İNSANLIK ÖLDÜ MÜ?
Bize ne oldu?
Nasıl böyle duyarsız, kuşkucu ve korkak olduk anlamıyorum.
Yemin ediyorum şaşkınım.
Geçtiğimiz gün Demirtaş mahallesinde Kurban Bayramlarında hayvan pazarı olarak kullanılan, Pazar günleri de eski eşyaların sergilendiği alanın önünden geçen caddeden Bursa’ya doğru aracımla seyir halindeydim.
Önümdeki arabalar biraz durakladıktan sonra yollarına devam ediyordu.
Bu duraklamaların trafiğin yoğunluğundan kaynaklandığını sandım.
Az ilerlemiştim ki yolun sağ tarafında küçük tekerlekleri olan el arabasına giydirilmiş büyük çuvalla, eski eşya toplayan birinin yerde yattığını, sırtında da bu arabanın olduğunu gördüm.
Suratı kanlar içindeydi.
Derhal arabamı yolun kenarına park ettim ve koştum.
Yerde cansız yatıyordu. Araçlardaki şoförler bir bana bakıyor, bir de yerdeki eşya dolu çuvalın altında kalan insana.
Sonra da çekip gidiyorlardı.
Üzerindeki eşya dolu çuvalı kaldırdım. İnanın, her nedense o an polisi aramak veya bir ambulans çağırmak aklıma gelmedi.
Niyetim yerde yatan insanı aracıma almak ve en yakın sağlık kuruluşuna götürmek.
Yalnız başıma bu işi yapamayacağımı anladım, gelen geçenden yardım istedim. Duracakmış gibi yavaşlıyorlar, daha sonra da gaza basıp çekip gidiyorlardı.
Nihayet bir aracın önüne doğru hamle yaptım. Yolun ortasında durdum.
Yardım edin diye bağırdım. Yaklaşık 50 metre ilerde bir araç durdu. Telefonunu cebinden çıkardı, önce benim aracımın, sonra beni ve daha sonra da yerde yatan kişiyi kaydetmeye başladı.
Bırak kayıt yapmayı be kardeşim, film mi çekiyoruz, hiç mi vicdanın yok, gel yardım et, adamı arabama koyalım bir an önce en yakın hastaneye götüreyim diye çıkıştım.
Hiçbir şey söylemedi, şaşkın şaşkın etrafına baktı, bizi izlemeye devam etti.
Yerde yatan yüzü gözü kan içindeki adamın nabzına baktım, kolunu sağa sola kıpırdattım.
Gözlerini açtı, kendine geldi ve birden ayağa kalktı.
Diğer adam hala 50 metre mesafeden bizi izlemeye devam ediyordu.
Yerdeki kişinin kalktığını görünce 20 metre kadar yaklaştı, “sana biri mi çarptı, yoksa bu arkadaş mı” diyerek beni gösterdi.
Donup kalmıştım.
Birden bire hayatım, bu kişinin vereceği cevaba bağlıymış gibi hissettim.
Kalbim küt küt atmaya başlamıştı.
Sorusunu tekrarladı.
Adam hayır, bana kimse çarpmadı, ben sara hastasıyım, zaman zaman böyle oluyorum dedi.
Bu cevaptan sonra hiçbir şey söylemeden çekip gitti.
İnanın belki onlarca araç bizi setretti.
Bir Allah'ın kulu burada ne oluyor deyip aşağı inmedi.
Sahi, hani “komşusu açken tok yatan bizden değildi?"
"Dicle kenarında bir kurt kapsa kuzuyu gelir adli ilahi Ömer den sorar onu” sözünü rehber edinen bu toplumduk.
Neden bu hale geldik?
Duyarsız, ilgisiz, kuşkucu ve birilerine yardım etmekten korkan.
İlkemiz ”bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.”
Helal olsun be.
İnsanlık ölmüşte haberim yokmuş.