LAFIN SIRASI VE AKTAŞ
İnanmadığım hiçbir kişi için kalem oynatmam. İnandığım bir kişiyi de sonuna kadar savunurum.
Hiçbir insan dört dörtlük değildir. Elbette hataları vardır. Önemli olan insanların hatalarından ders çıkarıp o hataları bir daha yapmamasıdır.
Bu benim için de, herkes içinde geçerlidir.
Geçtiğimiz gün Bursa büyükşehir belediye başkanı Alinur Aktaş la lafın sırası programın da beraberdik.
Tam 45 yıllık gazetecilik hayatımda Lafın sırası başlığı ile köşe yazıları yazdım. Hak etmedi ise kimsenin onuru ve haysiyeti ile oynamadım. Doğruya doğru, eğriye eğri dedim. Önüme koyulan maddi teklifleri elimin tersi ile ittim.
Beni bilen bilir, bilmeyenlere de bu vakitten sonra anlatacak hiçbir sözüm yoktur.
Zaman zaman lafın sırası başlığı ile medya yıldırım da güncel konular üzerinde yazıyor, zaman zaman da Kanal on6 teve de amatör bir ruhla program yapmaya çalışıyorum.
45 yıllık gazetecilik hayatımda hep amatör ruhla yazdım ve söyleşiler yaptım.
Geçtiğimiz gün Bursa büyükşehir belediye başkanı Alinur Aktaş la lafın sırası nda bir araya geldik.
Bu sefer farklı bir formatla sizlerin karşısına çıkmak istedim.
Bunun içinde söyleşimi renklendirmek adına Alinur Aktaş ın özeli ile ilgili birkaç fotoğrafa ihtiyacım oldu. BBB Basın ve halkla ilişkiler daire başkanı Ahmet Bayhan dan rica ettim. O da Aktaşın oğlu, Safa Hilmi Aktaş tan istemiş. Ama kesinlikle Alinur Aktaş ın haberi olmaması kaydı ile. Bayhan ve sevgili Hilmi sözlerinde durdular.
Kendilerine teşekkür ediyorum.
Alinur Aktaş hazırlıksız gelmişti. Kendisini programa davet ettiğimde yoldan, sudan, asfalttan, parke taş tan bahsetmeyeceğimi farklı bir formatla seyircilerin karşısına çıkacağımızı söyledim. Aktaş ta ne sorarsan sor, teklifini kabul ediyorum dedi, elini kolunu sallayarak ekranların karşısına çıktı.
İzlemeyenlerin çok şeyi kaçırdığını söyleyebilirim. Çünkü bu programda Alinur Aktaş’ ın özünü, kendisini ve de ne kadar samimi olduğunu görecektiniz.
Kanal On6 teve, programın tekrarını değişik zamanlarda veriyor. İzlemeyen varsa, mutlaka izlemelerini isterim.
Aktaş, satır aralarında öyle güzel, anlamlı sözler söyledi, cümleler kurdu ki, her biri çerçeve edilecek, duvara asılacak güzellikte.
Anneniz ve babanız sağ iken onların kıymetini bilin, iş işten geçtikten sonra sızlanmanın, ah vah etmenin anlamsız olduğuna vurgu yaptı.
Sonradan dizinizi dövmek istemiyorsanız, evlatlarınızı el bebek, gül bebek yetiştirmeyin. Sadece okula göndermekle sorumluluğunuzu üstünüzden atamazsınız, yaz tatillerinde mutlaka birilerinin yanında çalışmasına vesile olun, hayatı öğrenmesini sağlayın, dedi.
İcraatları ile ilgili de, siyaset yapmadan, alışılagelmiş siyasetçi kimliği ile değil, nevi şahsına münhasır tavrıyla dobra dobra, yaptıklarını ve yapamadıklarını anlattı.
Aktaş’ı tanımadan, onunla sohbet etmeden onu anlamak zordur.
Aktaş hakkında hiçbir şey bilmeyen, kendisi ile bir kez olsun oturup kalkmayan ve onunla sohbet etme fırsatı yakalayamayan, sadece kulaktan dolma haberlerle, dedikodularla olumsuz fikre sahip olanlar, inanıyorum ki Aktaş la bir kez olsun bir araya geldiklerinde, olumsuz düşüncelerinden utanacak, mahcubiyet duyacaklardır.
Aktaş ta alavere dalavere yoktur.
Aktaş ta benlik duygusu, insanlara tepeden bakma gibi, gurur ve kibrin eserini göremezsiniz.
Aktaş, hiç kimseye karşı kin beslemez, saman alevi gibidir.
Aktaş, hayat denen merdivenlerin her basamağında, pişerek olgunlaşarak bu noktaya geldi.
Ve lafın sırasında çok şey konuştuk, elbette anlayana…