Yol, yolcu, istikamet
Her yıl Diyanet İşleri Başkanlığımızca 1-7 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Camiler haftası arifesindeyiz. Hafta münasebetiyle her yıl bir tema belirlenerek o konu üzerinde yoğunlaşılıyor. Üzerinde konferanslar tertipleniyor, seminerler işleniyor, hutbeler okunuyor ve vaazlar veriliyor. Bu yıl ‘iman ve istikamet’ konusu seçilen hafta temenni ediyorum ki şimdiden hayırla dolsun, ‘yolunu şaşırmışların’ istikametini bulmalarına vesile olsun.
Yol lazım
İnsanın inancı ve ideali uğrunda ‘bir yola çıkması’, ‘bir yol bulması’ ne ulvi bir duygudur. Her bir insan kendince ‘bir yol tutturmuş’ gidiyor, koşar adım bir yerlere yetişme telaşında. Hangi yolun yolcusu olduğunu kavramadan, kalabalığa dalarak yürüyenlerden ‘sırat-ı müstakim’ olarak belirtilen dosdoğru yoldan sapmamak için efor sarfedenlere kadar değişik yelpazelerde ‘yola koyulmuş’ insanlar bulunuyor.
İnsan gittiği yolu tanımalı, sonu nereye varır bilmelidir. Bazı yollar yanlış, bazıları engebeli, çamurlu, kaygan, tehlikeli, karanlık. Bazıları manalı, dava yörüngeli, çileli de olsa mukaddes. Kelam-ı Kadim’imiz bize iki yol gösterildiğini beyanla tercihte irademizle baş başa kaldığımızı hatırlatır.
Yolcu lazım
Peygamber efendimiz (sav) bizleri dünyaya aşırı meyilden kurtaracak, fi sebilillah /Allah yolunda ilim, ihlas, infak vb. ibadetlerle dolu bir yolculuk tarifiyle ‘garip bir yolcu gibi’ kalıcı değil, gelip geçici bir yolcu olduğu bilinciyle hayat sürmemizi tavsiye ederken, Bediuzzaman (rh.aleyh) insanın ruhlar aleminden anne rahmine, oradan dünyaya, dünyadan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede doğru bir yolculuk yaptığını söyler.
‘Yol geçen hanı’ dünyadan göçerken ‘yola koyulacak, yolunu dosta düşürecek adamlar olmalıyız; ‘yol O’nun varlık O’nun’ diyerek. ‘Yolcu yolunda gerek’.
Yol arkadaşları lazım
Yol yokuş, engebeli, sıkıntılı. Yol tehlikelerine karşı, yol kesicilere karşı dik duruş ve güç temerküzü adına yol emniyetini muhafaza için arkadaşlar lazım; birlikte seyahatten haz aldığımız, omuz omuza vermekten huzur duyduğumuz. Bazen onlarla yol arkadaşlığı bu dünya sınırı ile sonlanmaz, daha ötelere uzanır ve ‘ahretlik’ olurlar. Hele bunlar en yakınlarınız eşleriniz, evlatlarınız, akrabalarınız, komşularınız ise yolculuğun tadına doyum olmaz. ‘Arkadaş kurbanı olmamak’ için yol arkadaşı seçimi çok ehemmiyet arz eder. Baş imamımız (sav) kişi arkadaşının dini (yolu, ahlakı) üzere olduğunu belirterek, iyi arkadaş seçmemiz gerektiğini tavsiye eder. İyi arkadaşlığı misk satan, kötü arkadaşlığı is, kir, pas bulaşma ihtimali olan körük çeken demirciye benzetir.
Yol işaretleri lazım
Yolundan emin olmanın bir işareti de geldiği veya gittiği yolun sağlamasını yapmaktır. Belli bir düzenin intizamı için bizi yoların en müstakimine iletecek, handikaplardan kurtaracak başlıca işaretler de gerekiyor. Rastgele bir yolculuktan bizi beri tutacak, kazadan beladan uzaklaştıracak ikaz levhaları şart. Hele ‘uzun, ince bir yolda’ bu hız ve haz çağında.
Yolun hakkını vermek için yol rehberi/ klavuzu lazım
Değerlerimize hayat bulduran bu yolun hakkını vermek için niyet, çaba, sabır, istikrar da en önemli silahlarımızdır. Rehbersiz ve kılavuzsuz kalmak yolun sonuna bizi ulaştırmaz. Literatürümüzde anlamını bulan ‘ibnü’s-sebil’ (yolun oğlu) ve ‘ibnü’l-vakt’ (vaktin çocuğu) olabilmek çok kolay değil. Niyeti, özeni, tedbiri, sabrı, rehberi, biniti, azığı olmalı. Gittiği yerler gönlünü, insanlığı, ahlakı, fıtratı taşımalı. Gittiği yolda eseri görülmeli,
Yol vasıtası ve yol hazırlığı da lazım
Oto, otobüs, gemi, tren, uçak bizi maksudumuza ulaştırıyorsa yol hedefimize de vasıtalar vardır. Bazen bunlarsız bir seyrü sefer. Hedefi, maksadı olan yolculuklarda gönülden gönüle bir yol olduğunu anlar. Bizi iki cihan saadetine ulaştıracak bir yol ve vasıta bulmak ne anlamlı. Değerleri adına yolu hakikate düşürmek sevdası ne güzel bir erdem. Valizini hazırlamak, yol harcını tedarik, yol azığını düşünmek, tedbir de öyle.
Hakka giden yolda, yola girerek, hakiki yoldaşlarla, yol rehberi ve kılavuzumuzun öncülüğünde, yol azığını ve yol hediyemizi alarak, otobüsü-treni-uçağı kaçırmadan, yolunun ve yolculuğunun hakkını vererek, ‘göçtü kervan kaldık dağlar başında’ pişmanlığı yaşamadan cümleye ‘Hayırlı Yolculuklar’ dilerim. Büyük bir hüner olan ‘Hoş geldin’ denilebilmek umuduyla yolunuz ve menziliniz mübarek olsun.