Bayram KAYA .................... Edebiyatçı- İlahiyatçı ve Yerel Araştırmacı

Tarih: 16.03.2022 16:49

ÇANAKKALE ZAFERİ ÜZERİNE

Facebook Twitter Linked-in

Çanakkale Zaferi Üzerine
Çanakkale zaferi üzerine 90’lı yılların sonunda İnegöl’e bir konferans için gelen Çanakkale Mahşeri romanı (Ötüken yayınları) yazarı merhum Mehmet Niyazi bey (Özdemir-1942-2018) derin vukufiyetle işlediği konuşmasının ardından yapılan bir çay sohbetinde bu kitabını yazma sürecini anlatmıştı.

Tarihteki bu önemli destanın romanlaştırılması gerektiğini düşünerek roman malzemesi toplamak üzere savaş mahallini gezmeye gittiğini, bugünkü gibi yol imkanları yok iken 70’li yıllarda katır sırtında dolaştığını söylemiş ve üzüntüsünü dile getirmişti. Bir milletin yeniden dirilişi adına bu kabil edebi ürünlerin, tarihi olay ve mekanların ziyaretinin ehemmiyetini vurgulamıştı.

Çanakkale cephesinde ecdadımızın özveri ve fedakarlığın zirvesinde yaşanmışlık örneklerini gönlünde duyan milletimizin, yıllar sonra onların hatırasını bir nebze yaşatmak adına inşasına başlanan Çanakkale Anıtı için de adeta seferber olduklarını görüyoruz. Yokluk ve sıkıntılara rağmen projenin kabulünden 10 yıl sonra temeli atılan, ancak parasızlık yüzünden tamamlanamayan Çanakkale şehitleri anıtı için bir basın kuruluşu (Milliyet) 1958 senesinde Türkiye geneli yardım kampanyası açmış ve sıkıntılara rağmen tüm ülke sathına yayılan kampanya heyecanı esnaf, öğrenci, hatta muhtaç insanlar tarafından bile sahiplenilerek, millet  katkıda bulunma yarışına girmiş, Çanakkale ruhunu adeta yeniden diriltmişler. Anıt projesi, zaferden 45 yıl sonra noksanlarıyla birlikte 1960 yılında açılabilmiş ama yine de tebrike şayandır.


Her geçen yıl geliştirilen projelerle şehitliğimizin günden güne daha iyi imkanlara kavuştuğunu görüyor, anma etkinliklerinin vatan sathına yayılmasından da mutlu oluyoruz. Anıt ve anma programlarımız, vatan ve bayrak aşkını, bu emanetlerin ne tür zorluklarla bize kadar geldiği gerçeğini bir kez daha yaşamamıza, bir ruh ve kimlik kazanmamıza vesile olacaktır. Ancak oralara yapılan seyahati ‘gezi’ olmakta çıkartıp ‘ziyaret’e dönüştürmeden Çanakkale ruhu tam anlaşılamaz. Bazı kendini ve nereye geldiğini bilmez kimselerin, mekanın ruhuna uygun olmayan laubali hal ve tavır içinde üstelik uygunsuz kıyafetleriyle dolaşmaları da saygı kültürümüze aykırıdır.

Köyümüz tarihini yazarken Çanakkale şehit ve gazilerimizi araştırıyordum.  Bir hocamız dedesi ve 1963 yılında 95 yaşında ölen tek Çanakkale gazimizin Yakup Çavuş’tan seferberlik sonrası 50-55 civarında köylümüzün askere/cepheye gittiğini ancak dönebilen birkaç kişiden birinin de kendisi olduğunu söylediğini aktarmıştı. Halbuki 5 yıl boyunca yazılı ve sözlü kaynaklardan derlediğimize göre belirlediğimiz malum fedakar şehitlerimizden meçhul şehitlerimiz daha fazla olduğunu söyleyebilirim. 

Çanakkale Mahşeri romanında aktarıldığı üzere Beşinci Osmanlı Ordusu Kumandanı Mareşal Liman Von Sanders ölüm kalım mücadelesinde ‘Çanakkale Geçilmez’ destanını yazdıran ordumuz için şu hissiyatını dile getiriyor: “Bir asker için mutluluk denen bir şey varsa, Türklerle omuz omuza savaşmaktır, diyebilirim. Fakir insanlardı; buğday kırığından yapılmış çorba en önemli yemekleriydi; sağlıksız su içerlerdi; çamur barınaklarda yatarlardı; fakat en modern silah ve araçlarla donanmış düşmanlarına karşı aslanlar gibi savaşırlardı... Bu insanların kalplerinde sadece ve sadece ulvî bir vatan sevgisi vardır. Ölüme onlar kadar gülümseyerek giden bir millet ferdi daha görmedim.” 

Yazar 250 bini geçen iftiharımız olan şehitlerimize ‘Ve siz ey hayatlarının baharında şehâdet mertebesine erenler!.. Âlemlerin Rabbi sizler için “diridir” derken destanınızı fanilerin yazamayacağına da işaret ediyor. Biz yazamasak da kanlarınızla yoğurduğunuz tepelerde rüzgâr ebediyete kadar cenginizi terennüm edecek, mahzun vadilerde sütun sütun fatihalarla yükselen mezar taşlarınızı gökler selâmlayacak!...’ diye sesleniyor.

18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla Diyanet İşleri Başkanlığı 250 bin şehidimize 250 bin hatim uygulamasıyla vefa duygusunun topluma yayılması ve vatan, devlet, bayrak, sancak ruhunun taze tutulmasını sağlamaya çalışıyor. Gelenekselleşen yıldönümü programlarında her il veya ilçenin merkez camiinde oradan toplanan hatimlerin duası yapılıyor. Ne güzel!

Çanakkale Zaferimizin 107. yıldönümünde yokluklara, açlıklara, soğuklara, salgın hastalıklara rağmen ‘Çanakkale Geçilmez’ destanını yazan/yazdıran cephe önü ve arkasıyla büyük emekleri geçen şüheda ve gazilerimizi bir kez daha rahmet dualarıyla anıyor, dünyanın değişik yerlerinde olduğu gibi en son Ukrayna örneğinde yaşananları empati yaparak millet ve devlet olmanın, maddi ve manevi açıdan her daim dinamik kalmanın ehemmiyetini kavramaya vesile olmasını dilerim.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —