola / Dilde hicâb refola / Cümle günah affola / Bayram o bayram ola.
*
Mevlâ bizi affede / Gör ne güzel 'ıyd (bayram) ola / Cürm ü hatâlar gide /Bayrâm o bayrâm ola
Ölülerimiz ve dirilerimizle, dertliler ve hastalarımızla dünya ve ahiret bayramlarını hak edebilmek niyazıyla cümleye hayırlı bayramlar