Bayram KAYA .................... Edebiyatçı- İlahiyatçı ve Yerel Araştırmacı

Tarih: 21.02.2023 20:57

YALAN DÜNYA VE AFETTEN RAHMET DEVŞİREBİLMEK

Facebook Twitter Linked-in

 

YALAN DÜNYA VE AFETTEN RAHMET DEVŞİREBİLMEK

Kültürümüzde dünyanın bir gölgelik, insanın da bir misafir ve yolcu olduğu hakikati vardır. Yunus’umuzun deyişiyle dünyanın geçiciliğinden mülhem bu hakikat ‘Mal sahibi mülk sahibi, Hani bunun ilk sahibi. Mal da yalan mülk de yalan, Gel biraz da sen oyalan’ mısralarıyla dünya telaşında birbirimizi ikaz ettiğimiz bir düsturdur.

Son yaşadığımız asrın felaketi olan büyük deprem afeti de bazen mallarımızla, şanlarımızla gururlandığımız, materyalist bir mantıkla ne kadar acımasız, şefkatsiz, merhametsiz davrandığımız bu menfaatlerin aslında ne kadar değersiz olduğunu bir kez daha göstermesi, dünya hırsıyla neleri ihmal ettiğimizi, asıl zenginliğin iman, ahlak ve ilim olduğunu tefekküre vesile olması itibariyle da büyük anlamlar içerir. Hayatın da bir anlamı, gayesi ve ruhu olduğunu aşılar.

İnanç medeniyetimiz dünyayı büsbütün terk ve ihmali hoş görmez; tersine kesben değil, kalben terki ister. Dünyevileşmeyi, güç temerküzü adına her şeyi mübah görmeyi, gayri meşru yolları yasaklar. İki cihan saadeti için meşru disiplinler önerir.

İki dünyayı da dikkatlerimize sunan Kerim Kitabımızdan damıtılan en özlü mesaj, bu dünyanın tutkularımıza cazip gelen süslerine kanmamak, oyun ve eğlenceden ibaret fani dünya hayatının bizi aldatmasına fırsat vermemek, aşırılıklardan uzak dengeli bir hayat sürmektir.

Yüce Ahlakı, Rabbi tarafından methedilmiş ve insanlığa örnek gösterilmiş Seyyidü’l- Beşer (sav) de ölçüyü kaçırmamayı istemiş, kaçıranları şiddetle uyarmış ne dünya için ukbayı, ne ahiret için dünyayı terke müsaade etmemiş. Bilakis burasının ahiretin tarlası olduğunu hatırlatmış ve ebedi hayatı kazanma yarışında iyiliklere sarılmamızı mütemadiyen tavsiye etmiştir.

İlim ve hikmet ehli zevatın da yaş aldığı halde dünyalığının artmasına sevinenlerden değil, ilminin, ahlakının, iyiliğinin artmasından mutlu olanlardan olmayı tavsiye etmiş (İmam-ı Gazali); dünyayı önemsemeden yaşamak demek olan zâhidâne bir hayatın dünyalığı olmadığı için kendini soyutlayan değil, malı mülkü olduğu halde bunlara ehemmiyet vermemek olduğunu öğütlemişlerdir. (Muhyiddin-i Arabi) 
İnsanlığın ve İslamlığın yayılması, cehalet ve hurafelerin bertaraf edilip hakkın galibiyeti ilk amaç olması gerekirken tamahı, hırsı, israfı, kanaatsizliği, mal-mülk, şan-şöhret duygularıyla önceliğin dünyaya verilmesi, aracın amaç haline getirilmesi biz insanoğlunun acizliği, ihmalkarlığı ve sınır tanımazlığıdır.

Çeyrek asır hükmetmiş Portekiz diktatörü Salazar’ın halkını 3F ile idare ettiği, bunların da fado (müzik), fiesta (şölen, eğlence) ve futbol olduğunu söylenir. (Ergun Göze, Soruşturma, Boğaziçi yay. 4.baskı, s.29) Bunlar gibi daha nice anafora kapılmadan ve girdaba sürüklenmeden sorumluluk bilinciyle insana yaraşır hareket etmek gerekir. Meşru, yerli yerince ve kararınca olanı anlamlı olabilir ama hayatı anlamsızlaştırırcasına ömrü bunlara endekslemek anlaşılır değildir. Nitekim Mevlâna aşığı, onun sayesinde müslüman olmuş ve eserlerini Fransızcaya çevirmiş Eva de Vitray-Meyerovitch, asrımızın ve insanımızın en büyük problemi nedir sorusuna ‘Duygu eksikliği ve Hayatın manasını kaybetmiş olması’ olduğunu söylemiştir. (age)

Dünya yaratılalıdan beri sel, heyelan, yangın, salgın hastalık, deprem vb. gibi muhtelif afetlerle sarsılmış, muhtelif olaylarla insanlar sınanmıştır ve bundan sonra da devam edecektir. Bize düşen fiili ve kavli duaya yönelmek, yani azami tedbire riayet ederek ders almak, rüyaların tabirine baktığımız gibi yaşadığımız hadiselerin de tabirini yapabilmektir. Önüne geçilemeyen bir afet ve musibette de nerede olursa olsun empati yaparak kardeşinin derdiyle dertlenmek, sıkıntısını paylaşmak, sabır ve metanet dilemektir. Zira imtihan sadece bölgede olanlara ve musibete uğrayanlara değil, sıcak evinde oturan bizlere de şamildir.  

Deprem milletimizi millet yapan asli unsurlarını bir kez daha gün yüzüne çıkarmış, yarışırcasına infak, paylaşma ve yaraları sarma konusunda dinmek bilmeyen fedakarlıklarla destanlar yazmış, farklılıkları bir kenara koyarak el ele milli bir seferberlikle kıyama kalkmış, yurt içi ve dışından örnek insanlık hikayelerini göstermiş, ferdi ve ictimai sahada bir kez daha esaslı bir hayat muhasebesi yapmamıza vesile olmuştur. 
Kendi acziyetimizin farkına vararak yüce kudretini bir kez daha iliklerimize kadar hissettiğimiz Cenab-ı Hak bir daha böyle acılar yaşatmasın ve ağır yüklerle sınamasın. Hayatını kaybeden kardeşlerimizin vefatlarını hükmen şehit, kaybettikleri mallarını sadaka eylesin. Yaralı canlara acil şifalar dilerken, bu son afeti ülkemiz ve milletimiz için maddi-manevi fütühat, rahmet, bereket, lütuf, ihsan ve ikramlara vesile kılsın.
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —