Bayram KAYA .................... Edebiyatçı- İlahiyatçı ve Yerel Araştırmacı

Tarih: 28.09.2022 12:18

TÜRKÇE'NİN HARİKALARI

Facebook Twitter Linked-in

Türkçe’nin Harikaları

Yirmi yıl önce bir dergide (Aksiyon, 2-8 Şubat 2002) ‘Türk Edebiyatının Yedi Harikası' diye bir dosya açılmış ve elli yazardan kendilerini en çok etkileyen eserleri seçmeleri istenmiş, çıkan sonuca göre en çok oy alan eserler sıralanmıştı.

Aldığım notlara göre Yunus Emre divanı, Mehmet Akif’in Safahat’ı, Yahya Kemal’in Kendi Gökkubbemiz’i, Necip Fazıl’ın Çile’si, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur’u, Kemal Tahir’in Devlet Ana’sı, Nazım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları en fazla beğenilenler arasında görünüyordu.

Ayrıca Sezai Karakoç’un şiirleri, Orhan Pamuk’un Benim adım Kırmızı, Yaşar Kemal’in İnce Memet, Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm, Peyami Safa’nın Yalnızız, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar, Halide Edip Adıvar’ın Sinekli Bakkal, Yakup Kadri’nin Kiralık Konak ve Çankaya, Tarık Buğra’nın Küçük Ağa adlı eserleri de en çok hatırlanan eserler arasında yer almış. 

Hak vereceğiniz gibi her yazarın ilk tercihi farklılık arz ediyordu. Biri Orhan Kemal’in Avare Yılları’nı diğeri S.Faik Abasıyanık eserlerini, bir başkası Divan-ı lügati’t-Türk’ü seçmişti.

İnsanları etkileyen ve kendisinde derin izler bırakan eserler kişilere, türlere, dönemlere göre farklılık taşıması normaldir. Bugün de farklı yazarlarla yapılsa muhtemelen farklı eserler çıkabilir. Sonuçta en sevdiğiniz eserleri okuyabildiğiniz kadarıyla yediye indirgemek zorunda kalıyorsunuz. Hem yazar sayısı hem de eser sayısı daha yüksek tutulsa mutlaka daha çok eser dikkate sunulur.

Tarih boyunca münevverlerimizin dil zevkiyle okuduğu divan edebiyatımızın şaheserleri (Fuzuli, Nabi, Baki, Şeyh Galib vb) şairlerin divanlarını mı, 
Milletimizi derinden etkilemiş hatta köy odalarında okunmuş Dede Korkut, Mesnevi, Muhammediyye, Ahmediyye, Mevlit, Bostan ve Gülistan’ı mı, 
Milletimize manevi maya çalmış mektubat, menkıbe/menakıb, musahabe eserlerini mi,
Burada ilk yedide adı geçmeyen Peyami Safa, Tarık Buğra, Cemil Meriç, Sezai Karakoç, Ömer Seyfeddin, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Reşat Nuri Güntekin vb. yazarların eserlerini mi göz ardı edebilirsiniz. Tabii ki seçim çok zor.

Bazı yazarlar böyle listelerin kişisellik arz edeceğinden milletin ortak değeri gibi anlaşılmasını doğru bulmazlar. Bunda hem okuma alışkanlığının yetersizliği ve hem de eski dönem eserlerin aslından okuyacak kelime haznesine sahip bulunmamaktan ötürü sadeleştirilmiş nüshalardan okunduklarından edebi zevki tam alamamak da etkili olabilir. 

Kelime haznemiz çok daraldı. Çok fazla gerilerin değil Cumhuriyetin ilk yıllarında yazılmış 1920’li, 30’lu, 40’lı, 50 ve hatta 60’lı yılların eserlerini sözlük kullanmadan okuyabilecek kaç insanımız kaldı. Sadeleştirilerek okumak orijinal ifadelerin yanında ne kadar sönük kalır ne kadar edebi zevk ve haz verir fark edebilmek için iyi bir mukayese alt yapısına sahip olmak gerekir. 

Edebiyat dünyamızda sadece okuduğumuz değil daha okumadığımız/okuyamadığımız nice harikalar gizlidir kim bilir. Okumadıktan veya okuyamadıktan sonra gizli kalmış harikalar kimin işine yarar. İnsanın ömrünün yetmeyeceği zenginlikte bu mirastan olabildiğince istifade edebilmektir aslolan. 

Türkçenin Harikaları elbette sınırsız ve çok büyük zenginlik. Ancak en güzel harika ve harikulade olan şey, edebiyat dünyamızda kültürel açılımlar kazandıran, dilimizin inceliklerini yansıtan, içerdiği usul ve üsluplarla ruhumuzu terbiye eden, bizlere zihni inkişaflar yaşatan, hayal ve ufuk açıcı nice edebi ürünlerle hemhal olmak, birlikte yolculuk yapabilmek, ülfet ve dostluk kurabilmektir. Ne mutlu tekâmül yarışında böyle harika ürünlerle ünsiyet kurabilen harika insanlara.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —