Mehmet Hanefi YILDIRIM

Tarih: 04.02.2026 23:30

GENEL SEKRETER HALİSÇELİK’TEN İNCİLER

Facebook Twitter Linked-in

GENEL SEKRETER HALİSÇELİK’TEN İNCİLER

Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel sekreteri Doç.Dr Ergül Halisçelik görevinden ayrıldı, Bursa’ya veda etti.

Adana’dan Bursa’ya tayin edildiği günler, Adana da gazetecilik yapan 30 yıllık dostum, arkadaşım bana telefon açarak, Doç. Dr Ergül Halisçelik hakkında “size çok değerli birini gönderdik, kendisi iyi insandır, dürüsttür, işini iyi yapar” diye bilgi verdi.

Arkadaşıma, eğer anlattığın gibi biri ise, Bursa da ömrü çok uzun olmaz dedim.

Sonrasında da, zıt kutuplar birbirini çeker, umarım Bursa için hayırlı olur temennisinde bulundum.

Bu temennim uzun sürmedi.

Halisçelik ile Bozbey arasında tahammül edilemeyecek bir uyumsuzluk olmalı ki, genel sekreterlik makamında yaklaşık 18 ay kalabildi. Bursa’ya veda etti.

Veda ederken de, yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamayı dikkatlice okudum.

Açık konuşmak gerekirse çok samimi bulmadım. 

Açıklamanın devlet memuru sorumluluğunu, akademisyen olgunluğunu unutmuş, siyaseti ön plana çıkarmış, kompleksli bir kişinin ruh haliyle yazılmış olduğunu gördüm.

Sanki Bursa’da görevde kaldığı süre içerisinde Bursa’yı ihya etmiş, Bozbey’le uyum içerisinde çalışmış.

Bursa’daki işleri rayına koymuş, yapacak başka iş kalmayınca da Tekirdağ’a gitmeye karar vermiş.

Oysa kendinden beklentimiz, 3 milyon 500 bin nüfuslu bir şehirden 1 milyon nüfuslu bir şehre neden gitti?

Bozbey’le aralarındaki uyuşmazlık nelerdi?

Bozbey ne yapmak istedi de, genel sekretere ters geldi?

Ve neden ancak 18 ay dayanabildi ve sonunda pes etti.

Kamuoyu bu ve buna benzer sorulara cevap ararken, sırları ile birlikte Tekirdağ’a gitti.

Sormazlar mı Adanalı kardeşim, madem Bursa’dan bu kadar memnundun ve Bursa’ya bu kadar katkı koydun, o halde neden Bursa’dan ayrılarak Tekirdağ’ı tercih ettin?

Halisçelik, kamuoyunun beklentileri doğrultusunda hiçbir konuya açıklık getirmemiş, aksine Bozbey’e övgü üzerine övgü yapmış, yetmezmiş gibi geçmiş dönemi de karalamaktan kendini alamamış.

Yaptığı açıklama doğrultusunda görüş ve düşüncemi anlatmak isterim.“Bursa’ya veda, Tekirdağ’a merhaba.

Planlı, mali disiplinli ve sürdürülebilir belediyecilik anlaşışımız kalır.” Aslında bu başlığı gördükten sonra bir şey yazmamayı düşünmüştüm. Çünkü bu başlık sizi anlatmaya yeterli idi. Nefsinizi ön plana çıkarmış, alçak dağları yaratmış bir algı var. 

Bu doğru değil.

Hizmetlerin ne şekilde olduğuna yapan değil, hizmeti alan karar verir. Biz buna kendi çaldı kendi oynadı deriz.

Psikolojide bir kişinin kendini övmesi hastalığı olarak bilinen Narsisizm ya da Grandiyözite kavramının vücut bulduğu bir durum.

Böyle bir yazıyı kaleme alma ihtiyacı bile olmayan bir şeyi olur gibi gösterme çabasının psikolojik ürünüdür.

Yazının ana teması “ mali disiplin” Gerçekte öyle mi?

Algı yaparak sanki bir başarı varmış gibi göstermeye çalışılmış. Belediyeler hizmet üretmekten sorumludur. Hizmet üretmeyip kendi problemlerini çözmeden devralınan borcun kağıt üzerinde şişirip, azalttım diye övünmek etik olmadığı gibi Bursa halkına da saygısızlıktır. 

Bilinçli bir şekilde kamuoyuna yanlış bilgiler sunuluyor. 

Bilginin doğruluğu toplam borç bedelinin detaylarının paylaşılması ile netleşecektir. Keşke bu konuyu yüzeysel değil de bir akademisyen hassasiyetiyle anlatmış olsaydınız. 

Kentin ihtiyaç duyduğu stratejik alanlarda hizmet üretilmediği, proje geliştirilmediği için yeni gider kalemleri oluşmamış, bu marifet değil. Açık ve net söylemek gerekirse sorumsuzluktur.

Yazıda stratejik öncelikler, doğru yatırım vurgusu yapılıyor. Ancak ulaşımdan, kentsel dönüşüme, yeşil alanlardan, çevre kirliliğine hiç  bir stratejik alanda proje üretilmemiş, hayata geçirilmemiştir.

Yazıda anlatılan tüm konularda somut bir adet bile örnek yoktur.

Bursa’dan ayrılıyor olmanın üzüntüsüyle halüsinasyon görmüş olmayasınız.

Örnek verilen konular Bozbey’in yaptığı gibi sürekli toplantılar, geziler, ziyaretler yapılarak bir netice alınmayan, projeye dönüşmeden, uygulanmayan yönetim girişimleridir.

Örnek mi?

Ulaşımda hiçbir proje yok, sonuç daha kötü hale gelmiş, ( Kaynak https:www.tomtom.com//traffic-index/city/Bursa)   

Maşallah, kısa zamanda Bozbey’den çok şey öğrenmişsiniz.

Yazıda somut projeler değil, yönetişim kavramları üzerinde durulmuş. 

Vatandaş problemlere çözüm ister. Bunun yönetiminin ne olduğunun onun için bir kıymeti yoktur.

Yazıda sürekli yönetişimden bahsedilmiş. Belediyeler üniversiteler gibi uygulama laboratuarı değildir. Analiz etme, proje geliştirme, uygulama ve sürekli iyileştirme alanıdır.

Yazıda ifade edilenler bir doktora savunması gibidir. 

Muhatap vatandaş değildir. 

Vatandaşa neden temel alanlarda hizmet üretilmediğinin cevabı verilmesi gerekirken verilmemiştir.

Yazıya eleştirel açıdan değil de samimi bir duygu ile yaklaşmaya çalışıyorum. Nereden tutarsanız tutun vatandaşın lehine elle tutulur hiçbir şey yoktur. 

Demogoji yapılmış, gerçekler saklanmaya çalışılmıştır. 

Belediyenin bütçe yönetiminde 2024 yılında vatandaşa doğrudan hizmet üreten sermaye giderlerinin payı %40 üzerinde iken bu pay 2026 yılında  %22 ye düşmüştür. (Kaynak 2026 performans kitabı)

Belediyenin bünyesindeki personel sayısı 12 binden 16 bine çıkarılmıştır. Vatandaşa hizmet için harcanacak para, gereksiz personele harcaması olarak israf edilmiştir. 

 

Yazıda kurumsal ilkelerden bahsedilmiş ancak gerçekte yasalar ile kendine verilen yetkileri dahi kullanamamıştır.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve ilgili mevzuata göre belediye genel sekreteri, büyükşehir belediyesindeki hizmetlerin başkan adına, onun direktifi ve sorumluluğu altında yürütülmesini sağlayan en üst düzey bürokrattır.

Ancak belediyenin en önemli kaynağı, insan kaynağı Genel Sekretere değil, doğrudan başkana bağlıdır. Yetkileri elinden alınmış, belediyenin kanunla verilen teşkilatı yönetme yetkisini bile kullanamamış bir yöneticidir.

 

Yazıda kolektif şuurdan bahsedilmiş ancak gerçekte belediye tarihinde olmadığı kadar genel sekreter siyasileşmiş bir kimlik bürokrattır.

5216 sayılı kanuna göre Genel Sekreter memur sorumluluğu ile hareket etmesi gereken en üst düzey bürokrattır. Ancak yöneticileri yetkinlik bazlı değil kendi inanç ve siyasi görüşü doğrultusunda belediye yöneticilerini atamış ve kamuoyuna siyasi görüntüler vermekten kaçınmamıştır. İspatı ise CHP Parti gurup toplantısına katılım.

 

Genel Sekreter algıya yönelik demogoji yapsa da, gerçekte;

Yönetilemeyen ulaşım probleminden ötürü kadın, işçi ve gençler yollarda bekletilmiş, perişan edilmiştir.

 

Mali yönetimden şeffaflıktan ciddi bir şekilde bahsetmesine rağmen son 10-15 yıldır web sitesinden kesintisiz yayınlanan kanuni zorunluluk olan “mali durum beklenti” raporu yayınlatılmamıştır.

 

Belediye ve şirket kadroların eş ve akraba alımında irade gösterilmemiş, aksine destek verilmiştir.

 

Verimlilik temelli çalışmalar durdurulmuş, sahaya çıkılmamış, denetim yapılmamış, israfa yol açılmıştır. Yönetimin sadece mali fonksiyondan oluştuğu düşünülmüş, vasıfsız hareket edilmiştir.

 

Kurum içerisinde kadınlara karşı taciz durumlarında bir kamu yöneticisi olarak irade gösterilmemiş, mağdurların işten çıkarılmasına sessiz kalınmıştır.

 

Kentin stratejik öncelikleri ve acil durumları için bağlı şirket ve kurumlarla birlikte politika üretilmemiş, metropol tarihinde ilk defa içme suyu krizi yaşatılmıştır.

 

Belediye şirketlerinin yönetiminde görev alıp, maaş almış, ancak sorumluluğu gereği hizmet sunumlarını denetleyip kente fayda sağlanamamıştır.

 

Kenti risklere karşı planlayıp yönetmek yerine, bunun demogojisini yapıp, raylı sistem istasyonlarını, kavşakları, ana arterlerin su basmasını maalesef haberlerden izleyebilmiştir.

 

Belediyenin bütçesi kanuna aykırı bir şekilde CHP Genel Başkanının ağırlanmasında kullanılmış, kanunsuz harcama yapılmıştır.

 

Engelli personelin keyfe göre işten çıkarılması sağlanmıştır.

 

Muhtarlar başta olmak üzere STK ve Kamuoyu için fotoğraf vermek için topluca bir araya gelinmiş ancak problemleri tartışmak için kibirle onlara randevu dahi vermemiş, randevu veren daire başkanı gibi kişilere de destek verilmemiş, arka çıkılmamıştır.

 

Hülasa Doç Dr Ergül Halisçelik Bursa’ya veda Tekirdağ’a merhaba derken, sırtındaki vebal ve yükle bu şehirden ayrılmıştır.

Sözün özü: Kendisinden Adanalıların mertliğini bekler neden görevinden ayrılmak zorunda kaldığını açıklamasını, varsa eğer kirli çamaşırları ortaya dökmesini isterdim. 

 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —