Tablolardan Hayatımıza Yansıyanlar Anlam Yüklü Mesajlar
Derin mesajlar yüklü ve bize değerler eğitimi kazandıran bir söz, bir mısra, bir kitap, bir şarkı adıyla aklımızda kalmış o kadar değerimiz var ki ne kadar iftihar etsek azdır.
Çocukluğumuz ve gençliğimizde bazen bir kâğıda iliştirilmiş, bazen boyalı bir fırça marifetiyle bina girişlerine kapı üstlerine işlenmiş, bazen mermere kazınmış muhtelif askı yazı türleri çokça karşılaştığımız manzaralardı. Tablo olarak işyerlerinde olsun konutlarda olsun asılan ders ve ibret dolu çoğu anonim hale gelmiş sözler vardı; bizlere kişilik kimlik kazandıran..
Zihnimi şöyle bir yokladım. 60’lı yıllarda doğmuş ve 70’li yıllarda çocukluğunu, 80’li yıllarda gençliğini yaşamış biri olarak çocukluğumdan beri levhalardan öğrendiklerim bir bir önümden geçti. Onlar yaygın eğitimde toplum kültürü adına ne kadar ehemmiyet arz ediyor bir kez daha anladım. İlk zamanlar bilinçsizce okuyup veya bakıp geçsek, mana ve mesajını tam anlayamasak da ruhumuzun katmanlarına ilmek ilmek işleyen ne incecik hikmetlermiş büyüdükçe, düşündükçe daha iyi anlamıştık. Mesela:
Bismillahirrahmanirrahim
Sözlü olanlarının yanısıra medeniyetimizin duvarları süsleyen levhaların başında gelen besmeleler bazı ev ve işyerlerinde arapça aslı, bazılarında latin harfleriyle yazılı olabilen en yaygın ikazlar ve uyarılardı. Besmelenin bereketini umma, unutmaktan kaçınma adına hem kendine ve hem de okuyanlara hatırlatmaydı. Ev, araç, işyerinde çokça okuyabilirdiniz.
Maşaallah
Eserin, eşyanın, mülkün Allah’ın muradı ve dilemesiyle oluştuğunu, nazar edenin bu gerçeği gözden ırak tutmaması gerektiğini tembihleyen bir öğreti olarak en yaygın asılı tablolardan biriydi.
Lailahe illallah
Araçlarda, ev ve apartman kapılarında ve ev içlerinde salonlarda asılı, seçkin hat ustalarının elinden çıkma bir sanat eseri özelliğini de taşıyan imanımızın anahtarı, dinimizin en özlü ifadesi olan kelime-i tevhidler estetik duruşuyla da sizi büyüleyen levhaların başında geliyordu. Devamında gelen Muhammedun Rasülullah ifadesi bağlı olduğumuz ikinci kaynağı gösteriyordu. Bazen sadece Allah ve Muhammed kelimesi bereket umuduydu.
Vav
Lise çağlarında ancak çözebildiğim bir levha da anne rahminde çocuğun duruşuna benzetilen vav harfiydi duvarlarda asılan. Meğer ne anlamlar içeriyormuş:
Vav Harfi, Allah’ın Vahid ismini ve birliğini simgeler. Vav harfi, Ebced hesabında 6 rakamına denktir, imanın 6 şartını temsil eder. Allah’a kulluğun manası vav’dadır, İnsan dünyaya vav şeklinde gelir, Yüce Rabbimiz yarattığı kullarının vav gibi mütevazı olmasını ister. İnsan vav gibi olamadığı sürece vaveyla olur. Vav harfi ile başlayan kelimelere dikkat edildiğinde hepsi sorumluluk gerektiren işlerdir. Bu meslekler ve işler; ”Vali, Vezir, Veli, Vekil, Varis, Vasi, Valide, Vaad etmek vb. (hattat Ali Ezgi / facebook sayfasından)
Bir de Vav Gemisi denilen ve âmentünün yazıldığı levhalar da hemen her evde vardı. Vav, Allah’ın vâhid (bir) ismini; imanın altı şartını, hem de secde hâline benzediğinden dolayı insanın hakikatini sembolize eder. (http://www.ekrembugraekinci.com/makale.asp?id=526)
Hilyeler
Hazret-i Peygamber’in vücut özelliklerini tanıtan şemailini tarif eden bir nevi yazılı kısa portre özelliği taşıyan hilye-i şerif asılırdı. O’nu hatırlamak, rehberini tanımaktı bu.
Bereket duası
Bereket olması için karınca duası da dualarda çok asılıydı. Peygamber kıssalarından mülhem Hz. Süleyman’ın kabul gören bir karıncanın duasına şahit olması ve onun niyazının elden ele dolaşması, hayatımıza yansımasıydı.
Edep Ya hu!
Benim uzun yıllar okuyup bir anlam vermediğim ancak çoğulu adap olan bu kelimenin kişi, aile ve toplum nezdinde ne kadar önemli olduğunu anladıkça ecdada minnet duygularımın ziyadeleştiği kendi kısa anlamı uzun ve geniş levhalardı. Hadsizlere ‘edebini takın, haddini bil, hayasızlık yapma’ mesjları yüklü ne güzel bir uyarıydı.
Ya Hafiz
Cenab-ı Hakkın esmaul hüsnasından biri ve koruyan, muhafaza eden demek olan ismidir. Zikir ve dua için kullanılan özlü niyaz tablosudur. Gençlik dönemlerimizde ‘Allah korusun’ tarzında evlere, araçlara iliştirildiğini çok görüyorduk.
Müşteri velinimetimizdir
Nimet veren, nimete vesile olan manasındaki beyandır. Bunu asan esnaf müşteriye alelade bir gözle bakmadıklarını, Allah’ın bir nasip olarak gönderdiği rızka vesile olan aziz misafiri gibi karşılanır mesajıydı. Malımı satın alan, dükkanıma giren benim nimet ve rızık elde etmeme vesiledir, muhteremdir demekti.
Rızık Allah’tandır
Er-rızku alellah şeklinde arapçası da olan bu levhalar, Halık olan Allah tealanın mahlukunun rızkına kefil olduğunu gösteren işaretlerdi.
Mektubat adlı eserinde (23. Mektup) Bediuzzaman hazretleri de odasında çok istifa ettiğini söylediği meşhur bir tablo vardır: Dost istersen Allah yeter/Yaran istersen Kur’an yeter/ Mal istersen kanaat yeter/ Düşman istersen nefsin yeter/Nasihat istersen ölüm yeter’ Benzer nasihat Şeyh Edebali’ye de mal edilir.
Söz ola kese savaşı
Bizim Yunus’un Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı / Söz ola ağulu aşı / Bal ile yağ ede bir söz; yine ‘Biz gelmedik davi için, Bizim işimiz sevi için, Dostun evi gönüllerdir, Gönüller yapmaya geldik. (Yunus Emre)
Daha düşünülse onlarcası çıkabilecek birbirinden önemli bu sessiz irşatlar, taşkınlığımızı törpüleyen, cehaletimizi örten söyleyeni meçhul, sanki toplum adına toplumu hizaya getirici yol işaretleriydi. Trafik işaret ve levhaları nasıl akışı kolaylaştıran, ulaşımı rahatlatan ve düzen sağlayan unsurlar ise bir nevi onlar da beşerî münasebetlerimizi güzellik ve iyiliklerle donatan kültür öğelerimizdi.
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Son olarak liseden mezun olacağım yılda (1981) Bursa’da bir doktorun muayenesinde hasta sırası beklerken ezberlediğim sözler hep şiarım oldu:
Muhibbi mahlasıyla şiirler yazan ve divanı olan Kanuni Sultan Süleyman'ın nikris hastalığından muzdarip iken yatağında söylediği söz olarak bilinen berceste haline gelmiş “Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi’ (Bildiğimiz devlet manasının yanında büyüklük, mevki, mutluluk, talih gibi anlamları vardır. (TDK’ye göre) Bunlar önemli ama bir nefes sıhhatin yeri başka, onun yerini doldurmuyor mesajıydı.
Bunlar sadece duvarların süsü değil, farkına varmadan bilinç altımıza işleyen bizi biz yapan değerler eğitimine yönelik mesajlar, yol işaretlerimizmiş meğer. Hem de evlerimizin, dükkanlarımızın bereketi ve bir devrin manevi sigortaları.